Fizyonomi ve İlm-i Sima
7/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2026 33. kitabı
·
23 günde okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 07:19
Sizlerle Prof. Dr. Erol Göka ile Dr. Murat Beyazyüz'ün ortak çalışması Gerçek İnsanın Yüzünde Yazar Mı, eserini paylaşacağım. Kişiliği yüzden tanımanın kavramsal karşılıkları; Batıda 7. ile 9. yüzyıllarda ortayan çıkan fizyonomi kavramı Antik Yunan'dan ve Roma'dan geldiği kabul edilir. Öyle ki fizyonomi adındaki küçük bir risalenin Aristo'ya ait olduğu iddia edilir ki kesin bir kanıt bulunmamaktadır. Bu risalede kişinin yüz hatlarından yola çıkılarak yapılan olumlu veya olumsuz analizler ister istemez bir kategorileştirmeye de sebep olmaktadır. 19. yüzyılın başlarında kafatası ve insan beyni üzerinden kişilik analizi yapan Gall, kendi döneminde frenoloji (kafatası) ilmini geliştirmiştir. Aynı zamanda askeri hekim olan Lombroso'da 'Suçlu İnsan' adlı eseriyle frenolojiyi kriminal alana taşmıştır ki pek çok masum insanın haksızlığa uğramasına sebep olmuştur. Bu kafatasçılık (ırkçlık) zamanla Hitler'in toplama kamplarında uyguladığı öjeniye (saf ırk elde etmek) temel teşkil eder. Fizyonomi kavramı İslam dünyasına İlm-i Sima adı altında 9. yüzyıllarda girer. Bir kavramımn başka bir toplulukta varlığı sürdürmesi değişmesiyle sonuçlanır. İslam dininde ırksal bir bakış açısıyla verilen karar ve yargılama doğru kabul edilmeği için fizyonomi de gibi bir ırkçılık söz konusu değildir. Hatta pek çok kadı böylesi bir yargılamaya yöntemine itiraz etmiş. Yine de İlm-i Sima'nın bilimsel yanının olduğu da söylenemez. Bu alanda müstakil bir eser kaleme alan Hamdullah Hamdi'nin Kıyafetnamesi (şekiller kitabı) çok katı ve temelsiz önermelerle doludur. Hemen her eserde feraset (öngörebilme) kavramı ön plana çıkarılsa da fizyonomi kavramından oldukça ruhani bir manaya sahip. Bu nedenle bir kişinin ruhsal durumu veya kişiliği hakkında bilgi sahibi olmak sanıldığı kadar kolay değil. Analiz ve
'Gerçek' İnsanın Yüzünde Yazar mı?Erol Göka · Timaş Yayınları · 201266 okunma
Ruhun Kışından Vicdanın Baharına: Diriliş
Puan vermedi·637 syf.··
Beğendi
·
2026 91. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 16 Mayıs 2026 14:55
Lev Tolstoy’un ustalık dönemi eseri olan Diriliş, sadece bir sistem eleştirisi değil, insanın kendi içindeki enkazdan yeniden doğuşunun hikâyesidir. Bu romanı okumak, aynaya bakmak gibidir; ancak o aynada gördüğünüz yüz, her zaman görmek istediğiniz o pürüzsüz sima değildir. ​ ​Diriliş, bir vicdan azabının sayfalarca süren feryadıdır. Prens Nehlüdov’un, yıllar önce hayatını kararttığı Katyuşa Maslova ile bir mahkeme salonunda sanık-jüri olarak karşılaşmasıyla başlayan süreç, aslında hepimizin içindeki o uyuyan vicdanın sarsılarak uyanışıdır. Roman boyunca hissettiğimiz o yoğun hüzün, Maslova’nın talihsizliğinden ziyade, insanın bir başkasının hayatını nasıl bu kadar kolayca harcayabildiğini görmekten kaynaklanır. ​ ​Tolstoy, bu eserinde insan ruhunu bir nehre benzetir; sürekli akan, bazen bulanan ama her zaman derinleşen bir nehre. ​İnsanlar nehir gibidir; su her yerde aynı sudur ama her nehir bir yerde daralır, bir yerde hızlanır, bir yerde genişler, bir yerde suları durulur, bir yerde bulanır, bir yerde soğur... ​Bu alıntı, romandaki dönüşümün temelidir. Nehlüdov, kendi ruhunun bulandığı o yerden kaçmak yerine, suyun durulacağı o uzun ve meşakkatli yolu seçer. Bizler de hayatımızda bazen bir başkasının bulunmasına sebep oluruz. Diriliş, o suyu temizlemek için akıntıya karşı kürek çekme cesaretidir. ​Herkes dünyayı değiştirmeyi düşünür ama kimse kendini değiştirmeyi düşünmez. ​Maslova’nın mahkûmiyeti sadece bir hukuk hatası değil, toplumun kolektif duyarsızlığının bir sonucudur. Tolstoy burada bize en acı gerçeği hatırlatır: Başkalarını yargıladığımız o kürsüler, aslında kendi günahlarımızın üzerine kurulmuştur. Nehlüdov’un çektiği acı, dışarıdaki dünyayı değiştiremeyeceğini anladığı an, kendi içindeki o bencil adamı öldürmeye karar vermesiyle kutsal
1000Kitap
DirilişLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202521,6bin okunma
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
10/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2026 133. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 18 Mayıs 2026 02:14
"SON MEKTUP" "Benim ihtiraslarım var, hem de pek büyükleri; fakat bu ihtiraslar, yüksek mevkiler işgal etmek veya büyük paralar elde etmek gibi maddi emellerin tatminiyle ilgili değil. Ben bu ihtiraslarımın gerçekleşmesini vatanıma büyük faydaları dokunacak, bana da liyakatle yapılmış bir vazifenin canlı iç rahatlığını verecek büyük bir fikrin başarısında arıyorum." Bazı insanlar tarihin içinde sadece bir isim olarak kalır… Bazılarıysa, satır aralarına gizlenmiş duygularıyla yaşamaya devam eder. Mustafa Kemal Atatürk’ün henüz “Atatürk” olmadan önceki yıllarına, savaşın sert yüzünün ardında saklı kalan insani tarafına tanıklık ediyoruz bu eserde. Ve bunu yaparken karşımıza çıkan en dikkat çekici isimlerden biri de Madam Corinne oluyor. Onların ilişkisini tek bir kelimeyle tanımlamak zor. Aşk mı? Dostluk mu? Hayranlık mı? Belki de hepsinden biraz… Ama kesin olan bir şey var ki; aralarında sıradan olmayan, derin bir bağ bulunuyor. Corinne, Mustafa Kemal’in yakın arkadaşı Yüzbaşı Ömer Lütfü Bey ile evliydi. 1912’de eşini şehit verdiğinde Atatürk’ün taziyesiyle başlayan dostluk, zamanla mektuplara döküldü. Ama bu sıradan bir mektuplaşma değildi. O dönem Mustafa Kemal henüz “milli kahraman” değildi; Sofya’da ataşeydi, Çanakkale’de cephedeydi, yarınları belli değildi. Corinne; Osmanlı İstanbulu'nda yaşamış, iyi eğitimli, piyano ve şan eğitimi almış, müzikle yoğrulmuş bir kadın. Yani dostluk, bir tesadüf değil; bir bağlantının doğal uzantısı. Corinne Beyoğlu’ndaki evinde sanat, kültür ve Fransızca sohbetlerin döndüğü bir limandı. Corinne, Mustafa Kemal’e Fransızca dersleri verirken aralarında entelektüel bir yakınlık başlıyor. Ancak Mustafa Kemal’in 1913’te Sofya’ya ataşe olarak atanmasıyla bu yakınlık, 1918'e dek tam 12 yıl aksamadan sürecek bir mektuplaşmaya dönüşüyor.
Edebiyat
Corinne & Mustafa Kemal - Son MektupCon Sinov · Masa Kitap · 047 okunma
7/10
·102 syf.··
Beğendi
·
2026 28. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 13 Mayıs 2026 10:07
KADIN KONUŞUYOR    “Binbir yanlış anlamın içinde kıvranıyorum. Gün gelecek, kayalar dalgalardan yenik düşecek, Ve yalnızlığım, güneşe dokunan bir pencere olacak. Bu da, bitmeyen hasretimin anlamındaki bir bitiş olacak, Ki pençesinde nefes kesilmişti.”         *** Cellatlarım bana ıslık çalıyor Ve hep bir ağızdan diyorlar: “Savaş!”   Milet!? Yorgunum, paramparçayım--- Sırtlanların dişleri arasındaki kemik gibiyim., Hala ayaktayım Ağzım nerde? Nerede, Ki bağrayım “özgürlük"     Yazarımızın birbirinden farklı şiirlerini okudum. Aşk, savaş, sürgün, memleket hasreti vb. duyguları anlatan şiirler. Bazı kısımlarında kelimeleri tamamen özgürce sokmuş mısraların aralarına, kadının sesini mısralarına nakış nakış işlemiş. Hem Türkçe, hem de Farsça yayınlanmış şiirleri eserin içerisinde biz okurlara sunulmuş. Yazarımızın emeğine yüreğine sağlık.   #simaatabaki #ikinciperdekadınkonuşuyor #okudumbitti  #yorum
Kadın KonuşuyorSima Atabaki · Amore Yayınevi · 20263 okunma
İçeriğiyle şu ana kadar beni en çok tatmin eden sayı..
9/10
·53 syf.··
Beğendi
·
2026 12. kitabı
·
25 günde okudu
·
Okunma: 10 Mayıs 2026 12:56
Derginin bu sayısı, sevdiğim yazarlara ve onların sevdiğim eserlerine çok başarılı bir yaklaşım sunduğu için en beğendiğim sayı oldu. Bazı şiirler ve denemeler amatör ve kendini tekrarlıyor hissi verse de yine de genel olarak diğer sayılara göre başarılı diyebilirim. Üstüne katarak gitmiş olduğundan şüphem yok. Popüler kültür kaygısından biraz daha sıyrılmışlarsa ileriki sayılarda çok daha iyi işler ortaya çıkartacaklarından eminim. … Dergiden Çıkardığım Notlar … . Frida Kahlo - Özlem Gedizlioğlu . Frida bütün zıtlıkları ruhunda barındıran, çoğu kadının gözünde bir fenomene dönüşmeyi başarmış, imrenilecek bir kişilik olmasının yanında; trajik bir hayatın da başrol oyuncusudur. Altı yaşındayken ayağı ağaç köküne takılıp büyük bir acıyla yere düşen Frida, bu olaydan sonra geçirdiği çocuk felciyle hafif çelimsiz ve topallayan bir kadına dönüşür. ‘Tahta bacak Frida’ lakabıyla acıyla tanışır. Resimlerine sadece kendini, kendi öz yaşamını yansıtır ve kendini hiçbir zaman sürrealist kabul etmez. Çünkü o bilinçdışı değil tam olarak görüneni yansıtmaktadır. On dokuz yaşındayken geçirdiği otobüs kazasında hayatında önemli bir dönemdir. Bütün yaşamı korselerle, defalarca tekrarlanacak ameliyatlarla geçer fakat o hiçbir zaman yatağa hapsolmaz. Ölüm döşeğinde yataklara düştüğünde bile yataktan çıkması yasak olduğundan kendi sergisinin açılışına yatağa bağlı olarak gider. Diego Rivera ile çalkantılı bir aşk serüveni geçirir. Biseksüel bir kimliğe de sahip olan Frida, kadınlarla bile Rivera’yı aldatır fakat ömrü boyunca ondan vazgeçemez. Aralarındaki mektuplaşmalar fazlasıyla edebidir. . Kadınlık Çıkmazı - Feyza ALTUN . Kadın olmanın acımasız gerçeklerini muhteşem bir şekilde gözler önüne sermiş avukatımız. Şahane de bir kalemi olduğunu öğrenmiş oldum bu yazı vesilesiyle.
Edebiyat
KafkaOkur - Sayı 4 (Mart - Nisan 2015)KafkaOkur Dergisi · Kafka Okur Dergisi Yayınları · 2015582 okunma
Puan vermedi·292 syf.··
2026 18. kitabı
Merhabalar Aslı Özcan'ın yazmış olduğu "Ortanca Çıkmazı" eseri ile karşınızdayım. Sima, hikâyemizin başkarakteri. Çevresinde herkes onu Sim diye tanıyor. Sima Borga ile evli ve bu evlilikten Pırıl adını verdikleri bir kızları var. Kocasını çok seviyor, kocası onu aldatmış olsa da bunu ona konduramıyor, sesini de çıkarmıyor bu duruma. Ancak bir gün kocası Borga yıldönümlerinde ondan ayrılmak istediğini söyler. Sima da kızını alıp ailesinin evine geri döner. Ancak burada da tutunamaz. En sonunda kızıyla beraber memleketinde anneannesinden kalma eski püskü bir eve yerleşirler. Bu ev bir çıkmaz sokağın tam ortasındadır. Aşağı ve yukarı mahalle denilen bir yerin tam ortasında kalırlar. Buradaki insanlar birbirleri ile iletişim kurmazlar, derin bir bağları kalmamıştır. Bakalım Sima ve kızı Pırıl bu sokakta bu mahallede neler yaşayacak? Sonunda anne ve kız mutluluğa erecek mi? Birbirinden kopan bu iki mahalleyi birleştirebilecekler mi? Tüm soruların cevapları kitabımızda saklı Peki siz bu eseri okudunuz mu? @asl.ozc @manifestyayinlari @ceresyayinlari @kitapsever.bayan #ortancaçıkmazı *Reklam değil
Ortanca ÇıkmazıAslı Özcan · Manifest Yayınları · 202510 okunma