‘Ama tuhaf bir biçimde bu anılar artık içinde hiçbir duygu uyandırmıyordu. Ve bu nefes sesleri, onun için sahildeki çakıl taşlarına şıpır şıpır vuran, mırıltılı küçük dalgaların açık pencereden gelen sesinden farksızdı. Bütün bunlar uzak ve anlamsızdı, kıyıda köşede kalmış, tesadüfi ve yabancı bir şeyden ibaretti: Geçip gitmişti, geri gelmemek üzere gitmişti.’