Puan vermedi·172 syf.··
2026 28. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 05 Mayıs 2026 14:06
Otomatik Portakal Anthony Burgess & Otomatik Portakal Merhaba, İngiliz yazar Burgess'in romanı 1961'de yayımlanmış dilimize 1982'de çevrilmiştir. Distopik bir kurguya sahip olan kitap üç bölümden oluşmaktadır. İlaveten roman 1971'de aynı isimle sinemaya uyarlanmıştır. Romanın baş karakteri Alex henüz 15 yaşında ama tam bir suç makinası. Onunla beraber bir çetesi var. (Ve onlar gibi bir cok cete var o toplumda) Aklınıza gelebilecek ve aklınızın almayacağı her türlü kötü fiil hayatlarının normali olmuş dahası bundan zevk alıyorlar. İlk bölüm onların yaptığı bu kötülükleri anlatıyor. Dili rahatsız edici, argo, küfür, müstehcenlik yoğun bir şekilde var ve bu bakımdan ciddi bir eleştiriye maruz kalmış kitap. Şahsen benimde eleştirdiğim bir husus bu. Çünkü roman okurken bir edebi dil hayali kuruyorsun, bu bazen dil bazen kurgu olarak ortaya konuyor. Malesef bu kitap edebi dilden çok uzak. İkinci bölümde Alex'in hapis hayatı konu ediniyor. Ve orada bir deneyde kobay olarak onu seçiyorlar. Amaç onu "iyi insan olmaya zorlamak". Tercih hakkı elinden alınan ve kitabın adından mülhem otomatik bir portakala dönüşen Alex aslında iyi olmayı seçmemiş, seçtirilmiş oluyor. Bu da ona uzun vadede bir yarar sağlamıyor. Toplumun devlet eliyle böyle bir durumla karşı karşıya bırakılması bir bakıma insanların özgürlügüne ket vurulması anlamını taşıyor. Bu kısımda devlete, yönetim sistemine, demokrasi, özgürlük gibi kavramlara, insanların tek tipleştirilmesine eleştiriler yer alıyor. Son bölümde ise deneyle ıslah edilmiş Alex'in topluma tekrar kazandırılması aşaması ve yaşadıkları konu ediliyor. Yakın zamanda suça sürüklenen çocuk ifadesini ve bu konudaki tartışmaları bilen biri olarak kitaptan çıkarımım şu oldu; bir insanın iyiyi ya da kötüyü tercih etmesinin devlet mekanizması tarafından
Otomatik PortakalAnthony Burgess · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2009113,2bin okunma
9/10
·222 syf.··
2026 14. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 20 Nisan 2026 13:23
Rus edebiyatını çok seviyorum. Hele de Gorki olursa ayrı bir keyif alıyorum. Gorki'nin daha önce okumadığım bir eseri helede eski basım olunca hemen okumak istedim. Eser dört uzun hikayeden oluşmakta. Gözlemlerini kendi başından geçmiş gibi anlatıyor dili çok güzel ve en önemlisi çeviride çok başarılı. Eser ismi ile bağdaşıyor her hikaye serseri ruhlu insanların hayatından kesitleri gözler önüne seriyor. Bir dönem rusyasının ekonomik durumu ve halkın yaşam tarzından kesitler veriyor. Severek okudum. Uzun hikaye sevenlere öneririm. Gözlemleri, tasvirleri ve anlatımı çok güzel. Seçtiği karakterler kitap ismi ile uyuşuyor.
SerserilerMaksim Gorki · Yücel Yayınları · 19767 okunma
Reklam
Puan vermedi·224 syf.··
2026 9. kitabı
Kuyucaklı Yusuf okumakta geç kaldığım bir kitaptı ancak bazı kitapların gerçekten doğru zamanı beklediğine inanıyorum. Bence benim için doğru zamanı bu yaşımdı. Kitap bittikten sonra kafamda pek çok soru işareti bıraktı. Bazı karakterlerin hikayesine tam olarak girilmedi. Sebebinin ise Sabahattin Ali’nin hayattayken bu eseri üç cilt olarak düşündüğü ama erken yaşta ‘öldürüldüğü’ için devamını yazamadığı söyleniyor. Baş karakter Yusuf duygusal açıdan mesafeli ve soğuk yazılmış. Okur olarak karakterle bağ kurmakta zorlandım. Buna rağmen Sabahattin Ali anadoludaki yaşamı çok gerçekçi yansıtmış. Özellikle evlilik hakkındaki eleştirileri tam yerindeydi. Toplumsal eşitsizlik de romanda çok iyi işlenmiş. Zengin insanların yöneticilerle işbirliği içinde olup işledikleri suçlar için asla yargılanmamaları ve toplum gözünde de bunun olağan kabul edilmesi çok üzücü. Sabahattin Ali bu kitabı yazalı 90 yıl olmuş ama bu geçen 90 yılda günümüz Türkiyesinde de değişen bir şey ne yazık ki yok. Yazar romanda bir sayfada “Hapishane ancak serseriler,köylüler ve aşağı tabakadan insanlar içindi” diyerek durumu net bir şekilde özetlemiş. Okuduğum ikinci Sabahattin Ali eseriydi. İlki Kürk Mantolu Madonnaydı. İki eseride çok beğendim. Kitaplardaki fazla betimlemeleri sevmesemde Sabahattin Ali’nin betimlemeleri ve kalemi çok iyiydi.
Kuyucaklı YusufSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025210,8bin okunma
8/10
·368 syf.··
2026 30. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 12 Mart 2026 22:15
Gecenin Çobanları, Brezilyalı yazar Jorge Amado'nun kalemiyle tanışma fırsatı bulduğum ilk kitabı oldu. Kendisi de bir kakao plantasyonunda büyüyen yazar, kitaplarında genellikle göçmenlerin, siyahların, melezlerin ve yoksul beyazların sömürülmesi ve sefaletiyle birlikte ırksal olarak birleşmiş alt sınıfların, Brezilya'nın doğusundaki Bahia şehir hayatına dair müstehcen hikayelerini yazar. Gecenin Çobanları'nda da Bahia'daki fahişeler, kumarbaz serseriler, alkolikler, melezler, kan kardeşler ve ermişler gibi bir grup yoksul ama cesur, cömert, ateşli ve tutkulu insanlardan oluşan halkın; yaşam mücadelesini, özlemlerini, inançlarını, umutlarını, baskılara ve geleneklere baş kaldırmalarını, Kandomble dininin coşkulu ritüelleri, mitler ve halk hikayeleriyle birlikte harmanlayarak anlatır. Yazar, geceyi sadece hikayenin bir atmosferi olarak değil Brezilya'nın ruhu olarak da şekillendirir ancak Amado'nun anlattığı dünya, yalnızca Brezilya'nın değil, unutulmamak için direnen seslerin de dünyasıdır. Gecenin Çobanları da bu seslerin toplandığı modernist bir eser olmuş. Kitapla kalın...
Edebiyat & Roman
Gecenin ÇobanlarıJorge Amado · Sel Yayıncılık · 202331 okunma
Bir Yeraltı Dünyasının Adıdır; "Kolera"
10/10
·136 syf.··
2026 55. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 25 Mart 2026 22:12
Metin Kaçan'ın ilk romanı "Ağır Roman" ilk basımı 1990 yılında yapılmıştır. Bu roman yazarın hayatındaki en önemli eserlerinden biri olmuştur. Bu eseriyle yazar, adını tüm edebiyat dünyasına duyurmuştur. Olumlu eleştiri aldığı gibi, yazarın dili ve içeriği dolasıyla da eleştirilmiştir. Yazar 1995’te romanı senaryolaştırmış, 1997’de ise Mustafa Altıoklar tarafından sinemaya uyarlanmıştır. Ne kadar doğru bilinmez ama Türkiye'de yeraltı edebiyatının başlangıcı olarak kabul edilmiştir. Ağır Roman; Adını bir roman havasından alan roman; karakterlerin yaşamını devam ettiği bir mahalle de adı geçen Kolera mahallesi, karanlığın bir girdap hükmündedir. Kolera Mahallesinde karakterlerin hayatlarını derinden etkileyen bir içsel savaş vardır. Bu mahalle de her türlü insan vardır. Çaresizlik, ölüm, uyuşturucu, bağlılık, alkolizm ve cinselliği gözler önüne seriyor. Kitabın karakteri olan, Gıli Gıli Salih ve abisi Reco daha küçük yaşlarda hayat mücadelesine başlamışlardır. Yaşadıkları hayat, onları bir dipsiz kuyunun içine düşürecek. Çünkü Kolera mahallesi çok çeşitli suçluların yaşadığı kötü bir semttir. Özellikleri geceleri bu semtte çok çeşitli suçlar işlenmektedir. Romanda; Kevaşeler, Çingeneler, İşçiler, Militanlar, Anadolu’dan göç etmiş köylüler, Yengeç Herifler (Yeraltı dünyasının fedaileri) Şairler, Esnaf, Tamirciler, Malbuşçular, Zarbolar (Polisler), Homoseksüeller, Esrarkeşler, Caniler... Bir toplumsal bir altyapı oluştururlar. Ve hepsinin ortak noktası, toplumdan izole edilmiş bir yaşamı sürdürerek, hayatlarına devam etmeleridir. ve ayrıca; serseriler, uyuşturucu satıcıları, hırsızlar, hayat kadınları, eşcinseller ve kavgaları keyifle izleyen evsizlere şahit olacaksınız. Gece, klarnet ve darbuka sesi var olurken bir yandan ustura, kan, gözyaşı ve ölüm mahallede
Ağır RomanMetin Kaçan · Everest Yayınları · 20212,777 okunma
10/10
·179 syf.··
Beğendi
·
2026 10. kitabı
Herkese merhabalar Kitabın Adı: O Benim Abim Yazar: Kaan Koç Sayfa Sayısı: 179 @y.kaan.koc Öncelikle sevgili yazarımın emeğine, yüreğine sağlık. Kalemini o kadar severek okudum ki gerçekten her satırı ayrı bir ders niteliğindeydi. Heyecan dolu, saygının ve sevginin olduğu; kavganın çözüm olmadığını ama insanın kendi adaletini bulmaya çalıştığı bir düzeni anlatan çok güzel bir hikâyeydi. @gldn_okuyor Bununla birlikte hepimizin heyecanla okuduğu bu kitap için tekrar emeğinize sağlık. İyi ki denk geldik, iyi ki benim de okuma fırsatım oldu. Çok teşekkür ederim. @kentkitap Yayınevine de ayrıca teşekkür etmek istiyorum. Baskısı gerçekten çok güzeldi. Yazım kuralları biz okurlar için çok önemli ve kitap bu konuda oldukça özenliydi. Yazı puntosu gözü yormuyor, sayfalar çok rahat okunuyor. Her satırı ayrı güzeldi, emeğinize sağlık. Benim yorumuma gelecek olursak; Okurken sayfaların nasıl geçtiğini gerçekten anlamadım. O kadar güzel bağlandım ki kitabı bırakmak istemedim. Yazı puntosu gözü yormuyor ve oldukça akıcı bir anlatımı var. Okurken kendimi kitabın içinde hissettim; bazen abiler oldum, bazen ablalar oldum, bazen de o evin içinde yaşayan biri gibi hissettim. Karakterleri sanki gözümde canlandırıyormuşum gibi oldu. Açıkçası bir kitabı hissederek okumak bambaşka bir duygu. Spoilersız kitap yorumu: Kitaba başladığınızda bir günde bitirebileceğiniz kadar akıcı bir kitap. Bodrum’da geçen sıcacık bir aile hikâyesi diyebilirim. Sıcak sokakları, esnafları, küçük bir kasabanın samimi insanları ve aralarındaki güçlü bağları anlatan içten bir hikâye. Hikâyede 12 yaşında Olgun adında bir çocuk var. Olgun çok küçük yaşta annesini ve babasını kaybetmiştir. Ancak annesi ve babasının başına gelenlerin kaza mı yoksa başka bir şey mi olduğu tam olarak bilinmemektedir. Bu durum da
O Benim AbimKaan Koç · Kent Kitap · 202659 okunma
Reklam
Reklam