Düşünün ki, şiirsever kişinin ya da ozanın sevdiği şiirleri belleğinde taşıması, ressamın ya da resimseverin, günün yirmi dört saatinde Louvre’u yanında taşıması gibidir.
Şurası saklanması mümkün olmayan bir gerçektir ki, günümüzde şiir dar bir bilgi alanı içersine girmiş; şiiri seven, şiiri anlayan ve şairi takdir edenlerin sayısı oldukça azalmıştır
Sayfa 167 - Ötüken Neşriyat, 3. Baskı, İstanbul, 2018
Gittikleri her yere pis ellerini ve çarpık kültürlerini taşıyan Afganlar… Bir bok başarmış gibi Hindistan’da ayrılıp kendi sefaletlerinde boğulan Pakistanlılar… Şiirsever bir halkken cahil bir devrime teslim olan İranlılar… Amerikalılar’ı kendi elleriyle davet edip parçalanan, sonra da kapımızda dilenen Iraklılar… Beş metre geriden yürüttükleri kara çarşaflı kadınlarıyla savaş yalanlarına sığınıp ülkemize sığınan Suriyeliler… Darbelerden, baskılardan kaçarken batılı rolü oynayan ama özünde Orta Doğulu Türkler… Mitterrandların başımıza bela ettiği, dağlarındaki savaşla birlikte şehrimize akan Kürtler… Sömürge günlerinin hesabını bizden tahsil etmeye çalışan, sabahtan akşama kadar bizi geçmişimizle suçlayan Cezayirliler ve Lübnanlılar… Fitili ateşleyen Faslılar… Allahın belası Eritreliler,Zimbabweliler, dengesiz Nijeryalılar, Kongolular… Ve en çokta Arap baharı için girdi sevgililerini bırakıp gelen Tunuslular…
Bu kadar bilgiyi bu yaşına nasıl sığdırabildin?” diye soruyorum. “Ellili yaşlarını süren bir edebiyat tutkununun birikimi var sende.”
“İşin sırrı, içten ve çok sevmekte. Lise yıllarında edebiyatın, edebiyat dersleri dışında da beni mutlu ettiğini keşfettim. O zamanlar başladı tutkum. İngiltere’deki dil okulunda da iyice pekişti. Londra’ya giderken, yarım bavul kitap vardı yanımda. Yanı sıra internetten indirdiğim dosyalar... Arşivimin büyük bölümünü orada oluşturdum. Onun için de Şiir Bahçesi kadar düzenli değil. Üzerinde çalışıyorum ama. Kısa zamanda istediğim kıvama gelecek.”
Bundan kuşkum yok. Öylesine çok emek veriyor ki bu işe.
Bana her gün getirdiği sayfaların çoğu, Şiir Bahçesi’nin tersine, elyazısı değil, bilgisayar çıktısı. Ama üzerine kalemle notlar alınmış, önemli görülen yerlerin altı çizilmiş; her sözcük, her harf tek tek irdelenmiş. Bunları yapan, sıradan bir şiirsever olamaz! Yıllarını bu işe adamış başarılı bir edebiyat eleştirmeni, incelemeci, araştırmacı var sanki karşımda. Ona, verdiği emeğe saygı ve hayranlık duymamak elde değil.
Evet, hayranlık! Ancak, edebiyat sınırları içinde... Şiirde buluşan yüreklerimiz, güzel bir dostluğu paylaşıyor Murat’la.