Onun bana dokunmasını çok sevdim. Onun yanımda olmasını çok sevdim.
İçim titriyordu.
Onu çok sevdim.
Onu her zaman sevdiğimi fark ettim. Önce, abimin en iyi arkadaşı olan genç, yakışıklı bir çocuk olarak, şimdi ise sert, acımasız, tehlikeli bir adam olarak
Sevgilim,bir günün ortası şimdi
Taşıtlar hızla gelip geçiyor,her yer kalabalık,
Ben seni düşünüyorum bir bodrum kahvesinde
Uzat bana uzat ellerini
İzinli askerler görüyorum,kırıtarak yürüyen işçi kızlar
İstanbul her günkü yaşantısı içinde,uğultulu,
Güvercinler güneşten bir sessizliği biriktiriyor
Ben seni düşünüyorum seni
Hani tıpkı o ilk günlerdeki gibi
Kalbim diyorum kalbim
Daha dün tezgahtan çıkmış bir su sayacı gibi
Aşkı anılar besliyor düşler kadar
Bu yüzden diyorum ki aşk eskidikçe aşktır
Sevgi eskidikçe sevgi
Günümüz ekmeğimiz,türkümüz
Çoluğumuz çocuğumuz
Binalar yan yana yükselip gidiyor
Vapurların ağzı köpük içinde
Uzaklarda ne kapılar açılıyor
Trenin biri bir istasyona varıyor
Ordan çıkıyor biri.
Her şey biliyor musun her şey
Sen biliyor musun bakalım
Seni nice sevdiğimi?
Üstüne titrediğimi?
Geldiğimi?
“Seni öyle seviyorum ki. O kadar sevdim ki seni. Ne kadar sevdiğimi söyleyeyim mi sana? Gelincik tarlalarından geçerken, kendin de mis kokulu bir gelincikçiçeği, akşamın tamamını içine çekip içmiştin. Ve ayak bileklerinin etrafında dalgalanan elbisen bir yalaz gibiydi günbatımında. Ama başın eğikti ışıkta, saçlarınsa yanıyordu bütün o öpücüklerimden, alev alevdi hâlâ.”