'Birden kaldırımlardan taşan kalabalıkta onun da olabileceği aklıma geldi. İçimdeki sıkıntı eridi.' (sayfa 13)
'Şunların arasında sevilmeye değer birkaç kişi neden olmasın?' (sayfa 23)
'Aradığı burda, şu gelip geçen insanların içindeydi.' (sayfa 38)
'Yoksa dünyada olmayanı mı arıyordu?' (sayfa 51)
'Belki arananın ayak sesleri de bu uğultunun içindeydi.' (sayfa 56)
'Ben ya ararım ya da yaşarım.' (sayfa 139)
'Aldana aldana bir gün onu bulacaktı.' (sayfa 165)
'..gideceği bir yere geç kalmış gibi sokağa çıkardı. Yürüyen, oturan kalabalığın arasında 'o'nu arardı.' (sayfa 176)
'İnsanların kimliği ilk bakışta anlaşılmıyordu. Gözlerinde böyle bir hassa olsun isterdi. O zaman aradığını aldanmadan, ne çabuk bulacaktı! Kim bilir onu kaç kere görmüştü de tanıyamamıştı.' (sayfa 179)
'Olanla yetinerek, aramadan, düşünmeden yaşanılsın diye yaratılmış bir dünyada yalnızdı.' (sayfa 187)
'Aradığı oydu.' (sayfa 189)
'Yıllardır aradığını bulur bulmaz yitirmesine sebep olan bu saçma, alaycı düzene boyun eğmiş gibi kendini koyverdi. Şimdi ona istediklerini yapabilirlerdi. Yanındaki polis kolunu sarsıp, ummadığı yumuşak bir sesle sordu:
- Ne oldu? Anlat.
- Otobüse yetişecektim...
Sustu. Konuşmak gereksizdi. Bundan sonra kimseye ondan söz etmeyecekti. Biliyordu; anlamazlardı.' (son)
Ama bu mutluluğa yeniden ermenin hiç de kolay olmadığını iyi bilirim; gücümüz azalıp görgümüz arttıkça zevkimiz daha nazlı, daha titiz oluyor; az şey getirebildiğimiz zaman çok şey bekliyoruz; seçilmeyi en az hak ettiğimiz bir yaşta daha çok seçme hakkı istiyoruz; kendimizi bildiğimiz için de daha az atılgan, daha kuşkulu oluyoruz; kendimizin ve başkalarının hallerini bildiğimizden, sevileceğimizden emin olamayız. Kendimden utanırım kanı kaynayan taptaze gençler arasında: