9/10
··
1 saatte okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 22:26
Svayqin eserlerində heçbir yaziçida olmayan xsusi bir ruh var ve hikmetli sozlerle doludur Bu Əsərdə insanın öz iradəsi ilə cəmiyyətin ondan gözlədikləri arasındakı qarşıdurma təsvir olunur. Kitab Birinci Dünya Müharibəsi dövründə yaşayan gənc rəssam Ferdinandın daxili mübarizəsindən bəhs edir. O, müharibəyə getmək istəmir, lakin vətən, vicdan, qorxu və şəxsi azadlıq arasında seçim etmək məcburiyyətində qalır.Kitabda müharibənin insan psixologiyasına təsiri ön plandadir.
MecburiyetStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202175,1bin okunma
Puan vermedi·256 syf.··
2026 42. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 22:49
Waris Dirie'nin gerçek yaşam öyküsü ve anlatılanlar tamamen kendi sözlerine dayanır. Somali'den Londra'ya uzanan bence büyük bir macera. Bir kadın olarak oldukça sarsıcıydı bu kitabı okumak. Hayranlık uyandırıcı bir mücadele örneği. Waris, Somali'de ailesiyle yaşarken ve küçücük bir çocukken, kadınların sünnet edilmesi gibi vahşice bir geleneğe maruz kalıyor. Bu durum tüm halkı tarafından normal ve zorunlu kabul edildiği için önce anlamıyor ne yaşadığını ama sonra fark ediyor ki bu hiç de normal değil ve tüm kadınlar bunu yaşamıyor. Waris tek başına bir kaçış hikayesi gerçekleştiriyor. Önce ablasının yanına ardından teyzesinin evine. Hayatta ve ayakta kalmayı beceriyor, bir model olarak hayata atılıyor ve yaşadıklarını yaşamasınlar diye mücadele ediyor, sözsüzlere ses olmaya çalışıyor. Edebi bir beklenti içinde olmadan okunabilecek bir yaşam öyküsü. Sarsıcı ama güzeldi.
Çöl ÇiçeğiWaris Dirie · Bilge Kültür Sanat Yayınları · 201411,7bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Sessizliğin ve Sesin İzinde: "yumuşak g"
Puan vermedi·112 syf.··
2026 42. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 23:33
Edebiyatta kısa öykü, hacmine sığmayacak kadar yoğun bir anlatımla insan ruhunun en saklı taraflarına ulaşabilen özel bir türdür. Zehra Âli Yılmaz, ‘yumuşak g’ adlı öykü kitabında bu imkânı başarıyla kullanarak okura samimi, duru ve katmanlı bir anlatı dünyası sunuyor. Kitap, alfabenin kendine mahsus harfi olan, tek başına bir kelimeyi başlatamayan fakat dokunduğu sesi uzatan yumuşak g üzerinden hayata ve insana dair hüzünlü bir benzetme kuruyor. Kitaba adını veren ve açılışı yapan “yumuşak g” öyküsünde yazar, bu dil bilgisi unsurunu sosyal hayatta sesini duyuramayan, geri planda kalan ya da suskunluğunun bedelini ödeyen insanların simgesi hâline getiriyor. Eserin ruhunu yansıtan şu satırlar, kitabın temel yaklaşımını da ortaya koyuyor: “Bir insan yumuşak g olsaydı en fazla ‘değil’ demekten ürperirdi herhâlde. Tepki görmekten, dışlanmaktan, zarara uğramaktan hatta elindekileri kaybetmekten, bedel ödemekten endişe ederdi... Sustu. Bu, ona verilmiş bir hak değil, ödediği bir bedeldi.” Yazar, günümüz insanının en belirgin açmazlarından biri olan yalnızlığı ve anlaşılma arzusunu, dilin ince imkânlarından yararlanarak anlatıyor. Karakterlerin içine çekildiği sessizlik, “Ciğerleri sanki dar bir kelimenin içine sıkıştı. Konuşursa sesinin çatlayacağını biliyordu.” cümlesiyle somut bir acıya dönüşüyor. Kitap boyunca hissedilen bu tema, “Ses” öyküsünde daha belirgin bir görünüm kazanıyor. Açılıştaki suskunluğun aksine burada ses, hayatın kendisiyle özdeşleşiyor: “Dil sussa da ses bir yerden sızdırır kendini.” Doğanın bütün tınılarını yaşamanın işareti olarak sunan yazar, karakterin ruh hâlini taşra atmosferi içinde yeniden kuruyor: “Ses, onun için varlığın emaresiydi. Ses varsa hayat da vardı. Bir varlık sesini kaybettiyse geriye kaybedecek bir şeyi kalmamış
Yumuşak GZehra Âli Yılmaz · Kitap Ağacı Yayınları · 20261 okunma
Kesinlikle bir şans vermelisiniz..
9/10
·352 syf.··
Beğendi
·
2026 17. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 23:28
Çok çok akıcı bir seriydi, yazarın kalemini çok beğendim. Ara sıra mantığıma uymayan veya beni sinirlendiren detaylar olsa da genele bakıldığında gayet başarılıydı. İşlenmek istenen tema çok güzel aktarılmıştı. Betül ile Ömer'in sevgisini, Betül'ün İslam'ı tanıma sürecini, Fatma ve Hatice teyzelerin samimiyetini okumak çok huzurlu hissettirdi. 3 kitaplık bir seri olduğu için genel bir değerlendirme yapmak istedim. İslami ögeler barındıran bir seri. İlk kitabı keyifle okudum. Ömer'in inancını tam anlamıyla yaşaması ve ne olursa olsun Betül ile arasındaki mesafeyi koruması çok ince ve tatlı bir detaydı. İkinci kitapta ise yer yer eleştirdiğim noktalar oldu. Örneğin Betül'ün yerli yersiz inatlaşmaları bir süre sonra sıkıcı hal almaya başladı. Son olayların ardından Ömer'in Betül'e sürekli sesini yükseltmesi de keyif kaçırıcıydı. Üçüncü kitapta da Ömer'in bu öfkeli tavrı ve ses yükseltmeleri ne yazık ki devam etti. Her ne kadar sevdiklerini düşündüğü için böyle davransa da bence buna gerek yoktu. Karakter genel olarak fazla sinirli yansıtılmıştı, böylesine güzel yazılmış bir karaktere bu öfke problemini yakıştıramadım aslında. Bu kitap beni gerçekten sonlara doğru çok üzdü. "Buna gerek var mıydı?" diye sorup durdum. Ama belki de bi noktada bazı şeyleri fark etmemiz için gerekliydi.. Ama güzel bitti..Buna emin olabilirsiniz..Hâlâ tarifsiz hislerle doluyum...Ömer ve Betül hep aklımın bir köşesinde olacaklar.. Kesinlikle bir şans vermelisiniz.. :)
Ruhunu Haramdan SakınMerve Özcan · Portakal Kitap · 20171,594 okunma
Ses~Sabahattin Ali
10/10
·64 syf.··
2026 17. kitabı
Bu eserden önce,Sabahattin Ali’nin kaleminden, yalnızca Kürk Mantolu Madonna okumuş biri olarak söyleyebilirim ki,kesinlikle Sabahattin Ali’nin romanlarının yanın- da kısa öykülerine de şans verilmesi gerekli.İlk başta gözüme çarpan en büyük fark,komünist mesajların yoğunluğu.Toplumun sefaleti,kurumla- rın beceriksizliği,kadınlara uygulanan kötü muamele,burjuva(şehirli)sınıfla köylü sınıfın arasındaki fark ve şehirlinin,köylüleri bir yandan kardeş olarak gördüğünü idda edişiyle,onları aşağılaması arasındaki tezatlık bu öykülerde birebir işleniyor.Konuyla en alakasız görünen “Köstence Güzellik Kraliçesi” öyküsünde dahi,gazinolarda çalışan kadınların çektiği zulüm ve kapitalist sistemin seni kullanıp atması temaları işleniyor.Şüphesiz her öykü cidden pek dehşet verici olsa da,“Sıcak Su” öyküsü bir çalışanın patronuna yaranmak uğruna yaptıklarında ne kadar sınır tanımaz olduğunu ve yaptığından biraz bile olsa utanmayışını gözler önüne seriyor.Yanlış hatırlamıyorsam aynı hikâyede,dönemin kadınının,eşinden bağımsız birey olmasının imkansızlığını da anlatıyor.Kitaba ismini veren “Ses” hikâyesi ve diğer hikâyeler arasındaki farka dikkat ederseniz eğer,Sabahattin Ali’nin Türkçü düşünceden,Komünist düşünceye kayışını ve bu değişimin kalemine etkisine de şahit olabilirsiniz.
Edebiyat
SesSabahattin Ali · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20267,8bin okunma
Puan vermedi·634 syf.··
2026 47. kitabı
Bazı kitaplar size bir şeyler öğretmeye çalışır bazıları ise içinizde zaten var olan karanlık düşüncelere bir ses verir Mainländer’i okurken hissettiğim şey buydu Kitap boyunca bir filozofun fikirlerinden çok insanın varoluş karşısındaki yorgunluğunu gördüm Sürekli umut aşılayan metinlere alışmış biri için oldukça sert bir deneyim çünkü burada teselli yok Avuntu yok Sadece insanın kendisiyle baş başa kaldığında karşılaşabileceği rahatsız edici sorular var Her sayfasına katıldığımı söyleyemem ama uzun zamandır bir kitabın beni bu kadar düşündürdüğünü de hatırlamıyorum Bitirdiğimde aklımda kalan şey fikirlerinden çok atmosferiydi Sanki bütün kitap sessiz bir harabenin içinde yazılmış gibiydi
Die Philosophie Der ErlosungPhilipp Mainländer · Kessinger Publishing · 20108 okunma