KİTABIN ÖZETİ
Dedesi doktor. Babası Şövalye okulu mezunu Hindistan’da misyonerlik yapmış bir adam. Okul yaşamı pek başarılı değil. Manastırdaki eğitiminde ortadan kaybolduğu için cezalandırılıyor ve yazdıkları içindeki bunalımı aktarıyor. Ruhsal krizler yaşıyor. Okulu bırakıp 4 yıl kitapçıda çalışıyor. İlk romanı 27 yaşında basılıyor. 1904’te evleniyor. Doğa ile baş başa bir yaşama çekiliyorlar. Derme çatma kulübenin içinde çıplak ve yalnız olarak yaşayan Hesse, taş zemin üzerinde tek bir battaniyeye sarılı olarak uyur ve bir hafta oruç tutup bütün gün koltuk altlarına kadar toprağa gömülü bir şekilde yatar. Ancak ruhsal sıkıntılarını dindirmek için başvurduğu bu yöntem de sonuç vermez. Evlilikten kaçıp seyahatlere çıkıyor. 1911 ilk kez Hindistan’a gidiyor. Birinci dünya savaşına katılmak istiyor ama askere almıyorlar. Savaş çok yıpratıyor. 1917 milat oluyor çünkü psikanalitik tedavi görüyor. Jung’un öğrencisi ile ilişkisi varmış. Jung’dan etkilenmiş. Kişisel ahlak geliştirilmesi gerektiğini savunuyor. Baskı görüyor 1924’te İsviçre vatandaşlığına geçiyor. Bireysel bunalımları doğu mistisizmi ile çözmeye çalışıyor. Sidartha için şöyle diyor: Tüm dinlerde, insanların benimsediği tüm inanış biçimlerinde ortak olan yanı, tüm ulusal ayrımları aşan, tüm ırkların, tüm bireylerin benimseyebileceği şeyi yakalamaya çalıştım. Hermann Hesse. (2016). Bozkırkurdu. Yapı Kredi yayınları. Harry: Bozkırkurdu. Yalnız bir entel. Kendini anlatamıyor ve anlaşılmıyor. Yaşamı sorguluyor ama çıkış bulamıyor. Yaşamın somut halini yani gündelik yaşamı yaşamayı bilmiyor. Bu gündelik yaşamdan alabileceği zevkleri, neşeleri alamıyor. İntihar etmek istiyor ama onu da yapamıyor. Kapana kısılmış bir hayvan gibi serbestliğini arıyor ama nasıl bulabileceğini de bilmiyor. Yalnızlığı özgürlük sanıyor. Özgür olmak
“Uygarlık, doğal düzenin bozulması anlamına geldiğinden, her toplumsal reform, aslında uzak geçmişe bir dönüştür ve başlangıç­ taki bozulmamışlığa ulaşmak amacındadır. " Yüca Aklın Erdemi'nde böyle diyordu Lao-Tse. Heyecanlanıyordu Teoman. Ekoloji, çevre politikası konusunda hiçbir donanımı yoktu; yalnızca içgüdüleri, genel kültürü, aile eği­timi, hepsi bu. Ama modern düşünceler arasında bürokrasiye, ka­nun ve teknolojiye karşı çıkan anarşist versiyonların Tao-te Ching'den kaynaklandığını düşünüyordu. · "Thoreau, Gandhi, Tolstoy, Schumacher, " diyordu heyecanla, "Bunların en eskisi Lao-Tse, en yenisi Foucault ve belki ben!" Aynı dönemde, yine Avrupa'da koyu bir Sidartha fırtınası esiyordu ve - sağolsun - Ulla'nın çantasından bir de Hesse çıkmıştı. Oku­muştu Teoman. Ama Sidartha'nın Hıristiyan kökenli bir Avrupalıyı etkileyişiyle, doğu ve Müslüman kökenli bir Akdenizli'yi etkileyişi arasında dağlar kadar fark olduğunu bilerek, fark ederek okumuştu.
Sayfa 28 - Remzi Kitapevi, 25. Basım·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Sidartha
Bu taş taştır, aynı zamanda hayvandır, aynı zamanda Tanrı'dır, aynı zamanda Buddha'dır, ileride şu ya da bu nesneye dönüşeceği için ona saygı duyuyor, onu sayıyor değilim, çoktan ve her zaman şu ya da bu nesne olduğu için sevip sayıyorum onu.
Sayfa 141 - Can Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
yoktur hiçbir intiharın maestrosu: İnsan'a olan engeli olan bu, Kuşluk Vakti Delisinin. Yolcular, keşişler ile bir kan topluluğu oluşturduğu. Kanıtlar mı? İşte yalnızlığı, ona nice yıkıntılar sunan, 'aysız gecelerde'. Ve sessizliği, hiçbir cebir ile bağdaşamayan. Ah, tabii, Sidartha!
Sayfa 102·Kitabı okudu
Edebiyat
Govinda: “Yaşlı olmasına yaşlıyım ama arayışım sona ermedi.” Sidartha: “Sana ne söyleyebilirim ki, saygıdeğer kişi? Olsa olsa kendini aramaya fazla verdiğini mi? Aramaktan bulma fırsatını bir türlü yakalayamayacağını mı?”
Sayfa 139 - Can Yayınevi·Kitabı okudu
Ben den kaçış
Bu yollarda ve daha başkalarında yürümesini öğrendi,kendi Ben'ini terk etti binlerce kez,saatler ve günlerce Ben'sizlikle yaşadı.Ama yollar kendini ne kadar Ben'den uzaklara götürsede bir yerde durup ileri geçmiyor,onu yine alıp Ben'e getiriyordu.Sidartha isterse binlerce kez Ben'den kaçıp gitsin,hiçlikte yaşasın,hayvanda,taşta kalsın bir süre sonunda yine Ben'e dönüşün elinden kurtulamıyor,vakti gelince kendini bulmaktan kaçamıyordu,güneş ışığında ya da mehtapta,gölgede ya da yağmurda yeniden Ben oluyor,Sidartha oluyor ve zorunlu çevrimin sıkıntısını duyuyordu yine.
Sayfa 26 - can·Kitabı okudu
Edebiyat