Herkese selamlar
Bugun size artik sağır sultanın bile duyduğu askim olan #uyumadanöncetuttuğumdilek serisinin son kitabinin yorumu ile geldim. Son olmasi içimde bir burukluk, tatli bir hüzün yaratti. Kitabi hem hic bitirmek istemedim hem de o mutlu anlarina bir an evvel sahit olmak icin elimden bırakamadım ilk kitaptan itibaren bu seride yaşadığım duygu yoğunluğunu sanirim bir daha bulamayacagim. Oyle cok ama oyle cok sevdim ki Nazike ile Ozan'i tarifim imkansız Onlar benim icin sevginin, umudun, yanlis ve hataların, aşkın en guzel yol göstereni oldu.
Son kitap olmasindan mütevellit bolca mutluluk okudum. Zira, Bahar ve Ozan'in bu sona ulaşması kolay olmadi. Dolayisiyla her okudugum sahnelerinde yuzumde güller açtı. Yazarin anlatimi bir degisik, peşinen söyleyeyim. Sonra benim bu anlatimdan dolayi kafam karisti demeyin. Bir sure sonra alışıyorsunuz ve sayfalar su gibi akıyor. Degisik derken de söyle ki; bir karakterin bakis acisiyla, bir ilahi bakis acisiyla, bir geniş zaman kipiyle bir gecmis zaman kipiyle, bölümlerde anlatimi gerçekleştirmişti. Hem betimlemesi vardi hem de cok dogal, bizden kelime ve cümleler ile, tamlamalarla hikayeyi aktarmışti. Benim galiba en sevdigim kismi da bu dogal anlatimi oldu. Sevgili @anitafelipova cok net bir bicimde diger yazarlardan bu anlamda ayristi benim icin. Artık ne yazarsa okurum
Bahar'in karakter gelisimi sevgi ve askla muhtesem bir noktaya geldi. Iste benim kızım dedim Ah ama Ozan var ya o Ozaaaaannn EF-SA-NE otesi birsey oldu cikti. Zaten dilbazdi, harika biriydi ama Bahar ile kavustuktan sonra daha fazla nasil muhteşem olunuru gosterdi. Okuyup okuyabileceginiz en iyi ERKEK KARAKTERDIR. Benim icin daha iyisi gelmez. Onun çabası, tutkusu, İç dünyasındaki tum mahalle, en sevdigim oldu.
Kitabin can alici kismi ise Ozan'in
Arkadaşlar bu aşk değil, sevgi de değil, saplantı. Böyle olmayın. Kitapta çok güzel betimlemeler var evet ama birini bu derece içselleştirmek sağlıklı ve mantıklı değil. Kendinizi sevin ve kendinize yönelin.
"He is half of my soul, as the poets say."
ya ben bu kitabın beni bu kadar mahvedeceğini tahmin etmemiştim.. ne yazcam kelimeleri nasıl toplıcam hiç bilmiyorum hala. Madeline Miller mitolojik bi efsaneyi alıp öyle bi aska, öyle zarif bi bağlılığa dönüştürmüş ki kitabı bitirdiğimde göğsümde kocaman bi ağırlık vardı hala etkisinden cıkamıyorum ağlamaktan yoruldum ..
biz akhilleusu hep o yenilmez gururlu yarı tanrı savasçı olarak bildik ya hani, tarihteki o gaddar imajı falan. ama bu kitap bize onun savas meydanlarındaki ihtişamını diil patroklosun gözlerindeki o saf masum halini anlatıyo. o kadar insani ki.. hele o Chiron'un yanındaki çocukluk yılları, pelion dağındaki o huzurlu günler.. yazar oraları o kadar güzel anlatmış ki keşke hep orada kalsalardı dedim okurken.
patroklosun sadakati, o herkesin korktuğu akhilleusun onun yanındaki o çocuksu ama devasa sevgisi içimi titretti resmen. bi de şu kader mevzusu ve tanrıların o kibirli, bencil dünyası beni acayip delirtti okurken.. özellikle Thetis karakterine o kadar sinir oldum ki anlatamam, kadındaki o kibir ve oğlunu sadece şan şöhret için harcama isteği delirtti beni. iki ölümlünün kaderin önüne geçemeyen o çaresiz ama yine de pes etmeyen hikayesini izlemek hem büyüleyiciydi hem de cok can yakıcıydı bence truva savaşı başladığı andan itibaren zaten kalbim sıkışa sıkışa okudum, o savaşın anlamsızlığı, gurur yüzünden verilen o kayıplar falan çok iyi işlenmişti.
yazarın dili de o kadar akıcı ki betimlemeler falan acayip şiirsel, sanki düz yazı diil de bi melodi okuyosun gibi. akhilleusun şan şöhret açlığıyla patroklosun o şifacı, merhametli yönünün tezatlığı muazzam verilmiş. sonunu bile bile okumak canımı cok yaktı, o son sahneler, mezar taşındaki o isim detayı falan beni benden aldı bittim orda zaten.. ama her saniyesine
Kitap adı: Yine De Sevdik
Yazar adı : Miraç Çağrı Aktaş
Sayfa sayısı :160
Kitap türü: Deneme// Hayattan kısa kesitler
Kitabın ana teması, sevgi ve sevmek ile ilgili gibi gözükse de değil, kitabın ana teması "Keşkelerimiz" bana göre. Yazar kendi hayatından örnekler vererek konuya gayet güzel vakıf olmuş. Aynı yazarın okumuş olduğum bu ikinci kitabı
"Okurken, iç sesinizle sohbet ettiğinizi düşünürseniz şaşırmayın"
Kitapta kısaca her türlü sevgi ve sevdaya değinmiş, bu ister yar, ister ana, ister baba ister dede ve arkadaş, dost olsun.
Çocukluğunu yaşayamadığından dem vurmuş ve buna karşılık güzel hayaller kuracağından bahsetmiş yazar.
Sevdiği ve değer verdiği insanların ihaneti o kadar sarsmış ki, neredeyse en çok "yaşattığını yaşamadan ölme" cümlesini okuyorsunuz kitabın sayfalarında.
*"Papatyalar çok narin ama dikenli güller için onları ezip geçtiniz" *
Bazen sorgularız değer verdik de ne oldu?
Kısaca bu kitapta da karşılaşıyorsunuz aynı ifade ve durumlarla.
*** "Her şeyi bilmenize gerek yok, üzmeyin birinin acı çekmesine neden olmayın yeter"
Yazar İnsanın en üzüntülü anlarında, genelde söylenen kelimeler, "unutursun ya da alışırsın", olduğundan dem vurmuş.
Sanırım bu durum bizim kültürümüze has bir durum.
***"Sizi olduğu gibi kabul edip seven insanları sevin, kendi menfaatleri için sizi değiştirmeye çalışan insanlardan ise uzak durun"
***"Bahanelere sığınıp sizi ihmal edenler değil, size zaman yaratanlar olsun yanınızda,diyor yazar son olarak. Bu kadar spoiler yeterli.
Kitabı beğendim, kesinlikle tavsiye ediyorum.
Not:" Keşkelere o kadar çok güçlü sarılıyoruz ki, yeri geliyor onlarla saklanıp hayatın en güzel anlarını kaçırıyoruz"
Aylin Özgür
Yine de SevdikMiraç Çağrı Aktaş · Olimpos Yayınları · 20184,497 okunma
"Bir insanı makineleştirebilir misiniz? İçindeki kötülüğü zorla söküp aldığınızda, geriye kalan şey gerçekten 'iyi' bir insan mıdır, yoksa sadece kurulmuş bir otomatik portakal mı?
Anthony Burgess, Alex’in hikayesi üzerinden bizi adalet, özgür irade ve devlet kontrolü üzerine öyle bir düşünmeye zorluyor ki, kitabı bitirdiğinizde kendinizi uzun süre duvara bakarken bulabiliyorsunuz. Distopya sevin ya da sevmeyin, bu sarsıcı klasiğe mutlaka hayatınızda bir kez şans vermelisiniz.
Soruyorum size: Sizce insan bilerek kötüyü seçebiliyorsa mı insandır?
Otomatik PortakalAnthony Burgess · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2009113bin okunma
eğer uzun süredir edebiyatın içindeysen koş vuonga sarıl, sancılı bir süreç olacak ama ne demiş ekşideki bir eleman: ellerindeki yaraları sevenden zarar gelmez, el ve kalplerinizdeki yaralarınızı sevin. Bu adam size nurtopu gibi bir yara bırakmak için vietnam-amerika köprüsünden bildiriyor.
hem kitabı, hem sizde uyandıracaklarını seviniz kisaca, öptüm