Acemiliğimi, başlangıç ruhumu, bilinmeyene duyduğum heyecanı, deneme ve öğrenme azmimi kaybetmiş; belirsizliğe tahammül edemeyen, plansız adım atamayan birine dönüşmüştüm. Emin olma isteğim merakımı öldürmüş, yaşama sevincimi rehin almıştı.
İnsanlar ne derse desin, ne yaparsa yapsın, ben iyiliğe mahkûmum. Tıpkı zümrüt yeşilinin, altın renginin ya da morun hep söylediği gibi: "Kim ne derse desin, ne yaparsa yapsın, kendim olup gerçek renklerimi göstermek zorundayım."