Puan vermedi·410 syf.··
2026 2. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 13 Ocak 2026 21:50
Khaled Hosseini kalemini ne kadar çok sevdiğimi artık bilmeyen kalmamıştır herhalde! O kadar büyüleyici bir anlatımı var ki, yazdığı her kitabın son sayfasını kapattığımda günlerce, hatta haftalarca etkisinden çıkamıyorum. Bu, yazardan okuduğum üçüncü kitaptı. Kitaplığımda henüz dokunmadığım bir eseri daha kalmış olmasının mutluluğu içindeyim; inşallah onu da bu yıl bitmeden keyifle okuyacağı ​Ama bu kitap, yazarın diğer hikâyelerinden biraz daha farklıydı benim için. Konu tek bir çizgide ilerlemiyor; her bölümü bambaşka bir karakterin gözünden okuyoruz. Düşünsenize, o devasa kurguda bir sürü insanın hayatına, acısına tek tek misafir oluyorsunuz. Hepsi içimde ayrı bir yere dokundu ama Nebi’nin yeri bende gerçekten çok çok başkaydı. Markos’un annesini de ayrıca çok sevdim. ​Hikâye zaten daha ilk sayfalarda içinizi sızlatan o meşhur masalla başlıyor... Bir babanın çaresizlikten evladını deveye vermesi ve sonrasında peşini bırakmayan o dev vicdan azabı... Peri’nin babasının da kızını daha iyi bir geleceği olsun diye zengin bir aileye evlatlık vermesi, ama bunu yaparken onu canından çok sevdiği kardeşinden ayırması kalbimi paramparça etti. ​Abdullah’ın o can yakıcı kardeş hasretini okurken adeta içimde hissettim. Kitap boyunca hep "Bu iki kardeş acaba bir gün yeniden yan yana gelebilecek mi?" merakıyla sayfaları çevirdim. Geldiler gelmesine ama... Ah, nasıl geldiler... O sahneler gerçekten çok sarsıcıydı. ​Kitaptaki üvey dayılar, Nebi ve Süleyman da beni derinden etkileyen karakterler arasındaydı. Nebi, sen gerçekten o kadar güzel, o kadar iyi niyetli bir adamsın ki sana hayran kalmamak elde değil! Tabii bir de Peri var... Ah Peri, kitap boyunca sana o kadar çok kızdığım yer oldu ki! "Keşke ama keşke böyle yapmasaydın" dediğim anlar tek bir yerle de sınırlı kalmadı
Ve Dağlar YankılandıKhaled Hosseini · Everest Yayınları · 202242bin okunma
Kalabalıklar İçindeki Yalnızlık: İnsan, Deniz ve Sait Faik
7/10
·134 syf.··
2026 5. kitabı
Yazıma Kopuş filminden bir alıntıyla başlamak istiyorum: "Hepimiz aynıyız, hepimiz acı çekiyoruz ve hepimizin hayatında kaos var." Ancak biz bunu giderek unutmaya başladık. Her gün kaydırdığımız telefonlarımızda onlarca insanla karşılaşıyoruz; hepsini bir-iki saniyede yargılıyoruz, imreniyoruz veya idealize ediyoruz. Sistemin aynılaştırdığı insanlar artık bizim "normalimiz" haline geliyor. Onların —belki de hiçbir zaman sahip olamayacağımız— hayatlarının, evlerinin, arabalarının ve arkadaşlıklarının bizim içi de normal olmasınu arzuluyoruz. Normali ne kadar çok sevdiğimizi bilirsiniz: Normal bir ev, normal bir hayat, normal bir aile, normal ilişkiler... Nasıl olursa olsun, yeter ki "normal" olsun. Onlardan farklı olan bizler ise kendimizi yalnız, yetersiz ve dışlanmış hissediyoruz. Farklı olmak bizim için adeta bir suç haline geliyor; oysa herkesin de tıpkı bizim gibi kendine has bir farklılığı olduğunu unutuyoruz. Nurullah Ataç’ın da dediği gibi: "İnsanoğlu bencildir. Yalnız kendiyle ilgilenir, kendi kendiyle uğraşır. Başkalarının gerçeklerini kavrayamaz. Bildiğiniz bir kabuğun içine kapanır kalırız. Bu kabuğu dışarıya değmemizi, yani gerçekle temas etmemizi sağlayacak tek şey edebiyattır; gerçekçi edebiyattır." İşte tam burada, Türk edebiyatında normalin dışına çıkarak yazdığı hikâyeleriyle Sait Faik Abasıyanık karşımıza çıkıyor. O; bir elinde kalemi, bir elinde oltasıyla bizi bu "normallik" kıskacından kurtarmaya geliyor. Sait Faik, hiç kimsenin görmediği gizemli şeyleri yazmamıştır; o, herkesin gördüğü ama kimsenin üstüne düşünmediği sıradan şeyleri yazmıştır. Hayatlarımızın "küçük insanlarını" ve gözden kaçan ayrıntılarını gözler önüne sermiştir. Onun dünyasında büyük CEO'lar veya kusursuz influencer'lar yoktur; balıkçılar, işsizler, sokak satıcıları ve o meşhur
Son KuşlarSait Faik Abasıyanık · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201917,1bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Cidden Şimdi Buradaydı
9/10
·184 syf.··
Beğendi
·
2026 13. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 00:37
Irmak Zileli - Şimdi Buradaydı Roman, Psikiyatrist olan Birkan danışanı Yankı'nın bir cinayet işleyebileceğinden şüpheleniyor ve son seanslarında ona bunu nasıl söyleyeceğini düşünerek başlıyor. Sonrasında hem hikayenin hem karakterlerin geçmişlerine kesikli bir yolculuk yapıyoruz. İki karakterin geçmişlerine, çocukluk travmalarına, ilişkilerine, kayıplarına ve eksikliklerine tanıklık ediyoruz. Kitaba başladığımda beni ilk etkileyen şey hikâyenin kendisinden çok anlatılma biçimi oldu. Roman daha ilk sayfalardan itibaren okuru güvenli bir zeminde yürütmüyor. Hikâye doğrusal ilerlemiyor; anılar, düşünceler, geçmiş ve şimdi sürekli iç içe. Konuşma tırnakları yok, noktalı virgül yok, paragraflar arasında boşluk yok. Yankı'nın bir cümlesinden hemen sonra Birkan'ın annesinin cümlesini okuyabiliyorsunuz mesela çünkü o ses Birkan'ın zihninde yankılanıyor. Diyalog ile anı, dış ses ile iç ses arasındaki sınır bu şekilde sürekli eriyor. İlk başlarda bu durum beni zaman zaman zorladı. Kimin konuştuğunu, hangi zaman diliminde olduğumu anlamak için bazı bölümleri tekrar okumam gerekti. Ama sonradan anlıyoruz ki bu anlatım tarzı okuru metinde tutmak için çok gerekli. Dikkatinizi sürekli diri tutuyor, odaklanmanızı sağlıyor. Başka bir şeyle ilgilenme şansınız yok çünkü bir cümleyi kaçırırsanız konunun gidişatını kaybediyorsunuz. Okur olarak size hazır cevaplar sunulmuyor, boşluklar doldurulmuyor, ne düşüneceğiniz söylenmiyor. Bu nedenle romanın içine çok erken bir noktada giriyorsunuz. Roman boyunca en baskın başlıklardan biri kayıp duygusu. Kitapta neredeyse herkes bir şeyini kaybetmiş gibiydi. Bir baba yok, bir kardeş yok, cevaplar yok, tamamlanmış hikâyeler yok. Karakterlerin hayatlarında olduğu gibi anlatının kendisinde de eksiklikler ve boşluklar var. Bunlar nerede diye
Edebiyat
Şimdi BuradaydıIrmak Zileli · Everest Yayınları · 20251,389 okunma
Kambur
10/10
·255 syf.··
2026 56. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2026 00:00
Esra Kahya'nın Bir İntihar Çok Ölüm romanı, bu yıl içinde okuduğum ve beni en çok etkileyen kitaplardan biri oldu. Daha önce yazarın Benim Rüyalarım Hep Çıkar kitabını okumuştum ve onu da çok sevmiştim. Bu kitabı bitirdiğimde ise Esra Kahya'nın kalemini ne kadar sevdiğimi bir kez daha anladım. Roman, otuz beş yaşındaki kambur Acibe'nin intiharıyla başlıyor.  Meskûr, Müsemma, Nazenin ve Acibe'den oluşan bu dört kişilik aileyi ilk olarak tabutta yatan Acibe'nin anlatımıyla dinliyoruz. Kitap boyunca en çok Acibe'nin yaşadıklarına üzüldüm. Onun yalnızlığını, dışlanmışlığını ve sevgisiz bırakılışını okurken içim parçalandı. Hatta bazı bölümlerde gözlerimin dolduğunu, istemsizce ağladığımı fark ettim. Buna karşılık kitapta en çok sinirlendiğim karakter ise hiç şüphesiz Müsemma oldu. Anne olmak sadece bir kelimeden ibaret olmamalı diye düşündüm durdum. Acibe'ye karşı gösterdiği duyarsızlık ve sevgisizlik beni sayfalar boyunca öfkelendirdi. Kitabı okurken içimden sürekli Meskûr'un dediği gibi, "Yanasın Müsemma, dilerim yanasın." deyip durdum. Yazarın dili ise çok hoşuma gitti. Son derece akıcı, sade ama sıradan olmayan bir anlatımı var. Sayfalar adeta su gibi aktı gitti. Kitabı okumayı düşünenlere küçük bir uyarı yapayım; bu kitap biraz ciğer dağlıyor. Özellikle duygusal okurların kalbine dokunacağını düşünüyorum. Kitabın toplantısını yazarımızın katılımıyla yapma şansımız da oldu. Esra Hanım'ın samimiyeti, içtenliği ve mütevazılığı beni ayrıca etkiledi. Böyle sıcak, kibirsiz ve okuruna değer veren yazarlara her zaman hayranlık duyuyorum. Kendisine böylesine etkileyici bir hikâyeyi edebiyatımıza kazandırdığı için teşekkür ederim. Bir İntihar Çok Ölüm'ü gönül rahatlığıyla herkese tavsiye ederim. Uzun süre aklımdan çıkmayacak kitaplardan biri oldu. Bu kitaba mutlaka bir şans
Alıntı
Bir İntihar Çok ÖlümEsra Kahya · İletişim Yayınları · 2026489 okunma
6/10
·352 syf.·
2026 104. kitabı
Çilekli Pancake Evi – Laurie Gilmore Selamlar! Normalde Dream Harbor serisinin atmosferini ne kadar sevdiğimi bilirsiniz ama Çilekli Pancake Evi beni öyle kurgusal mantıksızlıklara sürükledi ki, dürüstlüğümden ödün vermeden buraya içimi dökmeye geldim. Kitap aslında 8 puanlık harika bir potansiyele sahipken, yazarın aceleciliği ve karakter tutarsızlıkları yüzünden benim için ciddi puan kaybetti. Kitapta, annesini kaybettikten sonra varlığından habersiz olduğu kızı Olive ile birlikte yeni bir düzene alışmaya çalışan Archie ve bakıcılık yapmaya başlayan Iris'in hikâyesini okuyoruz. Küçük kasaba atmosferi ve karakterlerin olgun tavırları ilk başta beni fazlasıyla içine çekmişti. Ama gelelim beni en çok rahatsız eden noktalara… Olive'in annesi yeni ölmüş. Başlarda haklı olarak mesafeli, sessiz ve babasına karşı çekingen davranıyor. Tam "işte şimdi güzel bir baba-kız ilişkisi okuyacağım" derken Iris araya giriyor ve bütün o psikolojik süreç birkaç bölüm içinde çözülüp geçiliyor. Oysa böyle bir bağın yavaş yavaş kurulmasını, Archie'nin kendi çabasıyla kızına yaklaşmasını okumayı çok isterdim. Bana göre yazar, baba-kız ilişkisini derinleştirmek yerine yükü tamamen Iris'in üzerine bırakmış. Bir diğer problem ise Iris'in karakteriydi. Kitap boyunca bize daha rahat ilişkiler yaşayan biri olarak tanıtılıyor ama Archie'nin hayatına girdikten sonra bu tarafı sanki hiç yokmuş gibi davranılıyor. Karakterin değişimini ya da içsel sorgulamasını görmediğimiz için bu durum bana biraz havada kaldı. Bir de Archie ile Iris arasındaki ilk yakınlaşma sahneleri… Aralarındaki çekim çok güzel kurulmuş olmasına rağmen o sahneler bana duygudan uzak, sanki sadece o gerilimi çözmek için yazılmış gibi hissettirdi. İkisi arasındaki bağı hissetmek yerine "bir an önce bu çekimi tüketsinler" hissi
1000Kitap
Çilekli Pankek EviLaurie Gilmore · Juno Kitap · 202659 okunma
8/10
·216 syf.··
2026 44. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 14:30
… Benim birden çok yeteneğim olduğunu düşünüyorlardı ve kendi kültürüme sadık kalarak onları ve onların yaşama bakış tarzlarını çok sevdiğimi anlamışlardı. Bu yüzden bana "Bir Çift Yürek" adını verdiler. Günümüzde çoğumuz yüreklerimizi çiftlemekte, başkasını anlamakta çok zorlanıyoruz. Ama bunu aborjinler ve bazı insanlar samimi bir kalple yapabiliyorlar. Umuyorum ki hayata dair her şeyi bizde evrenle bir bütünlük ve uyum içinde yaşayabiliriz.
Bir Çift YürekMarlo Morgan · Nemesis Kitap · 202527,5bin okunma