Girdiğim tüm ortamlarda sorduğum ilk soru: “Çay var mı?” :)
"Üç gün yiyeceksiz kalmak bir gün çaysız kalmaktan iyidir." Çin atasözü "Çok şükür çay var! Çaysız dünya ne yapardı? Nasıl var olurdu?" Sidney Smith, İngiliz yazar (1771-1845)
Sana katılıyorum üzümlü kekim;)
Çok şükür çay var! Çaysız dünya ne yapardı? Nasıl var olurdu?" Sidney Smith, İngiliz yazar (1771-1845)
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
BİRİNCİ BÖLÜM, HAMMER'İN HAYATI VE HATIRATIN TARİHÇESİ
Hammer, Mayıs 1799'da İstanbul'a, Dış İşleri Bakanı Baron von Thugut'un yardımı ile dil oğlanı olarak atanır. 1799 yılı Temmuz'unun ilk günlerinde İstanbul'a ulaşır. Hammer'in hedefi İstanbul'da kaldıktan sonra Farsçasını geliştirmek için Halep'e oradan da İran'a gitmektir. Fakat bu arzusu hiçbir zaman gerçekleşmeyecektir. Şubat 1800'de Orta Elçi (Internuntius) Baron Herbert von Rathkeal tarafından Kahire'deki Avusturya konsolosunun vaziyetini kontrol etmek amacıyla Mısır'a gönderilir. Seyahat yasağı yüzünden Tatar kıyafeti ile Çanakkale'ye, oradan da Rodos'a ve Kıbrıs'a hareket eder. İngilizler, Osmanlıların tek taraflı olarak Fransızlar ile aralarında yaptıkları El-Ariş Konvensiyonu'nu kabul etmediklerinden İskenderiye'yi abluka altına alırlar. Hammer bu sebeple Mısır'a giremez ve hem tercümanlığını hem de sekreterliğini yapacağı Sir Sidney Smith'in kumanda ettiği "Tiger" gemisine çıkar. Hammer İngiltere anlaşmayı reddettiği süre zarfında gemide kalacaktır...
Sayfa 18 - Kronik Kitap, 1.Baskı, Eylül 2023·Kitabı okudu
Sidney smith
Çok şükür çay var ! Çaysız dünya ne yapardı? Nasıl var olurdu?
Sayfa 171·Kitabı okudu
Bonaparte Akka'da kaybediyor.
Napolyon Bonapart’ın 1799 yılındaki Mısır Seferi, genç generalin "Asya’nın İskender’i" olma hayalinin en somut adımıyken, Akka surları önünde bu hayal sert bir gerçekliğe çarpmıştır. Kuşatma, en başından itibaren lojistik bir felaketle başlamış; Fransızların en ağır kuşatma toplarını taşıyan dokuz gemilik filo, Britanyalı Komodor Sir Sidney Smith tarafından ele geçirilerek namlularını bizzat Fransızlara çevirmiştir. Bu durum Napolyon’u, Cezzâr Ahmet Paşa’nın dirayetli savunmasına karşı sadece hafif toplar ve askerlerinin süngü hücumlarıyla savaşmak zorunda bırakmıştır. Şehir önünde kurulan siperler ve istihkamlar, İngiliz mühendis Phélippeaux tarafından desteklenen Osmanlı savunması karşısında yetersiz kalmış; hatta Fransız karargahının, 1191 yılında Aslan Yürekli Richard’ın karargahını kurduğu Turon Bayırı’na kurulması gibi tarihi tesadüfler dahi kuşatmanın gidişatını değiştirememiştir. ​Kuşatma sürerken orduyu sadece Türk mermileri değil, bataklıklardan yayılan sıtma ve "la peste" denilen veba salgını da kırmıştır. Napolyon, Yafa’daki veba hastanesini ziyaret ederek apseli yaralara dokunacak kadar ileri giden bir gövde gösterisiyle askerlerine "iradenin hastalıktan güçlü olduğu" mesajını vermeye çalışmıştır. Ancak gerçekler çok daha karanlıktır; geri çekilme kararı alındığında gemilere bindirilemeyecek kadar ağır olan vebalı askerlerin, düşman işkencesinden kurtarılma bahanesiyle bir eczacı aracılığıyla zehirlenerek "merhamet kaynaklı" ölümlere terk edildiği iddiaları tarihe geçmiştir. Bu süreçte Napolyon, en sevdiği komutanı Cafarelli’yi ve sadık subaylarını kaybetmiş, kendisi de bir top güllesinin sadece üç adım uzağına düşmesiyle ölümden kıl payı kurtulmuştur. ​Askeri açıdan ise Tabor Dağı (Hamore) Muharebesi, Napolyon’un manevra dehasının son parlamalarından
"Üç gün yiyeceksiz kalmak bir gün çaysız kalmak­tan iyidir." Çin atasözü "Çok şükür çay var! Çaysız dünya ne yapardı? Nasıl var olurdu?" Sidney Smith, İngiliz yazar (1771-1845)
Sayfa 171·Kitabı okudu