İslamda nikah yoluyla seks;helaldir,teşvik edilmiştirve sevaptır
10/10
·768 syf.··
Beğendi
·
2026 14. kitabı
Cinsellik, insan için yalnızca biyolojik bir üreme mekanizması ya da basit bir bedensel deşarj yöntemi değildir; fiziksel, duygusal, zihinsel ve ruhsal esenliği bütünüyle tamamlayan çok boyutlu, fıtri bir varoluş alanıdır --- Doğru yaşandığında cinsellik, doğanın insana sunduğu en güçlü haz, arınma ve şifa kaynağıdır. Uyarılma ve orgazm anında beyindeki 30'dan fazla bölge aynı anda aktive olur. Beyin adeta kendi doğal eczanesini devreye sokarak dopamin (coşku ve motivasyon), oksitosin (bağlanma ve sevgi), endorfin (doğal ağrı kesici ve huzur) ve serotonin (mutluluk ve tatmin) hormonlarını muazzam bir nörokimyasal şölenle kana karıştırır. Cinselliği bu derece harika ve tatmin edici bir lezzete dönüştürür --- İslam dini, cinsel doyumun ve hazzın sadece erkeğin değil, kadının da en doğal hakkı olduğunu savunur. Peygamberimiz (s.a.v.), eşlerin birbirini hazırlamadan, oynaşmadan ve cilveleşmeden "hayvanlar veya kuşlar gibi" doğrudan ilişkiye girmesini yasaklamış; öpüşme, dokunma ve tatlı sözlerle yapılacak ön sevişmeyi sünnet olarak hayatımıza katmıştır. İlişki esnasında acele edilmemesi, kadının da tatmin olmasının beklenmesi ve birleşmeden sonra hemen çekilmeyip bir süre ten tene kalınması (son sevişme) tavsiye edilmiştir. (Not: Yorum AI tarafından yapıldı, istem ve kaynakları ben verdim, dileyene detaylı olarak bilgi verebilirim)
Cinsellik
Evlilik ve Cinsel HayatAsım Uysal · Uysal Yayınevi · 200291 okunma
Puan vermedi·301 syf.··
2026 10. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 02 Haziran 2026 22:19
"Beyin yaşamın mucizesi, evrenin bilinmeyen ancak görünen tek şifresi, bilgesidir." İsmail Hakkı Aydın’ın Beyin Tanrısal Bir Parçacık adlı eseri, klasik bir bilim kitabı olmanın çok ötesinde; insanı, düşünceyi, sevgiyi, özgürlüğü ve farkındalığı merkeze alan felsefi bir düşünce yolculuğu sunuyor. Yazar, beyni yalnızca biyolojik bir yapı olarak değil, insanın hayal kurma gücünden sanata, bilinçten kendini gerçekleştirmeye uzanan tüm iç dünyasının merkezi olarak ele alıyor. Kitap boyunca özgürlük, yaratıcılık, mutluluk, sevgi, bilinç ve değişim gibi kavramlar sürekli bir zemin oluşturuyor. Özellikle insanın kendi zihinsel potansiyelini fark etmesi gerektiği fikri, metnin omurgasını belirliyor. Anlatımda bilimsel referanslarla birlikte zaman zaman şiirsel ve sezgisel bir dilin öne çıkması, eseri salt akademik bir çerçevenin dışına taşıyor; daha çok düşünmeye davet eden bir metne dönüştürüyor. Kitabın en güçlü yanlarından biri, özgürlük ile düşünce arasındaki ilişkiyi ısrarla vurgulaması. Özgürlüğün olmadığı yerde hayalin ve üretimin de zayıfladığı fikri, eserin temel bakış açısını özetliyor. İnsan kapasitesinin sınırını çoğu zaman zihninde çizdiği düşüncesi ise metin boyunca farklı biçimlerde tekrar karşımıza çıkıyor. Okuma sürecinde dikkat çeken şey, metnin sürekli olarak okuru durup düşünmeye zorlaması. Sevgi, mutluluk, bilinç ve insanın kendini anlama çabası etrafında dolaşan bu düşünceler kimi yerlerde katı bir kabulle değil, sorgulamayla karşılık buluyor. Bu da kitabı tek yönlü bir anlatıdan çıkarıp daha etkileşimli bir zihinsel alana taşıyor. Sonuç olarak Beyin Tanrısal Bir Parçacık, beyne dair teknik bir bilgi aktarımından ziyade, insanın kendi zihnine ve varoluşuna yeniden bakmasını sağlayan bir metin. Kitabı bitirdiğinizde akılda kalan şey yalnızca
Beyin Tanrısal Bir ParçacıkCan Hikmet Değirmenci · Girdap Kitap · 201951 okunma
Reklam
Ebru Asya / Sessiz Taşıyıcılar
10/10
·82 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 16 Mayıs 2026 00:00
Uzun yıllardır engelli sorunları başta olmak üzere toplumsal konularda kaleme almış olduğum yazılarımla yerel gazete ile haber sitelerinde köşe yazarlığı yapmaktayım. Yazmış olduğum yazıları aynı zamanda edebiyat sitelerinde de paylaşırım. Yıllarca engelsiz bir Türkiye ve engelsiz bir Malatya yaratılabilmesi amacıyla birlikte omuz omuza mücadele ettiğimiz can dostum Yücel Doğanşahin’in, 3 Mayıs 2021 tarihinde vefat ederek aramızdan ayrılmıştı. Onun hatırasını yaşatmak adına Can’ım Tenimden Ayrıldı adlı kitabı çıkarmıştım. Çıkardığım kitabın geliriyle iki okulun kütüphanesine destekte bulunmuş ve bu konuyla ilgili de “Her kitaplık bir hapishane kapatır.” başlıklı bir yazı yazmıştım. Kaleme almış olduğum yazım 9 Ocak 2023 tarihinde hem Edebiyat Defterinde hem de başka bir edebiyat sitesinde “Günün Yazısı” olarak seçilmişti. Aynı gün şiir başlığında ise “Rıh” adlı şiiri ile “Günün Şiiri” olarak seçilen Ebru Asya olmuştu. Onunla tanışmamız tesadüfen gelişen bu olay nedeniyle olmuştu. Güne gelen yazımı görüp okuduğunda etkilenmiş ve kütüphane projesine destek vermek amacıyla yorum yazarak benimle iletişime geçmişti. Onun adını ilk kez bu sayede duymuş oldum. Benim yazım ile onun şiiri aynı gün seçilmeseydi yollarımız muhtemelen hiç kesişmeyecekti. Okullarda oluşturacağım kütüphane için yolladığı kitaplardan sonra da 6 Şubat 2023 tarihinde yaşadığımız depremin ardından herhangi bir sorun yaşayıp yaşamadığımızı merak ederek aramış, bir şeye ihtiyacımız olup olmadığını sorarak kötü günlerin dostu olduğunu da göstermiş olmuştu. O günden bugüne kadar da bayram, yeni yıl gibi özel günlerde iletişimde bulunan Ebru Asya, vefanın en güzel örneğini göstermeye devam etti. Ayrıca, can dostum Yücel Doğanşahin’in anısına çıkarmış olduğum Can’ım Tenimden Ayrıldı kitabı için de güzel
Kitap Alıntısı
Sessiz TaşıyıcılarEbru Asya · Mythos Kitap · 20263 okunma
10/10
·408 syf.··
2026 53. kitabı
Yeşilin Kızı Anne, yalnızca bir çocukluk hikâyesi değil; dostluk, sevgi, hayal gücü ve insanın kendini kabul etmesi üzerine sıcacık bir romandır. Kitap boyunca Anne’in yaptığı hatalardan, kurduğu dostluklardan ve yaşadığı zorluklardan birçok öğreti çıkarılabilir. Ancak bu öğretiler okura ders verir gibi sunulmaz; aksine doğal bir şekilde hikâyenin içine işlenmiştir. Romanın en belirgin özelliği iç ısıtan atmosferidir. Anne’in bitmek bilmeyen hayal gücü, çevresindeki insanlara karşı duyduğu sevgi ve hayata umutla bakışı, okurun da dünyaya daha olumlu gözlerle bakmasını sağlar. Avonlea’nın sakin yaşamı ve karakterler arasındaki sıcak ilişkiler kitaba huzurlu bir hava katar. Her ne kadar eser çok sayıda hayat dersi içerse de, asıl gücü okurda bıraktığı mutluluk ve sıcaklık hissinden gelir. Anne’in büyüme yolculuğunu takip ederken insan bazen güler, bazen duygulanır; fakat kitabın sonunda akılda kalan duygu genellikle umut ve sevgidir. Genel olarak Yeşilin Kızı Anne, birçok öğreti barındırmasına rağmen bunu samimi ve etkileyici bir hikâyeyle sunan, karakterleriyle bağ kurduran ve okurun içini ısıtan harika bir romandır.
Yeşilin Kızı AnneL. M. Montgomery · Koridor Yayınları · 202017,9bin okunma
Mutlu olabilmek de bir sanat :))
5/10
·192 syf.·
2026 45. kitabı
"Beni bu güzel havalar mahvetti..." demiş Orhan Veli Kanık Sanırım beni de biraz bu sıcaklar mahvetti... Bertrand Russell 'ın Mutlu Olma Sanatı 'nı bitirdim. İçinde altını çizdiğim, üzerinde düşündüğüm yerler oldu. Ancak hem sıcak havaların getirdiği odaklanma zorluğu hem de kitabın bana mesafeli gelen dili nedeniyle bir türlü içine giremedim. Kitabı elime aldığımda, ikinci sayfadan sonra koptum genelde.. Kitabın dili sade ve anlaşılır, bu noktada herhangi bir şikayetim yok. Lakin kitabın 1930'larda yayınlanmış olması, daha güncel eserlere nazaran onu geri plana düşürüyor. Daha samimi bir dili olmasını tercih ederdim, çünkü basma kalıp fikirleri dikte eden değil, ruhu olan kitapları seviyorum. Elbette yazıldığı dönemde yenilikçi ve özgün sayılabilir ama günümüz şartlarında eksik kalıyor. Yazara haksızlık etmemek adına şunu da belirtmek isterim ki, oldukça makul söylemleri mevcut. Sürekli kendine odaklanmak yerine yeni uğraşlar edinmek, çabalamak ve hatalarını kabullenmek, onlarla yüzleşmek yönünde söylediklerini sevdim. Okunabilir mi? Yeter ki bana bir şeyler katsın da diyorsanız elbette tercih edilebilir. Herkese keyifli okumalar diliyorum
Mutlu Olma SanatıBertrand Russell · Say Yayınları · 20135,1bin okunma
Şeker Kutusu
10/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
Öykü İnceleme / Şeker Kutusu Rıfat Ilgaz’ın “Şeker Kutusu” adlı hikâyesi, gündelik yaşamın sıradan bir ayrıntısından hareketle dönemin toplumsal yapısını eleştiren anlatıdır. Görünürde bayram ziyaretleri ve hediyeleşme etrafında şekillenen olay örgüsü, aslında sınıfsal farklılıkları, toplumsal değerlerdeki çelişkileri ve insan ilişkilerindeki samimiyet kaybını açığa çıkarır. Hikâyenin merkezinde yer alan şeker kutusu, orijinal niteliğinin ötesinde statü, çıkar ilişkisi ve insani zaafların simgesine dönüşür. Ilgaz’ın yalın dili ve gündelik konuşma doğallığı taşıyan diyalogları, metne güçlü bir ironi kazandırır. “Şeker Kutusu” yüzeyde bir bayram öyküsü izlenimi verse de Türk öykücülüğünde nesne merkezli anlatımıyla birey-toplum ilişkilerindeki yapaylığı sorgulayan hiciv örneklerinden biridir. Bu simgesel anlatım, hikâyenin olay örgüsünde belirgin bir döngüsellik üzerinden derinleşir. Başlangıçta Ali Yılmaz’ın özel olarak bir şeker kutusu yaptırmasıyla başlayan olaylar elden ele taşınan kutunun sonunda yeniden Ali’ye dönmesiyle tamamlanır. Bu döngüde içtenlikten yoksun ilişkilerde yapılan jestler, bir anlam üretmek yerine kendi ekseni etrafında dönen boş eylemlere dönüşür. Bayram gibi paylaşımın ve dayanışmanın sembolü olan bir zamanda bile insanlar birbirine samimiyetle değil, statü kaygısıyla yaklaşır. Ali Yılmaz’ın tutumu, bireysel duygular ile toplumsal roller arasındaki gerilimi görünür kılar. Nişanlısı Sevgi’ye götürmek üzere özenle seçtiği “üzeri çiçekli, içi dışı kadifeli, iç kapağının ortası aynalı, pırıl pırıl selefonlu,” kutu, Ali’nin duygusal ilgisini gösterişli bir nesne üzerinden ifade ettiğini açıkça ortaya koyar. Yani kutu hem duygunun dışavurumu hem de bu duyguyu estetik bir ambalajla sunma arzusudur. Kutunun parlak, aynalı kapağı, duygusal bir
Edebiyat
Şeker KutusuRıfat Ilgaz · Çınar Yayınları · 2017651 okunma
Reklam
Reklam