"...Mutlu olman dileğiyle!..."
8/10
·140 syf.··
2026 78. kitabı
"Sevgi neydi? Sevgi emekti, Uçuşan yaprak, Boş bir salıncak." Emek mi, aşk mı? Süreklilik mi, değişim mi? İkisini de arzulayan, isteyen insanın kaderi ne olabilir? Dünya klasiklerinden Cengiz Aytmatov'un ölümsüz eseri Selvi Boylum Al Yazmalım Mehmet Özgül çevirisi ile nora kitaptan 144 sayfalık aşk konulu romanı. Kitapta; birbirini seven, yolları bir şekilde ayrılan ve en sonunda garip bir tesadüfle tekrar karşılaşan iki insanın parçalanmış hayatlarına tanık olurken bir taraftan da toplumsal ve siyasi geçiş süreçlerinde Kırgız halkının yaşadığı sancıları, hızla gelişen teknolojinin bu halkın yaşayışı üzerindeki olumsuz etkilerini de şahit oluyoruz. Cengiz Aytmatov Selvi Boylum Al Yazmalım da tutkunun yanında, fedakarlığın ve sorumluluğun önemini vurgulayarak "Sevgi nedir?" sorusunu cevaplandırırken bir taraftanda o dönemin halkın toplumsal yapısını psikolojisini anlamak adına da tarihi, psikoloji, sosyoloji açısından da önemli bir eseri olduğunu fark ediyoruz. Hikâye Türkiye'de Atıf Yılmaz tarafından yönetilen, başrollerini Türkan Şoray ve Kadir İnanır'ın paylaştığı unutulmaz sinema filmine de uyarlanmıştır. "Elvada Isık -Göl'üm, bitmemiş türküm benim! Mavi dalgalarını, sarı kumlarını yanımda götürmek isterdim ama gücüm yetmez buna. Sevdiğim kadının aşkını götüremediğim gibi seni de götüremem. Elvada Asel! Elveda al yazmalım,selvi boylum! Elveda sevgilim, aşkım! Mutlu olman dileğiyle!..."
1000Kitap
Selvi Boylum Al YazmalımCengiz Aytmatov · Ketebe Yayınları · 202113,5bin okunma
Bir Gün Benim de Bir Kedim Olursa...
7/10
·184 syf.··
2026 25. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 17 Mayıs 2026 10:36
Şu incecik kitabı bitirmem tam 13 günümü aldı inanamıyorum... Sándor Márai zaten çok sevdiğim, kalemine her zaman hayran olduğum bir yazar. Sırf onu okumayı sevdiğim için kitabı yarım bırakmadım, yazarın o güzel anlatımının hatrına yavaş yavaş okumaya devam ettim. Ama bu süreçte kendimle ilgili çok net bir şey fark ettim: Hayatımda hiç evcil hayvanım olmadığı için kitabın o sıcak ruhuna tam olarak girmekte biraz zorlandım galiba... Kitap, huysuz ama gerçekten alt başlığındaki gibi "şahsiyetli" bir köpekle sahibinin hikayesini anlatıyor. Márai bir hayvanla aynı evi paylaşmayı, o tatlı inatlaşmaları öyle gerçekçi anlatmış ki... Aslında hep minnoş bir kedim olsun çok istiyorum; okurken hep "belki bir gün benim de bir kedim olursa yazarın anlattığı bu bağ kurma duygusunu kalbimde tam anlamıyla hissedebilirim" diye geçirdim içimden. Ama şu an o sessiz ve derin dostluğu kendi hayatımda hiç tecrübe etmediğim için hikayeyi biraz dışarıdan izliyormuşum gibi hissettim maalesef... Eğer evinizi paylaştığınız bir can dostunuz varsa, bu kitabı okurken satır aralarında kendi dostunuzu bulup çok seveceğinize eminim. Benim içinse, çok sevdiğim bir yazarın sadece insan değil hayvan psikolojisini bile ne kadar iyi anlattığını görmek, Márai ile bağımı güçlendiren çok tatlı bir okuma deneyimi oldu.
CsutoraSándor Márai · Can Yayınları · 2025472 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Puan vermedi·256 syf.··
2026 5. kitabı
Bence bana en çok bir şeyler katan kitap oldu. Gerçekten kitap okuduğumu bana hissettiren duygusal bir kitaptı. ok iyiydi. Bunu sevdiğim için "Kiraz Ağacı ile Aramızdaki Mesafe" kitabını da çok beğendim.
İçimdeki MüzikSharon M. Draper · Timaş Genç Yayınları · 202139,8bin okunma
10/10
·208 syf.··
2026 2. kitabı
Okuduğum en güzel kitap diyebileceğim bir kitap. Yazarın dili ve kitabın konusu bir araya gelince ortaya harika bir eser çıkmış. Bence her yaştan kişinin okuyup sevebileceği bir kitap. En sevdiğim karakter net Flippo. Okumasam çok şey kaybedeceğim bir kitap oldu.
Kiraz Ağacı ile Aramızdaki MesafePaola Peretti ·  Genç Timaş Yayınları · 202015,7bin okunma
Mecburi Vazgeçişler: Yeni Başlangıçların İlk Domino Taşı
9/10
·400 syf.··
2026 25. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 04:52
Mecburi vazgeçişler insanın hayatını kötüye mi sürükler yoksa yeni bir başlangıcın kapısını mı açar? Lucy Maud Montgomery'nin Yeşilin Kızı Anne-2 isimli kitabını okurken aklımda ilk beliren soru bu oldu çünkü olaylar en son Matthew Cuthbert'in vefatı ve Marilla Cuthbert'in göz rahatsızlığının ilerlemesi üzerine Anne'in çok istediği üniversiteye gitmekten vazgeçmesiyle başlamakta. Eser; Anne'in hayatındaki 16-18 yaş dönemini odağına almakta. Kitabı yaklaşık 10-15 gün önce okuyup bitirdim o yüzden bu incelememde bazı noktaları atlamış olabilirim. Eksiğim olursa affola, bunları belirtmeniz benim için eşsiz bir katkı olur. Bununla birlikte eserdeki bazı olaylara değineceğim için bu inceleme yazısı spoiler içermektedir. Olay kurgusu çok güzeldi. Herhangi bir mantık hatası gibi bir şeye rastlamadım yani olaylar doğal bir akış içerisinde verilmiş. Bununla beraber olaylar okuru doyurucu bir biçimde sunulmuştu; ne çok gereksiz uzun ne de çok üstünkörüydü. Romanı okurken birçok duyguyu, düşünceyi hissedip deneyimledim. Yani anlatılanların okur olarak bana ulaşması ve bunun sonucu anlatının bende karşılık bulması çok güzeldi. Hissettiğim, deneyimlediğim temalara kitaptan örnekler verecek olursam: 1) Marilla ve Anne'nin Davy ve Dora Keith'i açıkta bırakmayıp yanına alması kısmında merhamet gibi temiz bir hissi deneyimledim. 2) Anne'nin Avonlea okulunda öğretmen olması ve işini hakkını vererek, severek yapması; bana görev bilincinin önemini bir kez daha hatırlattı. 3) Anne ve arkadaşlarının Avonlea için bir geliştirme derneği kurması, dayanışma ve yardımlaşma temasını vurguladı. 4) Bayan Lavender'in eski aşkı ile yıllar sonra evlenmesi ise eserde en sevindiğim ve mutlu olduğum kısımlardan birisiydi. Bence serinin ilk kitabındaki gibi baskın bir vurucu kısım yok çünkü
1000Kitap
Yeşilin Kızı Anne 2L. M. Montgomery · Ephesus Yayınları · 20207,9bin okunma
Puan vermedi·144 syf.··
2026 23. kitabı
“Yağmur denizde sefalet oluyor değil mi ?” Bir sarrafın mücevherleri işlediği , bir bestekarın notalarla raks ettiği gibi romanını dahi şiirsel nakışlarla işleyerek yazan Tanpınar , adeta kelimelerle zamanı durdurmayı başarmış bir sanatkardır. XXyy ,coğrafyamızda çalkantılı ve devrimli günlerdi işte bu dönemde yaşamış olan değerli kalem, Osmanlı’dan Cumhuriyete geçiş sürecinde ki siyasi , kültürel değişimler ile doğu batı arasında ki sancılı sürece bizzat şahit olarak , bunları sadece eserlerinde yazmakla kalmayarak adeta kelimelerle, geçmiş ile geleceği cümlelerde buluşturmuştur. Bu kıymete değer eserlerinden bir tanesini de biz şanslı okuyucular Mayıs ayında okuyarak ,analiz tahlil ederek bir nebze de olsa edebiyatımızın hafızasını kendi perspektifimizle görme şansına eriştik. Ben de naçizane kendi paradigmam ve yorumumla bir şeyler söylemek istiyorum. Elbetteki Yaz Yağmuru kitabını tek bir edebiyat çerçevesinde ele alamam çünkü kültürel birikimi ve çok yönlü bir yazar olması nedeniyle ( yazar,şair,denemeyazarı,siyasetçi,akademisyen vs.) kaleminden çıkan şaheser ,bir çok perspektiften açıklanmaya değer. Edebi metin özelliğiyle şiirsel ,estetik açıdan bir cerrahın titizliğiyle kaleme alınmış her bir hikaye hem gözleri hem de ruhu doyurmakta böylelikle onun eserlerinin sadece okunmadığını hissedildiğine de şahit oluruz . Türkçeye kattığı senfoni tadında ki kelimelerin bezenmesi, düşünce dünyamıza bıraktığı izlerle eşine az rastlanan ,dimağlarımızda tat bırakmış Türk edebiyatının en zarif ve en derin sanatkarlarından biridir dersek mübalağ etmiş olmayız değil mi ? ( Burada kendimi Bridgerton’ da ki lady Whistledown gibi hissettim ) Yine tarihi bilgisi ve bilinci bunun yanında kendisinin de yaşanan değişim ve dönüşüme tanık olması neticesinde eserlerine
Yaz YağmuruAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 2023466 okunma