ilkim
MİRAN İnsan unutmanın bir lütuf olduğuna inanıyor. Ben de inanmıştım. Yıllar boyunca her sabah uyandığımda biraz daha eksileceğini sandım o gecenin. Bir anının da taş gibi aşınacağını düşündüm. Fakat zaman tuhaf bir bahçıvanmış. Ben unutmaya çalıştıkça o hatırayı suladı. Şimdi dönüp baktığımda yüzünü bile seçemediğim insanlar var hayatımda… Ama o gece, bütün ayrıntılarıyla hala burada. Gözlerimi kapattığımda karşımda duruyor. Sanki yaşanmadı da yaşanmayı bekliyor. Bazen düşünüyorum da insanın en ağır yükü işlediği günahlar değildir. Çünkü günahın bir sahibi vardır. Onu işleyen bellidir. Onunla hesaplaşılır. Belki affedilir, belki affedilmez. Fakat ya emin değilsen? Ya yıllardır taşıdığın suç aslında sana ait değilse? İşte o zaman ne yaparsın? (Bir anda cevap verilir.) KUZEY Yine aynı yalana sığınıyorsun. MİRAN Yalan mı? (Miran’ın yüzü düşer.) KUZEY Evet. Gerçeği bilseydin… böyle konuşmazdın. Sen yalnızca acı çekiyorsun ve acı çekmenin seni masum göstereceğini sanıyorsun. (Acıyla bir fısıltı duyulur.) MİRAN Ben masum olmak istemiyorum. KUZEY O halde neden hala kendini savunuyorsun? MİRAN Zincirlerimin anahtarını elimde tutuyordum. Fakat kendimi serbest bırakacak kadar sevemiyordum. Beni yaralayan insanların isimlerini unuttum ama onların ağzından bana söylediğim sözleri hala ezbere biliyorum. (Miran’ın lafı bittiği anda başka biri konuya dahil olur.) SAYE
Tiyatro
Türkiye’den çıkan yapımlar söz konusu olduğunda bazen hep aynı anlatı kalıplarını görüyoruz. Bu yüzden farklı bir deneme görünce dikkat kesiliyorum. Feride, alışık olduğumuz televizyon dili yerine daha sert, daha ironik ve daha özgür bir anlatım tercih ediyor. Belki kusurları var. Ama asıl dikkat çekici olan şey şu: Türkiye’de yetişkinlere yönelik animasyon alanında farklı bir şey denenmiş olması. Bazen bir yapımın değeri sadece ne anlattığında değil, neyi denemeye cesaret ettiğinde de saklıdır. Peki sizce Türkiye’de animasyon yetişkin izleyiciye daha fazla hitap etmeli mi? 👇 Konuşalım. #diziönerisi #animasyon #hbomax #feride #turkdizileri #sinematografi #dizitavsiyesi
Reklam
Bazı insanlar vardır; ne kadar gülseler de gözlerinin derinliğinde eski yaraların izi vardır. Çünkü ruh çok fazla acı çektiğinde, talihsizliğe koyu olan bir tat geliştirir. Yaşanan hayal kırıklıkları, kayıplar ve kırgınlıklar zamanla insanın dünyaya bakışını değiştirir. Bir süre sonra beklenmedik kötülükler şaşırtmaz, aksine tanıdık gelir. İnsan, en sert yükleri taşıya taşıya güçlenirken aynı zamanda yorgunlaşır da. Fakat hayatın garip bir dengesi vardır; en çok yara alan kalpler, en güçlü umutları da içinde büyütebilir. Çünkü karanlığı en iyi tanıyanlar, ışığın değerini herkesten daha iyi bilir. Ve bazen insanı ayakta tutan şey, hiç bitmeyen umududur.
(Rüya) iki profesör kadın seyirciler arasında konuşuyordu.) Profesör: Lilith’i övmemi bekliyorlar. Eserin yazarı çocukluğundan bu yana ızdırap içinde bir yaşam sürmüştür sınıf ayrımına maruz kalmıştır,bütün acılar bir araya gelmiş ve hayatının bir döneminde ciddi bir depresyon geçirip ölümden (İntihar) dönmüştür. Lilith bu süreçten sonra doğmuştur Yüksek sosyeteye,kadın düşmanlarına,siyasetçilere ve direk erkek cinsine sanat hariç her şeye bir tepki olarak yayınlanmıştır. Karakteri Nietzsche’nin Zerdüştü gibi düşünebiliriz. Kadının gücü diyorsunuz Lilith romanın başında 32 yaşındadır. Kahkahalar eşliğinde Varlıklı aileleri katleder cesetleriyle oynar zevkine kan akıtır,saygın insanları işkenceden geçirir,insan ayırmadan Lüksü de sefaleti de ateşe verir,Kadınları ezmeye yeltenen erkekleri hadım eder,değerleri yok eder,statü ve sınıf katilidir. Aynı zamanda erkek düşmanıdır. Ahlaksızdır - edepsizdir - saygısızdır - dinsizdir - vatansızdır Lilithin aşkı Çocuk yazardır aslında. Yazarın şeytana - şeytanın da yazara olan aşkını anlatır kitap. Kadın erkek eşitliğini savunmaz Lilith Gerçek bir Kadının her şeyden üstün olduğunu savunur Daha yayınlamadan önce Lilith fikrinden sonra yazar acılarını geride bırakabilmiş ve mutluluğu bulmuştur. Bir ayrımcılığı ve toplumsal yozlaşmayı,siyaseti savunmuyorum asla ancak tepki bu kadar sert olmamalıydı diye düşünüyorum. Bu mudur kadının gücü (Seyirciler yumruklarını kaldırdı ve hep bir ağızdan “ Sen Anlamazsın İhtiyar. “
Edebiyat
Kış ayı sert ve çetindir yalnız kurt kışı zor atlatır
Duygu ve Düşünce
Benden giden
Bir adam sevdim. Gülüşü yaktı beni. Teni ve kokusu çıkmaz zihnimden. Gülüşü bela, gelişi fena. Zihnimde oyunlar oynadı. Beni kızdan kadına dönüştürdü. Neşeli olan ben, Etrafı zırhlarla çevrilmiş bir kadın yaptı beni. Bakışlarım sert. Düşüncelerim hayra alamet değil. Gülüşlerimi çaldı. Daha doğrusu benliğimi alıp gitti. O benden gitti. Ben gidemedim.
Şiir
Reklam
Reklam