Su Adamı
8/10
·240 syf.··
2026 96. kitabı
Modern bir Küçük Deniz Kızı masalının bilim kurguyla pişirilmiş hali, orijinal Küçük Deniz Kızı'nın 1830lu yıllarda yazıldığı ve bu kitabın da 1927de yazıldığı düşünülürse... Tam 99 yıl önce, klasik 19-20. yüzyıl Sovyet yazarlarının sistem eleştirisini bilim kurgu adı altında vermekten korkmamış bir yazar olarak Belyaev'i takdir ediyorum. Dönemin gerektirdiği pek çok eleştirel unsura Belyaev de değinmiş elbette ancak Salvator'un savunması... Çok çarpıcıydı, unutamayacağım bir bölüm oldu. Yer yer olaylar arasındaki bağlantıyı kurmakta problem yaşadım, o öyleyken bu da böyle oldu diye bir anda çok seri ve sert geçişler olsa da anlam bütünlüğü hiç kaybolmadı. Salvator'un "Kurtarıcı" gibi bir anlamı oluşu düşünce tarzı ve işlerine ruhani bir katman da kazandırmıştı sanki. İhtiandr'ın bir günü ise sanki bir yaratılış destanı, yaratılan ilk varlığın dünyayla etkileşimini okuduğum bölümden de keyif aldım. Piskopos ve Başsavcı'nın kısa görüşmeleri dinin nasıl bir kontrol silahı olabileceğini ve doğru kullanılırsa rahatça beyinleri yıkayabildiğini çok özlü şekilde ortaya koydu bence. Hikayenin nedensellik konusunda biraz eksikleri vardı, karakterlere fazla bağlanacak kadar zaman geçiremedik, böyle eserlerde karakterlerden çok dönemin eleştirisi, bilim kurgu unsurunun ve etik vicdani çatışmaların değerlendirilmesi beklense de okurdan ben yine de karakterlere gereken derinliği vermenin diğer unsurları gölgelemeyeceği kanaatindeyim. Keyifliydi, masal gibi, mutlu sonlardan nasibini alamamış bir masal. Zaten sıkı okuyucular artık sonsuza dek mutlu yaşadılar zırvalarından çok daha realist sonlara alışkındır bu yüzden okunmalı.
1000Kitap
Su AdamıAleksandr Belyaev · İthaki Yayınları · 20174,489 okunma
2/10
·944 syf.··
2026 9. kitabı
·
29 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 00:36
Normalde bu kadar uzun bir kitaba detaylı bir inceleme yazmak beni bayağı bir zorlar çünkü genelde kalın kitapları okumam normalden çok daha uzun sürer ama bu seriyi ve ejderhalarını biraz fazla sevdiğim için okurken notlar aldım ve tek tek düşüncelerimi sizlerle paylaşmak istiyorum çünkü diğer incelemelere baktığımda gördüm ki fazlasıyla abartılmış bir kitap. Bu inceleme spoiler içermektedir. Öncelikle besmele çekip nas felak okuyarak kitabın kapağını açıyoruz sonuçta 900 sayfalık kitap ne olur ne olmaz. Baştan şunu söylemeliyim, ejderhalara bayılıyorum. Fantastik yaratıklar arasında en sevdiklerim kesinlikle ejderhalar. Biraz da bu yüzden bu kitaba bu kadar uzun süre katlandım çünkü gereksiz yere uzatıldığını düşünüyorum. Aslında sadece ben değil diğer incelemelere şöyle bir göz atsanız bile okurlarının neredeyse hepsinin bu kitabın gereksiz uzun olduğu kanaatinde olduğunu görürsünüz. Örnek vererek açıklayayım; ilk bölümde Aretia'daki kurulun kendi aralarında savaş oyunlarından sonra oraya giden öğrenciler hakkında karar vermelerini okuyoruz. 20. sayfanın sonunda bu konuşmalarla ilgili Brennan'ın söylediği ilk cümle geçiyor. Sonra 21. sayfaya geçiyoruz, doğal olarak sohbetin devamını okuyoruz demi. Yok o iş öyle değil. 21. sayfada Violetin o mekan hakkındaki düşüncelerini okumaya başlıyoruz. Tamam 1 sayfa boyunca okuduk, güzel sıkıntı yok. 22. sayfaya geçtiğimizde önceki sayfada söylenen sözün cevabı oradaki başka bir biniciden geliyor. Sonra Brennan tekrar bir şey söylüyor ve sohbet devam ediyor demeyi çok isterdim ama yine violet araya girip odayı anlatmaya başlıyor. Bu sözün cevabı da 23. sayfanın başında geliyor. Yani anlayacağınız üzere, kitapta ciddi bir problem var ki bu da kesinlikle violet ve hiç susmayan düşünceleriyle sürekli araya girilmesi. Şimdi
Demir AlevRebecca Yarros · Olimpos Yayınları · 20243,216 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Harf Harf Yanılmak
10/10
·256 syf.··
2026 5. kitabı
Agatha Christie'nin en çok konuşulan romanları arasında Doğu Ekspresinde Cinayet ve 10 Kişiydiler her zaman ön sıralarda yer alır. Haklı olarak. ABC Cinayetleri bu listede hak ettiği yeri çoğu zaman bulamaz. Oysa kurgu zekâsı açısından o iki romanla boy ölçüşebilecek, hatta bazı açılardan onları geride bırakabilecek bir eser. Roman, Poirot'ya gelen gizemli bir mektupla başlar. Gönderen, bir sonraki cinayetin nerede ve ne zaman işleneceğini önceden haber veriyor. Andover'da, A soyadlı biri. Ardından Bexhill'de, B soyadlı biri. Her cinayetin yanında bir ABC tren rehberi. Her seferinde yeni bir mektup, yeni bir şehir, yeni bir harf. Her şey meydan okuyan, imzasını atan, yakalanmaktan zevk alan bir seri katilin profilini çiziyor. Dönemin kriminoloji anlayışı ve polisiye kurgunun yerleşik refleksleri, Christie'nin elinde birer tuzağa dönüşüyor bu romanda. Christie, okuyucuyu bilinen bir kalıpla karşılaştırarak önce rahatlatıyor, ardından zihnini belli bir yöne doğru kilitliyor. Tam bu noktada asıl sorulması gereken soru ortaya çıkıyor ama yazar bunu öyle ustaca gizliyor ki sonunda fark ettiğinizde işi işten geçmiş oluyor. Poirot bu romanda alışılmadık bir konumda. Cinayetleri önceden haber alıyor ama engelleyemiyor. Bir sonraki kurbanı biliyor, koruyamıyor. Serinin diğer kitaplarında Poirot'yu genellikle olayların merkezinde, her şeye hâkim bir figür olarak görürüz. Burada ise bir adım geridedir ve bu çaresizlik, romanda başka türlü elde edilemeyecek bir gerilim yaratıyor. Christie, Poirot'yu köşeye sıkıştırıyor; tam da o noktada dedektifin en keskin zekâsının devreye girdiğini görüyoruz. Romanın bir diğer güçlü yönü, Poirot'nun dışındaki bakış açısı. Christie, olayları yalnızca Poirot'nun gözünden (Arthur Hastings’in kalemi vasıtasıyla) aktarmıyor; başka bir anlatıcıyı
Polisiye
Cinayet AlfabesiAgatha Christie · Altın Kitaplar · 20227bin okunma
3/10
·432 syf.·
2026 56. kitabı
Kitabın girişinde Payton fırtınalı bir akşam evinde oturmuş film izliyor. Bu sahnenin tasviri çok güzeldi. Payton'ın karakteri geçmişi travmasının yazımı da fena değildi ama evden kaçtıktan sonra senelerce ne yaptı biraz daha bahsedilebilirdi. İlk tanışmaları saçma ama anlaşılabilirdi ne yapsın yani silahlı adam evine girip sana zarar vermeyeceğim diyerek film izlemeye başlıyor kızın da sabah 5te uyanıp gittiği ve 8saat çalıştığı bir işi var haliyle bir noktada uyuyakalıyor. Payton daha önce istismar edildiği için bu gibi durumlarda donma refleksi gösteriyor Nero evine giriyor yapabileceği bir şey olmadığını görünce öylece donup kalıyor. Neronun eve niye girdiği de belli değil polisten kaçıyormuş ama adam büyük bir güvenlik şirketine sahip mesela başka türlü de kaçabilirdi. Nero 40 yaşına giriyor ama karakter olarak yaşıyla uyumlu bir akla sahip değil. Birbirlerine aşık olmaları seni seviyorumları vs hiç geçmiyor çünkü doğru düzgün bir duygu bir anı, zaman paylaşmıyorlar yazım dili olarak kitap akıcı ama kurgusu çok yüzeysel aksiyon smut aksiyon smut bitti.
NeroS. J. Tilly · Martı Yayınları · 2025212 okunma
Kate-Anthony karakter incelemesi
Puan vermedi
Kate karakter olarak sevsemde, kardeşini her şeye layık görüp kendini hiçbir şeye layık görmemesi bunun için çabalamaması hiç hoşuma gitmedi. Çaba illa kendinden vazgeçmek anlamına gelmez bazen kendin olup da yoluna bakabilirsin. Kate'in üvey annesi ve kardeşi gerçekten çok iyi insanlar. Kendisinden daha az güzel ablasının daha iyi evlilik yapmasını kıskanmaması hatta güzelliği ve karakteri sayesinde tam istediği birini bulması hoşuma gitti. Dış güzelliğimiz de aslında bizi biz yapan unsurlardandır. Aynı yaşlarda kızı olmasına rağmen kate her daim destek çıkan üvey annesi de harika biri. İyi evlilik para anlamına gelmese de kitap için para ve unvan anlamına geliyor onu kastediyorum. Anthony karakter olarak en sevdiğim karakterlerden. Başlarda o dediğim dedik karakterin seri boyunca olgunlaşma sürecini görmek hoşuma gitti. Ayrıca en baştan babası öldüğü için daha doğmamamış kardeşine babalık abilik karışımı dahilde olmak üzere 9 kişilik (1 anne + 8 kardeş) bir aile ve vikontluk gibi bir çok sorumluluğu omzunda taşıyan. Çok sevdiği ve değer verdiği babasının küçük bir arının devirmiş olmasının korkusu güzel işlenmişti. Sürekli kate baştan çıkarıp kardeşini evliliğe ikna edicem tavrı da hiç hoş değil. Edwina'ya hiç umut vermemiş olabilir fakat Kate'e karşı bunu silah olarak kullanması kötü fakat burada ikisi de suçlu annesi olan Edwinanın sürekli ondan izin istemesi de tuhaf. Fikir almak önemsemek başka bir şey izin almak bambaşka. Ayrıca kendisi de aynı şartlarda ablası da kendisi de iyi bir evlilik yapmalı ikisi de çok gençken bu abladan izin almak tuhaftı. Karakter gelişim süreçlerini de çok beğendim olgunlaşma süreçleri çok güzeldi. Genel romantik kitaplara göre dili de konusu da basitti. Kitap bir çırpı da okuyabiliyordu. Bazı yerlerde gereksiz uzatmalar bulunsa
En Çok Beni SevJulia Quinn · Epsilon Yayınları · 20191,926 okunma
Sürükleyici bir Macera- Garip Kahramanlar
8/10
·755 syf.··
2026 59. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 21:48
Üç Silahşör romanının en güçlü yanı olay örgüsünün mantıksal kusursuzluğu veya epik kahramanları değil inanılmaz akıcılığı. Yazarın diğer romanlarında olduğu gibi bu kitabında da sayfalar okurken su gibi akıyor ve size gereken tek şey zaman. Bu akıcılığa polisiye gizem ve sürekli aksiyon hali de eklenince inanılmaz sürükleyici oluyor ve oldukça seri bir okuma sunuyor. Öte yandan kitapla tanışmadan önce birçok filmini ya da uyarlamasını izlemiştim ve hep şunu merak etmiştim neden Üç Silahşör, Dartagnan ismi neden başlıkta geçmez, çünkü ana karakter filmlerde hep oydu. Kitabı okurken bu sorunun yersiz olmadığını gördüm, zira kitapta da aynı sorunsal devam ediyor. Aslında ana hikaye üç silahşörün hikayesi değil Dartagnan'ın hikayesi. Yine yazar dört silahşör özelinde bize müthiş erdemli, şerefli, sadık, cesur kahraman imajı çizmeye çalışmış fakat kahramanları tanıdıkça aslında onların cesur sıfatı dışındakilerini pek de hak etmediğini anlıyoruz. Anladığım kadarıyla yarattığı karakterleri çok seven yazar, onları bir çeşit yazar koruması altına almış ve yaptıkları her şeyi okuyucuya kahramanlık olarak yedirmeye çalışmış, onların ciddi sorunlu karakterlerinin ve hareketlerinin etik ve ahlaki yönlerini sorgulamadan geçiştirivermiş. Kahramanlarımız uşaklarını horlamaktan, onları, kendilerine güvenen dostlarını ve başka insanları çıkarları uğruna kullanmaktan, yine onların hayatını göz göre göre tehlikeye atmaktan, ikili oynamaktan, yeri geldiğinde vatan hainliği yapmaktan, yeri geldiğinde düşmana yaltaklanmaktan bir an olsun geri durmayan, hırslı, bencil, şan şöhret düşkünü, çıkarcı, fırsatçı, her yaptıklarına bir kulp uyduran birer karakter aslında. Aynı şekilde, kitap bize kahramanlarımızın adil kişiler olduklarını ve çoğu zaman adalet aradıklarını anlatıyor gibi, fakat
Üç SilahşorAlexandre Dumas · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202111,4bin okunma