"belki uykulu ve uyuşuk bir hayatın sonsuz sessizliği, hareketsizliği, maceraların, tehlikelerin, korkuların yokluğu, insanı gerçek hayatın ortasında bir hayal dünyası yaratmaya götürüyor ve aylak düşüncesi bu hayal dünyasında istediği gibi at oynatıyor ya da olanın bitenin nedenini onun dışında arayarak en tabii olayları, onlarla hiç ilgisi olmayan nedenlere bağlıyor"
Tevhid ve vahdet birbirinden ayrılmaz iki kavramdır çünkü akidede birliğin adı tevhid, ictimai hayattaki tevhidin adı vahdettir. Zaten tevhidin etrafında birlik olamayanlar hayatın içerisinde vahdet olamazlar.
Bunca nimete rağmen bu asrın adı felaket asrıdır! Niye? Kulluk yok da onun için. Eğer kulluk olsa asrın adı 1500 sene sonra bile Asr-ı Saadet olacaktır.
Müslümanın her söylediği söz, muhatabı üzerinde kuşkular uyandırıyor. Dahası, çoğu kez onun sabit fikirlerinin büsbütün kökleşmesine yol açıyor. Bunun ilk sebebi elbette Müslümanların yanlış şeyler söylemesi değil, fakat muhatabın zihnen malul olmasıdır, saplantılarına kendini kaptırmış olmasıdır.
İslam'ı yeniden yaşanabilir plana aktarabilmenin etkili yolu, davranışımızı sünnete uygun hale getirebilmekle ortaya çıkar. Tebliğin sözle icrasının yetersiz kaldığı yerde, ameller tebliğ işini üstlenmiş olur.