Enes b. Mâlik [r.a] rivayet ediyor: Resûlullah [ﷺ] Ebû Bekir, Ömer ve Osman’la beraber Uhud dağına çıktılar. Dağ altlarında sarsıldı. Resûlullah [ﷺ], ayağını dağa vurarak, “Ey Uhud dur, senin üzerinde bir peygamber, bir sıddık ve iki şehid durmaktadır” dedi. Dağın sarsıntısı hemen durdu. Bunu beyan etmekle Ömer ve Osman’ın [r.a] şehid olacaklarını bildirmiş oluyordu.
Sayfa 230 - Semerkand Yayınları·Kitabı okudu
Hadîs-i Şerif
Sizin hiç babanız öldü mü? Benim bir kere öldü, kör oldum. Yıkadılar, aldılar, götürdüler. Babamdan ummazdım bunu kör oldum.
Reklam
Resulullahla Benim Aramdaki Farklar
Resulullah süper bir insandı, ben o kadar değilim. Resulullah yolda Ebu Bekir'i görse "Es Selamu Aleyküm Ya Sıddık" derdi, Ben yolda Ebu Bekir'i görsem tanımam.
Sayfa 82 - Sel Yayınları
Ebubekir’i sevmek ve ona dua etmek bütün ümmetime vacibdir
Anam babam sana feda olsun ya Resulallah.
Nitekim Hz. Aişe, es-Sıddîka bint es-Sıddîk (ra) da kıskanmıştı. ​Bir gün, onun gecesiydi ve Resulullah (sallallahü aleyhi ve sellem) onun yanında bulunuyordu. Hz. Sevde bint Zem’a (ra), bir kap içinde hazırladığı yemeği, Resulullah’a (sallallahü aleyhi ve sellem) göndermişti; Efendimiz’in ondan yemesini istiyordu. Ancak Hz. Aişe, hizmetçinin elindeki kabı kıskançlıkla vurup kırdı. ​Bu olay, Peygamber’in (sallallahü aleyhi ve sellem) yanında bulunan sahabeler için oldukça mahcup edici bir durum olabilirdi. Fakat O, insan tabiatını en iyi bilen, rahmet olarak gönderilmiş bir Peygamber’di (sallallahü aleyhi ve sellem). ​Yüzünde bir tebessüm belirdi ve sahabelerine dönerek: “Anneniz kıskandı!” buyurdu. Sonra Hz. Âişe’ye (ra) dönerek: “Kırdığın kabın yerine, Hz. Sevde’ye kendi kabını ver.” dedi. Böylece mesele tatlılıkla sona erdi.
Sayfa 201 - Nida yayınları
1000Kitap
Reklam
Reklam