7/10
·120 syf.·
2026 23. kitabı
“Sevgi her eksiği tamamlıyor, her kusuru onarıyormuş meger.” Serinin 4. öyküsünde Bikes öğretmenle Erzurum’a, onun geçmişine ve hayatına misafir oluyoruz.. Her şey öğrencisinin isminin anlamını sormasıyla başlıyor. Bikes öğretmenin hayatı isminin anlamında gizli… En yakınları bildikleri, zanları, hayatının sırlarla örülmüş olması, yüzleşmeleri kabullenmeleri, kırgınlıklarına misafir ediyor okurunu.. Önceki üç öyküde ortak plan karakterlerle olay örgüsü birleşmese de keşisiyor… Önceki öykülerden hayatlarına aşina olduğumuz kişilere Bikes penceresinden de bakabiliyoruz. Anlatım dramatik olarak çok yoğun. Türk sinemasındaki acıklı filmler gibi hissettiriyor. Bazen aynı olayda, olayı anlatan kişi farklı olunca farklı duygulara kapılırız ya.. Yazarın dramatikleştirmesi çok başarılı olsa da bazen ne bileyim anlatımı boğmuş hissi verdi. Diğer üç kitapta bu boğan his çok yoktu. Tek günde bitecek eseri dört gün sürdürecek sebep bu zannediyorum. Kitapla ve sevgiyle…
BikesFatih Duman · Nesil Yayınları · 2026144 okunma
“İstisnai” Olmak
10/10
·325 syf.··
Beğendi
·
2026 7. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 16:41
Algernon’a Çiçekler son zamanlarda okuduğum en iyi kitaplardan oldu. Bende bir iz bıraktığı kesin. Orta kalınlıkta olmasına rağmen oldukça da hızlı aktı. Zeka engelli Charlie Gordon’ın ameliyatla zeki yapılması ve bunun sonuçlarına tanıklık ediyoruz romanda. Charlie, kısıtlı bir zekaya sahipken deneyimleyemediği her şeyi deneyimliyor. Aşık oluyor, sarhoş olup dans ediyor, ilişkiler yaşıyor, kitaplar, teoremler hatta bir piyano konçertosu bile yazıyor. Ancak bu zeka seviyesi en üst noktaya ulaştığında aynı hızla geriye gitmeye başlıyor. Zeka evrelerinin her birinin insani ilişkilerine etkisini görüyoruz. Kitapta anlatılmak istenen aslında Charlie’nin annesinin kullandığı kelime olan “istisnai” sınıfında tuttuğumuz azınlıkta kalan kesiminin toplumun diğer kesimi tarafından kabullenemeyişi ve bazen eksik bazen de fazlalıklarından ötürü toplum tarafından dışlanması ile ilgili. Zekanın çok azı da çok fazlası da toplum tarafından kabul edilmiyor. Çok zeki insanların hep yalnız olması da genelde bu yüzden. Yazar şunu da vurguluyor; yalnızca zeki olmanın bir işlevi yok. Zeki olmanın yanında ahlak ve sevgiyle bir harmanlanma şart. Çünkü zekayı neye ve nasıl kullandığın da çok önemli. Charlie’nin bir anda üstün zekaya sahip olmasını, milli piyangodan para çıkıp ani zenginleşen insanlara benzettim. Bu insanların çok zengin olduğu pek görülmemiştir, çünkü bir anda emeksiz gelen o parayla ne yapacaklarını bilemeyip çabucak ellerinden kaybederler. Aslında Charlie de kullanmayı bilmediği bir servetle baş başa kalınca afallıyor, gelgitler ve psikolojik buhranlar yaşıyor, yakınlarını kaybediyor. Gerçekte kibirli olmasa bile çevresi onun yanında aşağılık kompleksine girdiği için bu önyargıyı ne yapsa değiştiremiyor da. Charlie’ye çok üzülmekle birlikte bütün kitap hep ona çok hak
Algernon'a ÇiçeklerDaniel Keyes · Koridor Yayıncılık · 202536,8bin okunma
Reklam
Puan vermedi
Çok sevdim adına aldanıp da yaz dizisi uçarlığında zannetmeyin. Kalbe bıçak gibi saplanan bir hikaye. . Natalia 12 yıllık ayrılığın sonunda evine, Barselona‘ya döner. Uzak kaldığı yıllarda annesi ölmüş, babasıyla hiç iletişim kurmamış, erkek kardeşi ve görümcesi ile de bir iki kez buluşmuştur. Onun dönüşü ile beraber aile fertlerinin hikayesini dolayısıyla da aile geçmişlerini öğrenir okuyucu. . Doğrusu ben her bir kişinin hikayesini merakla ve keyifle okudum.Silvia ‘nın dansı bırakmasına , Lluis’in ailesi tarafından görülmeyişine , Patricia ‘nın yalnızlığına ve yoksulluğuna, en çok Joan Miralpeix’in şiddet dolu çocukluğuna üzüldüm. . Ama en çok gözaltı ve işkence sahnelerinde nefesim kesildi.Adeta 1980 darbesi romanlarını okuyormuşum gibi hissettim . Edindiğim bilgiye göre bir üçlemenin parçasıymış Kiraz Mevsimi .Umarım devamı da yayınlanır. . Çok sevdim.İspanyol edebiyatını sevenlere sevgiyle tavsiye ederim
Kiraz MevsimiMontserrat Roig · Medusa Yayınları · 202686 okunma
Sesi hayati ve hafif. Korkacak bir şey yok.
10/10
·208 syf.·
2026 11. kitabı
Merhaba 1000Kitap, 21 Haziran’da, Babalar Günü’nde bitirdim. Bu tesadüf bile kitabın etkisini benim için daha da artırdı. Kitabın son sayfasını kapattıktan kısa bir süre sonra babamı aradım. Babalar Günü’nü kutladım, hediyesini alıp almadığını sordum. Sesindeki o heyecanı, o çocuksu sevinci duyunca uzun süre düşündüm. İnsan bazen anne-babasını hep olduğu gibi kalacak sanıyor. Oysa zaman sessizce geçiyor ve bazı anların değeri, yaşanırken tam olarak anlaşılamıyor. Bu kitap bana en çok sevdiklerime daha sık sarılma isteği verdi. Onların varlığının kıymetini biraz daha derinden hissettirdi. Ama aynı zamanda insanın içinde başka bir kapıyı da aralıyor. Çünkü aile dediğimiz şey yalnızca sevgiyle değil, bazen yaralarla da örülü. Bizi büyüten ellerin bıraktığı izler de var, bizi hayata bağlayan sıcaklığı da. Hangisi daha ağır basıyor, hangisi daha galip geliyor sanırım bunun cevabı herkeste farklı. Bir anne olarak kitabı okurken kendimden de parçalar buldum. Çocuklarımın bana topladığı birkaç papatyanın beni nasıl mutlu ettiğini düşündüm. Çocuklardan gelen küçücük şeylerin bile insanın kalbinde nasıl kocaman bir yer açabildiğini yeniden fark ettim. Sonra babamın aldığı o küçük hediyeyi düşündüm. Belki de sevgi, çoğu zaman büyük sözlerde değil, böyle küçük ama unutulmaz anlarda saklı. Georgi Gospodinov, ölümün kaçınılmazlığına bakarken hayatın kıymetini hatırlatmayı başarıyor. Kitap boyunca hüzün hep yanı başınızda yürüyor ama bu karanlık bir hüzün değil daha çok insanı sevdiklerine yaklaştıran, onları biraz daha sıkı tutmaya çağıran bir hüzün. Özellikle babasını kaybetmiş okurların bu kitabı çok daha farklı bir yerden hissedeceğini düşünüyorum. Bu vesileyle hayatta olmayan tüm babalara Allah’tan rahmet diliyorum. Kitap bittiğinde geriye şu duygu kaldı içimde: Bir gün
Bahçıvan ve ÖlümGeorgi Gospodinov · Metis Yayınları · 202514,5bin okunma
8/10
·296 syf.··
2026 30. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 00:37
Bu etkileyici eserin okuma yolculuğunu ✯Bellisperennis✯ hocam ile birlikte gerçekleştirdik. Kitaba dair ortak pencerelerimizi ve iki farklı okuma deneyimimizi aşağıda paylaşmaktayım. ✯Bellisperennis✯; Bir kitabın daha sonuna geldim. Öncelikle neleri beğendiğimden ve nelerin beni zorladığından bahsetmek istiyorum. Açık konuşmak gerekirse, kitabın bazı bölümlerinde anlatım fazlasıyla uzatılmıştı. Bu nedenle okuma temposunun düştüğünü hissettiğim ve zaman zaman sıkıldığım yerler oldu. Ancak buna rağmen kitabın ana fikri ve geçmişi, zamanı değerlendirme biçimi o kadar özgün ve etkileyiciydi ki kesinlikle okunmaya değer bir eser olduğunu düşünüyorum. Özellikle “hafıza kliniği” fikri ve insanlığın geçmişe sığınma arzusu son derece başarılı, hatta yer yer tüyler ürpertici bir şekilde işlenmiş. Bunun yanı sıra kitap boyunca pek çok yazar, düşünür ve devrimciden verilen örnekler anlatıyı zenginleştiriyor. Geçmişe dair hatıraların izini sürerken, tarihin önemli kırılma noktalarına ve savaşlara da değinilmesi kitaba ayrı bir derinlik katmış. Eğer yavaş ilerleyen ama son sayfasını kapattığınızda zihninizde yeni kapılar açan, uzun süre üzerine düşündüren kitapları seviyorsanız bu kitabı listenize mutlaka ekleyin. Son olarak, bu kitabı benimle birlikte okuma nezaketinde bulunan Ömer Faruk İnceler hocama da teşekkür etmek istiyorum. Bu yolculuğu paylaşmak kitabı benim için daha da anlamlı kıldı. Daima kitaplarla ve sevgiyle kalın :) Ömer Faruk İnceler ; Zaman Sığınağı ’na başladığımda içimi ısıtan Alzheimer hastaları için kurulmuş o şefkatli geçmiş klinikleri fikri, sayfalar ilerledikçe beni çok şaşırtarak tam bir kaosun ortasına bıraktı. Aslında insanlardaki yalnızlığın verdiği acıyı dindirmek adına çok vicdani, çok insani bir çözümdü. Ama Georgi Gospodinov öyle bir şey yapıyor ki, o masum kaçış alanını alıp tüm
Zaman SığınağıGeorgi Gospodinov · Metis Yayıncılık · 01,730 okunma
8/10
·208 syf.··
2026 192. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 19:25
Süt ve Bal hakkında yapılan olumsuz eleştirilerin büyük kısmının kadınlardan geldiğini görünce şaşırdım. Çünkü kitapta anlatılanlar bana oldukça tanıdık geldi; kadın olmanın, sevilmenin, terk edilmenin, bedenle barışmanın, cinselliğin ve iyileşmeye çalışmanın yaraları vardı sayfalarda. Belki de bu yüzden kitapla kolayca bağ kurdum. Rupi'yi okurken bir şairden çok, acılarını ve kırılganlığını dürüstçe paylaşan bir kadının sesini duydum. Kitabın son sözünde, "Buraya kadar geldiğin, en kırılgan parçama böyle şefkat gösterdiğin için teşekkür ederim." diyor yazar. Kitabın sonunda Rupi'yi bir kız kardeş sevgi ve şefkati ile kucakladığımı hissediyorum. Sevgiyle okuyun
Süt ve BalRupi Kaur · Pegasus Yayınları · 20179,7bin okunma
Reklam
Reklam