Nihayet Meyranın incelemesiyle geldim. Sinan Akyüz'ün İncir kuşları kitabını da çok etkilenerek ve beğenerek okumuştum. Ki Bosna'nın yeri bende çok ayrı ve özeldir. Nitekim bu kitabı da öyle
Sizi mutluluk denizinde yüzdürecek eğlenceli şeyler aslında kitap mitap değil bir deneyim bir gülücük kendine tuttuğun bir ayna , bir hediye, bir defter, bir albüm...
Son kullanma tarihi hiç geçmeyecek bir ‘kendini iyi hissetme rehberi’ ...
“Keçileri kaçırmak üzere olan herkesin başucu kitabı olacak” keçilerini bulamayan okur
Mutlu olduğunda da açıp baksan üzgün olduğunda da açıp baksan kendine ilaç gibi gelecek şeyler bulacaksın
“Üslubun kimliğindir” diyordu Cemil Meriç bir makalesinde...
Kimliğin , kim olduğun, neye hizmet ettiğin, neyi aradığın ve neye talip olduğun meselesi.
“Allah’a ve ahiret gününe iman eden ya hayır söylesin ya da sussun” (s.a.v)
Bu kadar önemliyken susmak önemli o kadar konuşmak.
Peki dilin afetleri nelerdir?
Her şeyden evvel, zikirle ve ilimle sarfedilmesi gereken zamanı ziyan eden her söz , bizi helak olmaya sürükleyen kırık dökük bir tekne, üstelik durmadan gıybetle, riya ile, yalan ile bu tekne yara alıp derinlere gömülmekte.
YALAN biz doğruluğun neresindeyiz?
RİYA durmadan yücelttiğimiz yüksek hasletlerimiz ...
GIYBET hazmedilemeyenlerin boşaltıldığı zihin çöplüğü...
KÜFÜR “küfredene dahi beddua etmeyin , lanetlemeyin, çünkü o geleceğin iman edenlerinden biri olur da siz küfre dolarsınız”
Susmak belki de konuşmanın şehzadesidir.
Zira susmak, eksilmeden yürümektir Mevla’ya.
“Ama bütün insanların ihtiyacı olan bir şey daha vardır: Kim olduğumuzu ve neden yaşadığımızı bilmek”
Felsefe öğretmeninin Sofie’nin posta kutusuna ‘Kimsin Sen?’ Notu bırakmasının ardından Sofie nin öğretmeni sayesinde gerçeği öğrenme ve kendini arama yolcuğunu yaşadık hepimiz.
“Felsefe hayatın ta kendisidir”
Okurken sürekli kendimizi sorgulatan düşündüren ve hayatta olan şeylere artık şaşırma duygumuzun ne kadar körleştiğini ve aslında hepimizin birer tavşanın tüylerinin ta diplerine yerleşip orda rahat ettiğimizi yüzümüze çarptı.
“Üç bin yılın hesabını göremeyen, karanlıkta yolunu bulamaz, günü gününe yaşar ancak.”
Tam da bu aslında. Hangimiz neyi ne kadar merak ediyoruz. Ve bu merak için çabalıyoruz. Biz günü gününe yaşıyoruz. Kim olduğumuzu merak etmiyoruz. Sofie’nin Dünyasıyla biraz gözümüzün önündeki perde aralanıyor.
Kitap tam olarak;
Felsefenin doğuşundan başlayıp doğa filozoflarını, helenizm, orta çağ rönesansı, barok, aydınlanma çağı ve romantizm gibi önemli dönemleri bölümlere ayırarak günümüze, çağımıza kadar getiriyor.
Sofie’nin dünyasıyla felsefe tarihini sevdiriyor.
Sahi biz kimiz? Kimsin sen?
++Kitap bittiğinde her yerden sizi gören ve yönlendiren notlar, postalar bekliyorsunuz. Bir yerlerden bi felsefe öğretmeni çıkacakmış gibi hissediyorsunuz :)