Final yorumum
Öncelikle kitabın sonuna gelmiş bulunmaktayım. Cidden gözlerim ağrıyor ve çok yorucu bir kitaptı açıkçası. 600 sayfa okumak beni biraz yordu. Bir de son sayfalara doğru gittikçe olaylar hız kazanmaya başladı. Olaylar hızlandıkça da kitabı elimden bırakamadım.
Önceleri Jane'in biraz fazla toy bir kız olduğunu düşünüyordum. Diğer erkek karakterin ise fazla yaşlı ve hoppa olduğunu düşünüyordum açıkçası.
Bununla ilgili bir kahve arası yorumu paylaşmıştım, belki görenleriniz olmuştur. O yorumda da gerçekten verip veriştirmiştim. Hâlâ bazı konularda haklı olduğumu düşünüyorum ama insan ilişkileri konusunda biraz fazla ileri konuşmuş olabilirim.Bu yüzden sildim.Sadece bu konuda haksız olduğumu kabul ediyorum. Ki zaten işin sonunda da dediğim gibi çıktı.
Ben demiştim ki; adam hem bize eski maceralarını anlatıyor, hem başka bir kızla evleneceğini söylüyor hem de diğer kızla flört ediyor. Bunun dışında ortada eski aşkından olan bir kız çocuğu var ve diyor ki "Bu benim çocuğum değil." Sebep ne? Kendine benzememesi. Agshdh.
Onun dışında konaktaki herkes sürekli adamı övüyor. Bu durumdan bir noktadan sonra bana da gına geldi. Kız da sürekli "Efendimiz, efendimiz..." deyip duruyor. Gerçekten bu devirde kim kime "efendimiz" diyor? Agshdh. Bazı yerlerde ciddi ciddi gülüyordum.
Bir de St. John var. Gerçekten adam kafayı kırmış. Manyak herif yani. Kızın bir yakasından düşmüyor. Hâlâ giderken bile "Evleneceğiz, evleneceğiz." diyor. Ben asla adamın ulvi sebeplerden dolayı kızla evlenmek istediğini düşünmüyordum. Zaten ana karakter olan Jane de aynısını düşünüyor. Adam resmen kızı kullanacaktı. Kız diyor ki "Bak kardeş olarak gidelim." Yok. Beyefendi diyor ki "Evlenmek zorundayız." Agshdh. Çok güldüm buna. Şu an yazarken bile gülüyorum. Çünkü gerçekten komikti. Gülmekten
Jane EyreCharlotte Brontë · Can Yayınları · 202142,1bin okunma
Kitabı bitirdim, elime aldım. Yazdım, sildim sonra tekrar yazdım. Ne yazsam yeterli olmayacakmış gibi hissettirdi bana. Daha önce Nermin Yıldırım okumamıştım ve nihayetinde aldım. İlk okuduğum ve kesinlikle son olmayacak kitabı Dokunmadan oldu. Ama bu kitap bana fazlasıyla dokundu.
Kısaca konusundan bahsetmek gerekirse Adalet bir hastalık sonucu öleceğini öğrenen bir genç kadındır. Adalet öleceğini öğrendikten sonra tıpkı bir ilmek söker gibi hafızasını zorlayarak işediği ilk günahı hatırlar ve bunu telafi etmek ister. Böylece en yakını olan Hülya ile olan hem iç hem dış yolculuğu başlamış olur.
*Bundan sonrası SPOİLER içerir*
Adalet daha çok küçük. Annesine sarılmak istiyor onu öpmek istiyor. Ama annesinin obsesif kompulsif bozukluğu var sürekli banyoda, Adalet ne zaman ona dokunsa kusuyor. Zaten babası ölmüş olan Adalet annesinden de sevgi alamaz. Aslında burda başlar Adalet'in dokunmadan yaşaması. Sadece fiziksel olarak değil kimsenin hayatına hatta kendi hayatına bile dokunmadan yaşar. Ama her zaman bunun suçluluğuyla yaşar. Yardıma ihtiyacı olan bir omuz görür, elini kaldırıp dokunmak ister ama yapamaz. Yine suçlanır. Zaten Adalet'in en iyi yaptığı şey kendini suçlamaktır. Çevrede olan tüm olaylardan, yaşanan 3. sayfa haberlerinden kendini suçlayarak yaşar. Yıllarca defterine bu haberleri not eder. Ansızın bir rüzgar gelir Adalet'e o haberlerdeki ölen insanları hatırlatır. Öğürür Adalet her rüzgar geldiğinde ama kusamaz. Kussa rahatlayacaktır ama rahatlayamaz. Rahatlamaması lazımdır çünkü hangi yaşanana engel olabilmiş ya da hangi küçük kızı başına gelen felaketten kurtarabilmiştir? Otobüse bindiğinde ona kötü yolla yaklaşan adamlara bir şey diyebilmiş miydi? Ya da başkasına yapıldığını gördüğü zaman sesini çıkarabilmiş miydi? Üst komşusu kadının kocasından
DokunmadanNermin Yıldırım · Hep Kitap · 201711,5bin okunma
Kitabın yorumuna geçmeden önce tevafuken bu kitabın ruhuma iyi geliş sürecinden biraz bahsetmek istiyorum. Anlamlı bir anı olarak kalması ve belki okurken kendinde yaşadığı benzer bir şey bulup da iyi bir hisse çıkartmasına vesile olduğumuz olursa diye ümit ederekten...
Çok tahmin edilemez bir anda ayağımı burkup yere düşmem üzerine ayağımı kırmış bulunduğum bir dönemdeyim, yaklaşık 1-1,5 ay verilerek yapılmış dize kadar alçılı ve üzerine basamadığım bir ayak... İnsan, alışkanlıklarının bir anda tepetaklak olması ve önceden elinde olduğu şeylerin aslında onun bir hakkı ya da yeteneği değil de sadece Rabbinin bir lütfu olduğunu hatırlayabilsin diye sanırım bazı imtihanlar. Rabbim beterlerinden korusun, yaşadığımız imtihanlardan da gereken dersleri alıp daha da güçlenerek yeniden kalkıp O'na doğru ilerleyebilmeyi nasib eylesin. Garip hissettiğim, yeri gelince kendi kendime ağladığım, dışarıda kimseyi üzmemek için gülümsememi yüzümden eksik etmemeye gayret ettiğim bir hâl... Çünkü hayat imtihanlarla dolu ve O'nun rızası için çıktığımız ve her şeye katlanmaya razı geldiğimizi söylediğimiz bu yolda en ufak engelde suratımızı asıp sürekli şikayetlenmek ve diğer kulların ümidini kırarak hakka girmenin doğru olduğunu düşünmüyorum. Sevdayla, aşkla koşan yorulmaz deniyor ya (tabii ben koşamıyorum, zıplıyorum ya da sandalyeden itiliyorum ama olsun:) İnsan ne kadar üzülse de şikayet etmek olanı değiştirmeye yardımcı olmayacağı için mantıklı da değil. Final haftamdayım.. Kimseye yük olmak istemediğim bir dönemde pek çok yakınımın yardımına çokça ihtiyaç duyuyorum. Elhamdülillah ben mümkün oldukça yormayacak şekilde kendi istek ve ihtiyaçlarımı azaltmayı ve mimumuma indirmeyi öğreniyorum, mecbur olanlar gerektiğinde de onlar sağ olsun şikayet etmeden beni neşelendirerek yardım
Bu incelemeyi yazarken çok kez yazıp yazıp sildim. Duygularımı anlatmak hiç bu kadar zor olmamıştı.
Özellikle son zamanlarda insanlardan bu kadar yorulmuşken beni tekrar ayağa kaldıran bir kitap oldu. Daha önceki yazılarımda bir kitabın karışımıza şans eseri çıkmadığına inandığımı söylemiştim. Bu da öyle bir kitaptı.
İnsanların seni nasıl gördükleri hiç önemli değil, taa ki sizi gerçekten gören insanla karşılaşana kadar. Birisini tanımak ne kadar uzun zaman geçirdiğine dayanmıyor. Bazen yıllarca seni çok iyi tanıdığını iddia eden insanlar çıkar ve sonra fark edersin ki onlar sadece görmek istediklerini görmüş, anlamak istediklerini anlamış ve seni belli bir kalıba sokmuşlar. Bazen ise öyle insanlar çıkar ki senin çaba sarf etmene gerek kalmadan içinde yıllardır saklanan tarafını ortaya çıkartırlar.
Üzülüyorum, yıllardır tanıdığını iddia eden insanlara inandığım için üzülüyorum. Bir yandan da mutlu oluyorum. Onların düşlerindeki gibi biri olmadığım için, gerçek beni hiç görmedikleri için mutlu oluyorum.
Sevgili kendim ileride bu satırlarda gözlerin dolaştığında ne kadar mutlu olacağını biliyorum, sadece biraz zamana ihtiyacın var...
Kirpinin ZarafetiMuriel Barbery · Kırmızı Kedi Yayınları · 20259,8bin okunma
kultinin erkek karakter olrk nası bu kdr övüldügünü anlmdm ? iliskillerinn gelisimi merk uyndırdıgı icin sonuna kdr okuttu ama gercektennn son 150 sayfaya kadar gelisme yok 72?272 yavasss yavasssssss.. ve age gap gereksız olmus yapmak icin yapmıs gibi ben okurken kafamdan onu sildim. hos degil. cok romcom boslugundaysanız okuyabilirsiniz ama icinde rom ya da com yok
Aşık oldum... Tekrar tekrar okumak isteyeceksiniz. Kitabın etkisindeyim yazıp yazıp sildim. Tek söyleyebildiğim aşık oldum. Ahh okuyun okutturun ve Saygıdeğer Yahya Efendi HZ ile tanışın HÛ