İnsan, geçip gitmiş zamanı böyle hesaplar ve ağlar.
Yazık ettiğini, haksızlığa uğradığını, asla değişmeyeceğini, hiç iyileşemediğini, her seferinde döne döne başladığı yere savrulduğunu, duymaması gereken sözler duyup görmemesi gereken şeyler gördüğünü, kendini bir türlü sevip sevdiremediğini, ömrünü yok yere tükettiğini düşünür ve ağlar.
Üzerinden zaman geçmişse, insan yaşadığı evlerle semtlere, işittiği ilk sevgi sözcüklerine, hatırladığı bütün sarıp sarmalamalara, unutamadığı güneşli günlere, boynundaki ipi almak için uzanmış şefkatli ellere ve mutluluktan öldüğü gecelere bile ağlar.
"Hayat karmaşık olabilirdi ama sevgi öyle değildi. Oldukça basitti. Planları, ahlakı ve gururu gelip geçen bir mızraktı. Her şeyi kesip geçerdi. Yarattığı karmaşa umurunda değildi. Acıtırdı ve biz de buna izin verirdik."