Ancak sürekli acı çekmiş insanların, acıya dayanmışların yüzleri böyle olur. Bir tepeden tırnağa acıya keser, bir ağız dolusu gülerler, ömürlerin de yanlarından acı geçmemiş gibi…
Bir umudu besleyecekk en ufak bir şey bile yokken duyulan hayal kırıklığının saçmalığı ile bu hayal kırıklığının son derece gerçek ve son derece acımasız yoğunluğu arasındaki mesafeyi ölçtüğünde, yalnızca olayların ve olguların hayatını yaşamaktan vazgeçmiş olduğunu anladı.
‘Gösteriş benden uzak olsun, Kaderin benim için hazırda beklettiği belirsizlikleri, kendimden istemek varken, neden kaderden bekleyeyim? Hem onları neden istemeliyimmişim? İnsanın kırılgan varoluşunu unutup, servetle doldurayım diye mi? Çabalarım nereye varacak? Bak bugün benim son günüm, son olmasa bile sona daha yakın bir gün.’…