Vatanda korkulu rü'yâ içindeyiz, gerçek. Fakat bu çok süremez, mutlakaa şafak sökecek. Ateş ve kanla siler, birgün, ordumuz lekeyi, Bu, insan oğluna bir şeyn olan, Mütâreke'yi.
Şiir
Doğadaki hiçbir şey kendisi için yaşamıyor. Nehirler kendi sularını içmiyor. Ağaçlar kendi meyvelerini yemiyor. Güneş kendisi için parlamıyor: Her şeyn diğerleri için yaşaması bir doğa kanunu.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Albert Einstein "Hayatı yaşamanın iki yolu vardır: Biri hiçbir seyin mucize olmadığını düşünmek; diger ise HER SEYÍN mucize olduğunu düşünmektir." derken, önümüze kadim bir tercih koyuyor. Tercih bize aittir. Kaza eseri ortaya çıktığını düşündüğümüz bir evrenden geçerken yaşadıklarımızla, mucize bir varoluşun parçası ve anlamaya mecbur bir varlik olarak yaşadıklarımız arasında belirgin fark olsa gerek.Farki yaratan tek sey ise yükledigimiz anlam ve tercih ettigimiz bakış açısı. Bu tercihi çokça düşünmeliyiz...
Sayfa 164
Yuhh yani utanmaz adam
1759-1810 yılları arasında yaşamış. Döneminin tanınmış bir eşcinseli ve eşcinsel olmakla her zaman, her vesileyle övünmüş. Kadınlardan zevk almadığını devamlı tekrarlamış, eserlerinde hep bu konuyu işlemiş. Maceralarını, duygularını, isteklerini apaçık ve hiçbirşeyin ardına gizlenmeden anlatmış. Üstelik bu açık sözlülüğü, ona ünlü beytini, "Şairiz, şeyn verir sânımıza / Giremez fahişe divanımıza, (Şairiz, fahişeler divanımıza giremez, böyle birşey bize utanç verir)"i yazdıracak dereceye varmış.
Tarih-Araştırma
Ölenler öldü, kalanlarla muztarip kaldık. Vatanda hor görülen bir cemâatiz artık. Ölenler en sonu kurtuldular bu dağdağadan. Ve göz kapaklarının arkasında eski vatan, Bizim diyâr olarak kaldı tâ kıyâmete dek. Kalanlar ortada genç, ihtiyar, kadın, erkek, Harâp olup yaşıyor tâli’in azâbıyla, Vatanda düşmanı seyretmek ıztırâbıyla. Vatanda korkulu rü’yâ içindeyiz, gerçek. Fakat bu çok süremez, mutlaka şafak sökecek. Ateş ve kanla siler, bir gün, ordumuz lekeyi, Bu, insan oğluna bir şeyn olan Mütâreke’yi.
ebediyetin sonu gelmez*
İnsan olmanın ayırdedici özelliği "Allah'ı seven" olmasından çok "Allah'ın sevgilisi" olması değil midir? Bu az bir şey midir? Allah'ın "O, onları sever" (Maide: 5/54)'de ifadesini bulan insan sevgisi, nimetleri öylesine saçmıştır ki gelip geçen herkes bu ni-metten yer içer, yine de tüketemez. Ey şerefli insan! Ezelde saçılmış bu sayısız ihsan ve nimet ebediyet olmadan nasıl tüketilebilir? Tam tersine, kadîm olan Allah'ın ezelde saçtığı olduğu sayısız nimet, ebediyette bile, sonradan olan varlıklar tarafından nasıl tüketilebilir? "Hiçbir kimse kendisi için gizlenen müjde ve mutluluğu bilemez" (Secde: 32/17). Ey şerefli insan! Ezel buraya, bu dünyaya ulaşmıştır ama ebediyetin sonu gelmez. Dolayısıyla nimetler tüketilemez. Eğer kendi vaktinin sırrına vakıf olsaydın ezeliyet ve ebediyet "Kâb-ı kav-seyn" (Necm: 53/9) 'inin senin kalbin ve Vaktin olduğunu anlardın.