Birçoğumuz karanlıktan olduğu gibi ışıktan da korkarız. Birçoğumuz kendi içimize bakmaya korkarız, ve korku bize o kadar kalın duvarlar ördürür ki artık gerçekte kim olduğumuzu hatırlamayız.
İnsanlar bize içimizde olanı geri yansıtırlar, çünkü bilinçaltı olarak bunu biz onlardan ister ve çağırırız. İşte bu yüzden hayatımızda belli türde insanlar ve durumlar tekrar tekrar ortaya çıkmayı sürdürür.
Mucize, siz bir yönünüzü gerçekten sahiplenip benimsediğininizde meydana gelir. O noktada, size aynalık eden kişi ya o davranışı sergilemeyi bırakacaktır, ya da siz o kişiyi hayatınızda istememeyi seçebilecek hale geleceksiniz. Siz fişi o prizden çektiğinizde, artık bir başka kişinin sizin gölgenizi size geri yansıtmasına ihtiyacınız kalmayacak.
Çünkü siz kendiniz daha bütün olacak, ve doğal olarak bu bütünlüğü size geri yansıtanlara çekileceksiniz. Eğer ruhunuzun amacı bütün olmaksa, biz sürekli olarak bütün olmak için görmemiz gerekenleri çağıracağız. Biz daha çok yanımızı sahiplendiğimizde, hayatımıza da daha sağlıklı insanlar girecektir.
.
Ellerim de susabilir, bir gün gelir de
Ölümüm belki de kendi elimden olur
Bir şiir yarım kalır, turuncu bir güz günü bölünür
Bir şeyler hep tamamlanmamış olarak durur.
Aklım da koşmaz olur, bir gün gelir de
Kıyıları boyunca düşünce denizlerinin
Bütün sorular bir yerde çakılıp kalır:
Nerden geldim, nereye gitmekteyim?
Ölüm tutar bütün köşebaşlarını
Bütün duvarlardan sızar, bekler pencere önlerinde
Yüreğim de susabilir, bir gün gelir de
Yüreğim bile...