"bir kitap okuyan her şeyi bildiğini zanneder. ikinci kitabı okuyan kuşkuya düşer. üçüncü kitabı okuyan hiçbir şey bilmediğini anlar."
"usulsüz vusûl olmaz."
☆muntazaman okumaya çalışan birisi☆
anlamadığım başka bir şey daha var: hayvanlar tok olduklarını hemen anlıyorlar. oysa ben yemede içmede ölçü ne olmalıdır, midem ne kadar alır, bilmiyorum.
Seneca burada ölçülülüğün önemine gönderme yapıyor olsa da verdiği örnek oek olmamış çünkü hayvanlar, aksine, yiyebildikleri kadar yerler çünkü doğada yiyecek bulmak sıkıntıdır, o yüzden ne kadar bulunursa yenebildiği kadar yenmelidir. İnsanın oburluğunun sebebi de aslında budur, bir hayvan bedeni içinde olduğumuzdan geçmişten kalan bir alışkanlığın bugünün dünyasındaki bozuk halidir, bağımlılıktır bir bakıma.
bu mektupta (çıkardığım anlamlar arasında), insanın övgü aldıkça kusurlarını fark edemez noktaya gelmesine vurgu var ve ölçülülük; iç dünya dengesi, kendini sorgulama ve bilgelikle ilişkisi yönünden ele alınmış.
örnek özeline yine de bakacak olursak, mektubun geneline ve fikrine hizmet eden bilimsel gerçeklik arayan değil metaforik anlamda karşılayan bir örnek olmuş zannımca.
Küçük yaşta yetim kalan Oliver... Hayatın en başından itibaren yalnızlık ve dış etkenlerin zorlayıcı darbelerine maruz kalmış olan o çocuk...
Kitapta zorlu geçen çocukluğunda kendi yolunu bulmaya çalışırken Londra’nın karanlık yüzünde suç dünyasıyla karşılaşmasını ve bu dünyanın içinden kurtulma mücadelesini okuyoruz. Özellikle bu süreçte karşılaştığı en ufak sevgi dolu dokunuşta beliren o buruk tebessümü okumak… Sonunun onun için güzel bitmesi tek teselli noktası.
Oliver Twist’i en son ilkokul çağlarındayken okumuştum ve Charles Dickens’ı sevmeme rağmen bugüne kadar tekrar okumak istediğim bir an olmamıştı. Ancak kitaptaki yan karakterlerden biri olan Jack Dawkins’i konu alan The Artful Dodger dizisini izlemeye başladıktan sonra, Oliver Twist’i yeniden gözden geçirmem gerektiğini hissettim. Her ne kadar kitaptan bazı noktalarda bağımsız olup yan karakterin olası geleceğini konu edinse de, kitapla olan ve değişmemiş noktaları görebilmek istedim. Çünkü kitabı çok iyi hatırlamıyordum ve dizide anlatılan ilişki dinamiklerini anlamlandırabilmek için kendimi tekrar kitaba dönerken buldum.
Bu nedenle uzun versiyonu yerine elimde bulunan Parıltı Yayınları’nın 112 sayfalık baskısını okumayı tercih ettim. Kitabı bitirdikten sonra, dizi ile arasındaki bariz farklılıklar kendini belli ederken bazı bağlantıları da daha net oturtabiliyorsunuz. Dizinin gidişatının kitabın farklı bir yorumu olması ayrı bir hoşluk; bunun vesilesiyle kitabı yeniden okuma fırsatı bulduğum ve kitabı okumak diziyi benim için daha anlamlı ve anlaşılır kıldığı için mutluyum.