|• insandan gübre yapımı
~•~ Belçika'nın başkenti Brüksel'de artık cesetler gömülmek yerine özel bir işlemler "gübre" haline getiriliyor. "Tarlanızı "insan gübresiyle" beslemek ister misiniz?" diye de afişe edilmeye başlandı bile. Tiksindiniz biliyorum ama bu "insan gübreleme yöntemi" İsveç'te de yasal ve kullanılıyor. Keşke bu kadarıyla kalsaydı. İsteyenin cesedi ise özel bir sıvı sayesinde tamamen yok edilerek, gömülmesine gerek dahi kalmadan imha ediliyor. Ölen kişinin vücudu, 96 derecelik bir alkalin sulu çözelti içinde yaklaşık 4 saat boyunca tamamen yok ediliyor. Ne kadar da teknolojik ve modern(!) değil mi? Yeter mi? Yetmez. Amerika'nın 15 eyaletinde devreye sokulan uygulamaya göre, cesetler 160 derece ısıda yaklaşık 4 ile 6 saat süren işlem görüyor ve bu ölü bedenden çevreye yararlı yeşil bir sıvı elde ediliyor. Ölü sahipleri bu sıvıyı isterse tuvalete döküp üzerine sifon çekiyor ve kanalizasyon yoluyla ondan kurtuluyor ya da yeşil alanlarda gübre olarak kullanabiliyor. Yeryüzünün halifesi olan insan izzeti ve onuru karşısında ne kadarda saygısız ve duygusuzca bir işlem değil mi? Yine Washington'da talaş ve saman gibi malzemelerle karıştırılan cesetlerden birkaç hafta içinde iki el arabasını dolduracak kadar gübre elde edilmesi yasası kabul edildi ve tarım alanlarında kullanılmak üzere üretime başlandı. Şimdi bir tek soru var aklımızda. Tavukçulukta civcivlerden yem yapıp, tavukları hasta ettiler. Büyükbaş hayvancılıkta kendi etinden yemler yapıldı ve kendi cinsiyle beslenen hayvanlarda "deli dana" hastalığı zuhur etti. Şimdi kendi gübresiyle beslenen insanların sonu ne olacak? ~•~
Sayfa 101
Hayata Dair
"Dur," dedi Nico. "Lütfen..." "Elveda Nico," dedi Bianca. "Seni seviyorum. Dediklerimi unutma." Cismi sarsıldı ve hayaletler kayboldu. Geriye bir çukur, Mutlu Sifon atık tankı ve buz gibi bir ay kalmıştı.
Sayfa 167 - nico-bianca·Kitabı okudu
Reklam
Elsiz Kız masalı
Örneğin, bir kadın yanlış nedenlerle evlenir ve yaratıcı hayatından kopar. Bir kadının belli bir cinsel tercihi vardır, ama kendini bir başkasıyla birlikte olmaya zorlar. Bir kadın büyük biri olmak, büyük bir iş yapmak, büyük bir yolculuğa çıkmak ister, ama bunun yerine evde kalıp ataş sayar. Bir kadın hayatı yaşamak ister, ama boncuk taneleri gibi küçük hayat parçaları ile yetinir. Bir kadın kendisi olmak ister, ama karşısına çıkan her aşığa bir kolunu, bir bacağını ya da göz küresini verir. Bir kadın ışık saçan bir yaratıcılık akar, vampirimsi arkadaşlarını birlikte her şeyin üzerine sifon çekmeye çağırır. Bir kadının hayatını sürdürmesi gerekir, içindeki şey şöyle der “ hayır, tuzaga düşmek güvende olmaktır” Bu, İblis’in “ şunu bana verirsen, sana bunu veririm”idir, bilmeden yapılan pazarlıktır.
Sayfa 438·Kitabı okudu
Bilincimin altını,üstünü,sağını,solunu, yokladım. İçinden çocukken yediğim cici bebe bisküvileri, ponponlu berem, Bianchi marka bisikletim, tadılarım, Casio saatim, babamın dükkanındaki şifon kumaşların fiyatına kadar yığınla gereksiz şey çıktı ama ne Yusuf, ne de Butimar’ dan küçücük bir iz bulamadım.
Sayfa 51 - Kapı Yayınları·Kitabı okuyor
Alıntı
Reklam
Reklam