Nasıl boyandığınızı da öğrendim. Tanrı size bir yüz vermiş, siz kendinize bir tane daha yapıyorsunuz. Hoplayıp zıplıyor, kırıtıyorsunuz. Çocuklar gibi konuşmaya özeniyor, çılgınlığınızı cahillik gibi gösteriyorsunuz.
Gururluyum, kinciyim, ihtiraslıyım; aklıma sığdıramayacağım kadar çok kötülük de, karşımda, bir işaretimi bekliyor. Benim gibiler yer ile göğün arasında sürüklenip duracak da ne olacak? Biz hepimiz düpedüz kötü insanlarız, hiçbirimize inanma.
Ölmek: Uyumak,
Uyumak: Belki de rüya görmek..!
Bu fani kalıbı üstümüzden sıyırıp attıktan sonra, o ölüm uykusunda, kim bilir ne rüyalar görürüz. (...) Ölüm, o bilinmez ülke... Zihnimizi şaşkın ederek, bizi, bilmediğimiz musibetlere düşmektense içinde olduklarımıza tahammül ettiriyor.