Şevkets

ZÜBÜK'ün Özetçesi
Puan vermedi·272 syf.··
Beğendi
·
2021 66. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 29 Aralık 2021 16:50
ZÜBÜK Zübük bir tane değil, biz hepimiz birer zübüğüz. (263) Bizim hepimizin içinde zübüklük olmasa, bizler de birer zübük olmasak, aramızdan böyle zübükler büyüyemezdi. Hepimizde birer parça olan zübüklük birleşip, işte başımıza böyle zübükler çıkıyor. Oysa zübüklük bizde, bizim içimizde. Onları biz kendi zübüklüğümüzden yaratıyoruz. Sonra, zübüklüklerimizin bitek Zübük’te birleştiğini görünce ona kızıyoruz. Bu zübükler her yerde var, biz zübükler nerde varsak, onlar da orda… Kendi içimizdeki zübüklükleri biriktirip, birleştirip zorlaya zorlaya zübük yaratıyoruz. Gerçekte zübük biziz, benim, sensin… Karşımıza bir zübük çıkıyorsa, onun zübüklüğünde bizim de bir parçamız var. (264) *** Öyle bir şey ki Zübük, herkes onun ne olduğunun farkında ve buna rağmen dolandırıcılığından kurtulamıyor. Bir şekilde kendini Zübük’e teslim ediyor. Kitaptaki öğretmen bile, tüm bu anlatılanlara karşın, en sonunda “Biliyorum, hemşerileri için ne yapsa, paralansa, yine onlara yaranamayacak, yaptığı her iyilik kötüye yorumlanacak.” (262) diyerek Zübük’e teslim oluşunun örneğini gösteriyor. Kandırıldığının farkına varınca “Zübük İbrahim paramı alıp beni kandırdığı için böyle (Yukardaki alıntılar) söylemiyorum. Ama böyle doğru düşünebilmem için benim de aldatılmam gerekliydi. Bizim millette “Zübük” tercihli seçimdir. İnsanlar bile isteye seçerler içimizdeki Zübük’ü. “Çalıyor ama çalışıyor, Ağzı laf yapıyor. Falancayı dolandıran adam Alamanyayı da dolandırır Amerikayı da…” diyerek tercihinin ne kadar da akla mantığa yatkın olduğunu önce kendine sonra da çevresine ispatla sorumluluk hisseder. Ve bunu yapar da hatta. Hatta kendi tercihinin dışındakilerin de ne kadar yetersiz, faydasız olacağını ispatlamaya çalışır. İşte Zübük, gücünün kaynağını halktan alır. Ve karşılıksız. Ve hatta bu güce
ZübükAziz Nesin · Nesin Yayınevi · 20128,3bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi·224 syf.··
Beğendi
·
2021 60. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 08 Aralık 2021 20:15
* Yusuf ile Züleyha arasındaki gelişmelere bir de Züleyha penceresinden bakan, dili şiirsel ve akıcı bir kitap. * Üzerine, Kuran'da "Yusuf" suresinin okunmasının çok faydalı olacağını düşünüyorum. Hem tamamlayıcı hem de önemli bir kısmını tasdik etmesi açısından. Lütfen Yusuf suresini okuyun. * Kitapta geçen hikayelerin ayetlerle de belirtilmiş olduğunu görünce insan şaşırıyor. Özellikle "Yusuf'un kardeşleri tarafından kıskanılması, Yusuf'un kuyuya atılması ve tacirlere satılması, Gömleğinin arkadan yırtılması, Ekmekçinin ve Şerbetçinin Rüyası, Firavun'un Rüyası, * Yusuf peygamberin daha sonradan Züleyha ile evlendiğini de bu kitaptan öğrendiğim zaman çok şaşırmıştım. Yine de bu bilgiden çok emin değilim. Birçok kaynak doğruluğunda veya yanlışlığında mutabık değil.
Yûsuf ile ZüleyhaNazan Bekiroğlu · Timaş Yayınları · 202517,6bin okunma
Mieko
Puan vermedi·100 syf.··
2021 25. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 28 Şubat 2021 12:51
Sadako'yu okuyan birçok kimsenin Mieko'yu da merak edip okumak istemesi anlaşılır bir şeydir. Birbiriyle olan ortak yön, 1945'te Japonya’ya atılan atom bombası ve sonrasının bir çocuk üzerindeki olumsuz etkisidir. İkisini kıyaslayacak olursak, Sadako, duygusal yoğunluğu çok daha fazla ve okuyanı daha içine saran bir kitap. Mieko sanki biraz özensiz ve duygusuz yazılmış. Mieko, yaşama sevincini kaybeden, değersizlik hissi yaşayan miniklere özgüven veren; birey engelli de olsa bir işi başarmasının mümkün olduğunu çocuklarımıza göstermek adına uygun bir kitap olabilir. * * şanslı azınlıktansın - (s.10) İnsan değiştiremeyeceği şeyler için üzülmemelidir - (s.15) Her zaman güzellikleri gör, çirkinlikleri asla görme. - (s.30) Nefret, küçük bir kız için çok ağır bir yük. - (s.37) 'Asla' çok uzun bir süre. - (s.48) Ömrün boyunca mutsuz biri olarak yaşayabilirsin, ama zarar verdiklerin yalnızca kendin ve ailen olacaktır. - (s.48) Nefret, sevgi ve güzelliğe hiç yer bırakmayacak şekilde tüm kalbini kaplayacaktır. - (s.48) Kıymetli bir taş, cilalanmadan parlamaz. - (s.72) Eğer kalbin güzelse, çizdiğin de güzel olacaktır. - (76) (çizdiğin de, yazdığın da, söylediğin de) Çalışmaların kusursuz. ama yaşama sevinci yok içlerinde. - (s.84)
Mieko ve Beşinci HazineEleanor Coerr · Beyaz Balina Yayınları · 2017486 okunma
Aziz Nesin'li bir geceden selamlar
Puan vermedi·152 syf.··
2021 22. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 19 Şubat 2021 22:46
*** Bazen sosyal medyada bir şeylerin altına veya üstüne düşüncelerinizi yazmak, konuyla ilgili görüşünüzü belirtmek isteyip de "Aman öyle yazmayım başıma bir iş gelir, Aman şöyle demeyim yanlış anlaşılabilir, Aman onu yazarsam atılırım, kovulurum, soruşturulurum, kovuşturulurum, tutuklanırım hatta tutuklanmadan hapsolunurum..." dediğiniz oluyor mu? . Benim oluyor bazen ve bu bazen çoğu kez hiç de hakaret/iftira/şiddet içerikli şeyler olmadığı halde vazgeçiyorum yazmaktan. Yazmaktan vazgeçiyorum... Susuyorum... . Ama kendine güvenen cesur yürekler ağzına gelenleri yazabiliyor sağa sola. Ne de cesur yürekler onlar. Hayranım onlara... Muhalifine daha doğrusu kendisine muhalif olana nesnellikten uzak yargılamalar, ispata dayanmayan ithamlar, gerçeğe aykırı safsatalar, gerçekten uzak (yalan demiyorum nezaketen) söylemler ve daha çok ağız dolusu sövgüler... Ne de güzel küfür edebiliyorlar. Ağzına ilk geleni söyleyebiliyorlar. Söyleyebiliyorlar çünkü ağızlarına gelen ilk sözler çoğunlukla akıllarına uğramadan konuşuyorlar ve Aziz Nesin'in de dediği gibi: "Bozulmuştu dilinin çarkı Ağzıyla gerisinin yoktu farkı" . Aziz Nesin ise sene 1958'de "Bir Yazı Nasıl Yazılır" diye bir yazı yazıyor. Yazıyı öyle yazmak zorunda kalıyor ki, ilk yazdığına benzemeyen bir yazı çıkıyor ortaya. Düşündüğünü ya da yazmak istediğini yazamıyor. Bunun sebebi de siyasi otorite değil haa, yakın çevresi. Eşi, çocukları, anası, babası... Aman onu yazma şöyle olur, aman bunu yazma bi iş gelir başına, aman şu kelimeyi çıkar, aman bu kelimeyi değiştir... Tüm sevenleri korkuyor, yazdıklarından başına bir şey gelecek diye. Korkuyorlar. Dolayısıyla yazar da korkuyor. O da buduyor yazdıklarını... Yazamıyor istediği gibi çünkü korkuyor. . Benim oluyor bazen ve bu bazen çoğu kez hiç de hakaret/iftira/şiddet
Nutuk MakinesiAziz Nesin · Nesin Yayınları · 2015296 okunma
Yılmaz Güney – Sanık / Korku Yaşanmadıkça Yenilmez
Puan vermedi·136 syf.··
Beğendi
·
2021 21. kitabı
·
12 saatte okudu
·
Okunma: 17 Şubat 2021 23:55
Selimiye Üçlemesinin üçüncü ve son kitabı. 1.ve 2.kitaplar arasında ufak da olsa bir bağlantı vardı ama bu kitap diğer ikisindeki karakter ve olaylardan bağımsız bir kitaptır. Üçlemedeki yerini belirleyen şey, aynı yıllarda aynı cezaevinden yazılmış olmasıdır. Kitabın dili gayet akıcı ve fakat işkence sahneleri o kadar ağır ki, okuyucuyu yoruyor. * Kapağın arkasında yazan: “Akşama kadar yazacaksın, Beğenirlerse su, yemek ve cigara verilecek. Komutanım söyledi. Kaç zamandır buradayım, konuşmayan adam görmedim… Akılsızlık etme. Yaz da kurtul.” “Ne yazayım? Bir suçum yok ki benim.” “Ne istiyorlarsa onu yaz. Yazdırırlar çünkü. Dayanamazsın. Yazdırırlar. Kimse dayanamadı çünkü. Ben senin yerinde olsam hemen yazarım. Tek sopa yemeden. Çünkü sonuç değişmez…” Satırlarına gelinceye kadar (sayfa 101) insanın adeta kanı çekiliyor.… * İşkence, bir insanlık suçudur. Sanki işkenceye tutulan senmişsin gibi tepki vereceksin. Kitap, bir bütün olarak kurgu ama anlatılan şeyler bu ülkede ve belirli dönemlerde birçok insanın yaşadığı şeylerle birebir aynı. İşkence, insan onuruna karşı yapılan en büyük aşağılamadır… “Hapislere, hücrelere razıydı artık. Ama işkence yıldırmıştı gözünü.” (sayfa:124) İşkenceyi ve işkencecileri lanetliyorum… * Yaşar Yılmaz… Anasına “Gelin”, nişanlısına “Öksüzüm” diyen bir üniversite son sınıf öğrencisi. Sol görüşlü. Kendini devrimci olarak tanımlayan ve işkence gördüğü günlerde eksikliklerini düşünen, kendine özeleştiri yapan bir devrimci. . “Başka kim arar sorardı Yaşar’ı? Günlerce, aylarca bırakmasalar ya da bir kurşun sıksalar kafasına, atsalar bir kuyuya, kim vardı? Var mıydı arayacak kimsesi? İşçi arkadaşları tutuklandığında ilgilendi mi kendisi? Aklına geldi mi onların çocukları? Aç mı, susuz mu, bir ihtiyaçları var mı bu çocukların, dedi mi?
SanıkYılmaz Güney · İthaki Yayınları · 2017639 okunma