Evden, ormandan, Paris’ten ve annesinin mizacından ötürü kanında olan eğilim, acıdan asla bahsetmeyip ona sessizce katlanmasını emrediyordu. En iyisi hiç konuşmamaktır; böyle öğrenmişti. Fakat sevgisiz de yaşayamıyordu ve bu da bir mirastı.
Eğer birey, diyor Jung, “kendi gölgesiyle hesaplaşmayı öğrenirse, dünya için gerçek bir şey yapmış olur. Günümüzün devasa, çözülmemiş toplumsal sorunlarının hiç olmazsa minicik bir parçasını sırtlanmayı başarmıştır.”
Bilince kabul edilmeyen gölge, dışarı, ötekilere yansıtılır. Benim bir kusurum yok- sorun onlar. Ben canavar değilim, diğerleri canavar. Tüm yabancılar kötüdür. Tüm ejderhalar kötüdür. Tüm komünistler kötüdür. Tüm kapitalistler kötüdür. Ama kedi tekmeyi hak etmişti annecim.
Eğer gerçek dünyada yaşamak istiyorsam, bu yansıtmalarımdan vazgeçmek zorundayım; nefret edilesi olanın, kötünün içimde olduğunu kabul etmeliyim. Bu kolay değildir. Suçu başkasına atmamak çok zor. Ama buna değer.