Unutmak Kurtuluşsa, Hatırlamak Neden Hâlâ İnsan Kalmanın Bedeli?
Puan vermedi·274 syf.··
2026 133. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 11:13
I—BAŞLANGIÇ: Şimal Yıldızı: Unutmanın Kurtuluş, Hatırlamanın Yangın Olduğu Bir Dünya Bazı kitaplar vardır; kapağını kapatırsınız ama içindeki karanlık bir süre daha odada kalır. Şimal Yıldızı benim için tam olarak böyle bir kitap oldu. Oğuz Yılmaz, bu eserinde sadece yıkılmış bir dünyanın hikâyesini anlatmıyor; yıkılmış insanın, kırılmış hafızanın, susmuş vicdanın ve hâlâ bir yerlerde titrek de olsa yanmaya çalışan umudun hikâyesini anlatıyor. Kitabı okurken şunu çok net hissettim: Burada asıl mesele dünyanın sonu değil; insanın, dünyanın sonundan sonra bile insan kalıp kalamayacağı. II—İNCELEME: Romanın atmosferi karanlık. Hatta yer yer insanın içine işleyen, boğucu, sisli ve soğuk bir karanlık bu. Ama bu karanlık sıradan bir dekor değil. Yazar, distopik bir evren kurarken aslında bugünün insanına da ayna tutuyor. Çünkü kitapta gördüğümüz o yıkım, sadece dışarıdaki şehirlerde, sistemlerde, düzenlerde yaşanmıyor; insanın içinde de yaşanıyor. Hafıza, unutmak, geçmiş, korku, kibir, inanç, yara, direniş ve insan kalma meselesi romanın damarlarında dolaşıyor. Hele bazı cümleler var ki, insan onları okuyup geçemiyor. Bir yerde durmak, nefes almak, hatta kendi içindeki eski defterlere bakmak zorunda kalıyor. Bu kitabın en güçlü tarafı bence tam da burada: Oğuz Yılmaz, büyük büyük olaylar anlatırken bile insanın en küçük iç sızısını unutmuyor. Distopya yazıyor ama kalbi ihmal etmiyor. Karanlık bir dünya kuruyor ama o dünyanın ortasına insanın iç yangınını yerleştiriyor. Kitapta unutmak bir nimet mi, yoksa insanın kendinden vazgeçmesi mi? Hatırlamak bir lanet mi, yoksa insan kalmanın son şartı mı? Geçmiş gerçekten geride bırakılabilir mi, yoksa insan nereye giderse gitsin kendi kuyusunu da yanında mı taşır? İşte
Şimal YıldızıOğuz Yılmaz · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 202650 okunma
Puan vermedi·68 syf.··
2026 28. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 22:14
Kalan kim, gidenlere inat Dert, garibanlık Düşünceler ve her batıl Gidiyor birileri, bir şeyler Saatler, ömür, akıl... O geri kalır mı Zoruma da gidiyor..." Kendi içinde; "Yalnızlık, Yaşamlar, Zühd, Şehadet" isimli dört ana başlık altında toplanmış şiirlerden oluşan bir şiir kitabı #yagmurluhisler "İnsan acelecidir. Evet, geç ve güç öğrendim Acele ede ede etmemeyi Saati değil, vakti Serden hayr doğacağını Hayrdan şer Öfkenin sevgiden vefalı olduğunu Güzel olduğunu ölümün hayattan." Ara ara okumalarim arasına şiir kitapları almayı seviyorum. Şiirin ruha iyi gelen bir tarafı olduğunu düşünüyorum. Bir fincan kahve eşliğinde, sessiz sakin ortamda okumayı seviyorum. Bu kitap içinde yine önce sessizliği, sonra kahvemi hazır ettim GANİ YAHUT KAFi "Koşmak zorundasın Bu dünya böyle Evet, makam mevkiyle Değil aşkla sevgiyle Devrilen atı vururlar Koşmayan; zahid yahut alelade maktül." Sizler için birkaç alıntı bırakıyor ve herkese keyifli okumalar diliyorum. Sizler şiir kitabı okuyor musunuz? Şiir kitapları için nasıl bir ortam tercih ediyorsunuz? Yoruma sevdiğiniz bir şiirden birkaç satır ekler misiniz?
Yağmurlu HislerHayat Can Yakar · Cinius Yayınları · 20262 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
...içinde konuşan Tanrı'yı söze getiren, sessizliktir.
Puan vermedi·132 syf.··
Beğendi
·
2026 48. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 01:25
Kendi atmosferini oluşturabilmiş şairler, başka bir bakış geliştirebilenler değil de, bakışını koruyabilenlerdir belki de... Çünkü her ruhun olağanüstü bir başkalığı var... Bunu biraz kendi ruhuna şahitlik etmiş herkesin onaylayacağını zannediyorum. Şiirin tasarlanabilir bir edebi tür olmadığını, onda teselliden çok mecburiyet olduğunu, sıkıntının ve taşmanın varabildiği bir kanal olduğunu, zihnin doğal akışından kopamayacağını Necatigil şiirinde görebilirsiniz. Bu doğal bakışın saflığında, insanın ruhuna giden müthiş patikalar keşfetmiş... Özellikle bu eserde, kişisel ızdırabı, sosyal bağlama öyle ustalıkla yerleştirmiş ki, bir müddet o evlerde yaşadığınıza, o kederi ve sevinci, maddi kaygıları birlikte taşıdığınıza inanabilirsiniz. O dönemin, bu günlerle benzerlikler göstermesi de üzerinde durulmaya değer konulardan biri. Uçlarda yaşamlar... Çok zengin ve çok fakir... Ama aslında zenginlik maddi güçten ibaret midir? Bilgelik bilgiyle ne kadar ilgiliyse :) "Büyük şair bize kendi zenginliğimizi hissettirir..." diyordu Emerson. Okura bir süreliğine kişisel varlığını unutturan, sadece duyguya dahil eden, o derinliğin içine usulca bırakan, hayretiyle başbaşa bırakan bir eylemdir şiir. Necatigil'de zamanının ötesine geçebilmiş üstadlardan biridir. Ve -bütün nüanslarıyla- Walt Whitman şiirine ne çok benzediğini farkettim, hattâ dönüp Whitman'ın dizelerini şaşkınlıkla okudum :) Esere özgü bir cümle seçilecek olsaydı bu; “Susanlara hiçbir şey sormayınız." cümlesi olurdu. Necatigil'in bu cümleyle olan bağını, kızı Ayşe Sarısayın şöyle anlatıyor; -Sıcaktan bunaldığımız yaz geceleri biraz olsun serinleyebilmek için deniz kenarındaki çay bahçesine veya yazlık sinemaya giderdik. Bazı filmlerde ağlayışlarını anımsıyorum babamın, ya da komik filme kendini kaptırıp çocuklaşarak
Şiir
Eski SokakBehçet Necatigil · Yapı Kredi Yayınları · 20132,632 okunma
2/10
·128 syf.··
2026 9. kitabı
Arka kapağını beğenince bu kitaptan beklentim arttı sanırım. Kitapta, içinde über zengin kişiler barındıran bir arkadaş grubu, gruptan iki kişinin düğünü için Japonya’da terk edilmiş bir malikhaneye gidiyor. Malikhanede de bir hayalet gelinimiz var. Über zengin insanları okumaya, hele bir de kötü yazılmışlarsa asla katlanamıyorum. Karakterlerin hiçbiri bana etten kemikten insanlar gibi gelmedi çünkü yazar karakterleri diyaloglarla tanıtırken sadece yüzeysel kalmış. Karakterizasyonlar bir süre sonra ‘’bu iki kişi bir zamanlar ilişki yaşıyordu fakat ayrıldılar, sonra güzel ceketli yakışıklı olan şuradakiyle takılıp buna şunu söyledi, sonra diğeri de oradakine şöyle yaptı’’dan öteye gidemiyor. Böylesine potansiyeli yüksek bir temelle yola çıkıp büyük resimde hikayenin bu kadar sığ kalması beni üzdü. Diyalogların lisede yazdığım fan kurgusu hikayelerden öteye geçememesi de cabası. Kitapta olan biten anlatılırken devamlı bir benzetme kullanma meyli vardı ve bu beni okurken çok rahatsız etti. Bana kalırsa şiir gibi bir tür dışında bu kadar benzetme, kitabın ciddiyetinden götürüyor. Şiirden bahsetmemin sebebi, kitaptaki korku verici sahnelerin birçoğunda bu benzetme kalabalığının beni rahatsız etmemiş olması. Karakterler arasındaki iletişimde ve sahne nitelenirken fazla fazla gelen imge, benzetme ve metafor kullanımı kitabın paranormal kısımlarında beni rahatsız etmedi. Japon efsanesi kısımları beni aldı götürdü, ancak sadece taslakta kalmış gibiydi.
İngilizce Kitaplara Türkçe İncelemeler
Nothing But Blackened TeethCassandra Khaw · Tor Nightfire · 20214 okunma
7/10
·136 syf.··
Beğendi
·
2026 30. kitabı
Yaşanmışlıklar biriktiririz yıllar içinde, Kimi acı, kimi tatlı anılar. Hepsi bizim bir parçamız olur, Ve biz onlarla büyürüz her zaman. Uzun bir aradan sonra tekrar bir şiir kitabı okudum ve sizlere de fikir olsun istedim. Şiir benim için dizeler içinde gizlenmiş duygular demek. Bu yüzden şiir okurken durup hissetmeyi çok seviyorum. Kitap, şairin özgeçmişi ile başlıyor ve kendisinin hayatın zorluklarına rağmen yılmadan umutla çalışmaya devam etmiş birisi olduğunu okuyoruz. Şiirlerini okudukça da bu yaşanmışlıklarını mısralarla bizlere aktardığını da en derinden hissediyoruz. Benim için yoğun şiirsel bir anlatımdan ziyade her bir mısrada kendimizden de bir parça bulabileceğimiz, hayatın gerçeklerini hissedebileceğimiz bir şiir kitabıydı. Kitap ikişer dörtlük şeklinde yazılmış 128 şiirden oluşuyor. Şiirler yoğun bir anlatıma sahip olmadığı için şiir okumaya yeni başlayanlar için güzel bir başlangıç olabilir. Mısralarda Saklı Hayatlar Ergin Taş
Mısralarda Saklı HayatlarErgin Taş · Sîtav Yayınları · 20267 okunma
Edebiyat, hakikatlerın hayalle süslenmesidir.
Puan vermedi·308 syf.··
2026 10. kitabı
Bu kitap militarist, askeri değerler ve aşk gibi geçici heveslerin eleştirisini okurlara yaptığı ve geçmişte yaşanan zamansız bir aşktan bahsedilerek ruhun aşkla mı askerlikle mi tanımlanması gerektiğini düşündürüyor.Kitap içerisinde askerliğin bir meslekten ziyade bi bir ruh olduğunu kavrıyor. Askeri değerleri sentezleyerek kendi kimliğini buluyor. Krallık ve cumhuriyetçilik eleştirisi yer alıyor. Askeri değerleri, aşkta aradığı rasyonelden ruhaiyatçılığa doğru sürüp giden ve ”Geri Gelen Mektup” şiirinden hakikatin kurgulanıp edebiyatla süslenmesidir bence bu roman. Şiirden bazı dizeler: Ruhun mu ateş, yoksa, yoksa o gözler mi alevden? Bilmem bu yanardağ ne biçim korla tutuştu? Pervane olan kendini gizler mi hiç alevden? Sen istedin ondan bu gönül zorla tutuştu. Gün senden ışık alsa da bir renge bürünse; Ay secde edip çehrene yerlerde sürünse; Vur şanlı silahınla gönül mülkü düzelsin; Sen öldürüyorken de, vururken de güzelsin!
Ruh AdamHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 201934bin okunma