Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem bir keresinde;
“Bekleyin, şuraya biraz sonra cennetlik birisi gelecek.” buyurmuş.
“Kim gelecek acaba bu toplantıya?” diye herkes pürdikkat beklemeye başlamış. Nihayet sahâbe-i kirâmdan sade, ismi çok namlı olmayan birisi, mübarek, abdestini almış, sularını damlata damlata Peygamber Efendimiz’in meclisine gelip oturmuş. Abdullah b. Ömer dikkat etmiş. Bu birkaç defa tekerrür etmiş. Abdullah b. Ömer bu şahsın yanına gitmiş, kendisini misafir etmesini istemiş. Geceleyin evinde kalmış, uyku uyumamış.
“Geceleyin ne ibadet yapıyor, ne dualar yapıyor da cennetlik olmayı kazanmış.” diye üç gece yanında yatmış. Onda, bilgisinin dışında yeni hiçbir ibadet ve dua görmemiş. Gece kalkıyor, abdestini alıyor, teheccüdü kılıyor; onun da yaptığı şeyler, yani normal…
“Senin hakkında Efendimiz böyle söylemişti. Bu mertebeye nasıl ulaştığını merak ettiğimden evine misafir gelip kaldım ama üç günde de pek değişik bir şey bulamadım. Nedir senin bu mertebeye ermenin sebebi?” diye sormuş.
“Bilmiyorum.” demiş o da, boynu bükük.
Ayrılmışlar, uzaklaşırken arkasından seslenmiş;
“Dur, aklıma geldi. Ben hiç kimsenin kötülüğünü istemem, herkese karşı duygularım sıcaktır, samimidir, herkesin iyiliğini isterim.” demiş.