Bir gün Zeus ve Hermes, insanlara ders vermek için yaşlı birer yolcu kılığında Frigya topraklarına iner. Kapı kapı dolaşır, yiyecek ve barınak isterler. Zenginler kapılarını yüzlerine kapatır, kimse onları içeri almaz.
Sadece yoksul bir çift olan Philemon ve Baucis kapılarını açar. Ellerinde avuçlarında fazla bir şey yoktur, küçük sofralarını kurarlar, ellerindeki tek kazı bile kesip misafirlerini en iyi şekilde ağırlamak isterler.
Tanrılar bu misafirperverlikten çok etkilenir. Köylerini cezalandırıp sular altında bırakırken Philemon ve Baucis’in kulübesini bir tapınağa çevirirler. Çifte bir dilek hakkı verirler. Onlar da “Biz birbirimizi çok seviyoruz, ölümde bile ayrılmayalım” derler.
Ve ikisi de aynı anda ölür. Tanrılar onları yan yana büyüyen iki ağaca dönüştürür: Philemon bir meşe, Baucis bir ıhlamur olur. Böylece sevgileri köklenip göklere erer.
(Meşe bilgeliği, gücü ve dayanıklılığı temsil eder; ıhlamur zarafeti, adaleti, sadakati ve huzuru temsil eder.)
Meşenin asaletini, ıhlamurun huzurunu ve kokusunu taşısın ömrünüz. Sevgiler 🌸
Meraklısına:
Resim: Philémon et Baucis donnant l’hospitalité à Jupiter et Mercure
Ressam: Jean-Bernard Restout