Bir şehir var üstüme kapanan, Sokakları omuzlarıma çöken. Ne yürüyebiliyorum içinden Ne de çıkabiliyorum. Pencereler açılıyor her sabah, Ama hava girmiyor içime. Günler geçiyor deniyor, Ben aynı duvarda asılı kalıyorum. Kimseye ait değilim sanki, Bir masada fazladan bırakılmış sandalye gibi. Herkes bir yere dönüyor akşam olunca, Ben kendime bile dönemiyorum. Gitmek istiyorum. Öyle uzaklara değil, Sadece içimdeki bu dar odadan çıkmak istiyorum. Ama kapıyı açacak anahtarın Hangi cebimde olduğunu unuttum. Sevdim birini. Belki de en çok bu yüzden sustum. Çünkü bazı yaralar sarılmıyor, Sadece başkasının ellerine de bulaşıyor. Gözlerimdeki yağmuru ona uzattıkça Onun göğü de kararmaya başladı. Kimse kimseyi kurtaramaz biliyorum. Bir insan başka bir insanın evi olamaz bazen. Ben ise yıkılmakta olan bir binanın içinde Misafir ağırlamaya çalışıyordum. Şimdi geceler uzun. Ve ben uzun gecelerden de uzun bir yerdeyim. Ne kalabiliyorum burada,
Benim şu sevmelerim denizin dibinde teyemmüm etmeye benziyor :))
“Güzeli sevmek her kişinin işi Güzel sevmek ise er kişinin işi” Ben Allah için güzel severim; çünkü sadece severim, icraate geçmem pek… 😂 Beklentisiz severim, uzaktan, günahsız, hesapsız… Gerekli koşullar oluşsun diye beklerim ve o zamana kadar o kişi ya nişanlanır ya evlenir… Sözüm ona kendini evde kalmış hisseden varsa, benimle birkaç hafta flört etsin, hemen kısmeti açılır😂 Ama şuan olmaz, müsait değilim. 😂 Ben hiç A101’e gitmezdim, genelde BİM’e giderdim. Birkaç hafta evvel fazla yürümeyeyim diye A101’e girdim. Aldıklarımı kasadan geçen kasiyer hanımefendiye çarpılıverdim. Bir de ilk görüşte aşk yok derler; benimki ne o zaman😂 Şimdi günde iki kere A101’e gidiyorum, sırf o kızı görmek için. Her gidişimde saçma sapan şeyler alıyorum. Her gün çay, şeker alamam ki😂😂 Bugün de kısmetimize fotoğrafta da görüldüğü üzre, “Çok amaçlı kutu” ve “Prenses Aynası” düştü. Ayna’yı ilerde o kıza hediye ederim o boşa gitmemiş olur belki; eskiler ayna ve tarak hediye ederlermiş. Güya senden güzeli yok diye… Türk kadını kanar mı bunlara😂 Çok amaçlı denen amaçsız kutunun gözlerine de halk otobüslerinde yaptıkları gibi, alışverişlerden artan bozuk para üstünü koyarız, bir göze 10 krş, bir göze 25 krş falan koyarız artık. Güzel bir yolluk gelmiş. Kısmetse yarın da o yolluğu alayım diyorum. Önceki gün de çiçek toprağı almıştım. Bu iş biraz masraflı oluyor ama malım mülküm ona feda olsun.😂 Bugün 100 lira var mı demişti, ben cüzdanı uzattım al içinden ne kadar alacaksan der gibi😂 Muradını tohum gibi gizle ki yeşersin derler. Ben sizi dost bilip sırrımı sizinle paylaştım ama haset etmeyin sakın ha. Kavuşmamız için dua edin… Daha adını bile bilmiyorum ama Allah’tan ümit kesilmez.😂 Bu iletiyi “delil” olması için paylaşıyorum. Bir gün, olur da konuşursak, “Ben seni bugün değil önceden de
Kadın Erkek İlişkileri
Reklam
Hayat geçti usulca, nasibim olanı yaşayarak, olmayanı anlayarak. . .
Hayata Dair
On bir ay önce yazdığım küçük bir not kağıdı buldum. Kendimi çok kötü hissettiğim günlerden... Duygularımı yazıp sonuna bir şükür sebebimi eklemişim. İyi ki, falan demişim... Şimdi ise kurtulduğuma hamd etme sebebim. Günler nasıl da değişiyor... ve insanlar. Neyse işte şunu fark ettim, şaşkınım: Bu not kağıdından tam 3 gün sonra muhteşem bir haber almışım (: ve muhteşem şeyler oldu binler hamd... Diyeceğim o ki, Allah çok büyük arkadaşlar. Zor günler, üzüntüler, ağlamalar falan hepsi geçiyor bir gün. Yeter ki isyana düşmeyelim, her daim şükredecek şeyler bulalım, dilimizden zikri ve duayı düşürmeyelim. Velhamdu lillâhi rabbil âlemîn.
"Yumurcak, baban öldü senin: Ne yapacaksın şimdi? Nasıl yaşayacaksın?" "Kuşlar gibi, anne." MacbethMacbeth
MÜSLÜMANIN "ATEİSTİ" OLUR AMA "AGNOSTİĞİ"...
İslâm'ın mürtedler hakkındaki sertliği bazılarına ziyâde geliyor. Ve üzerine ziyâde tartışmalar yaşanıyor. Bence bu tartışmalarda ıskalanan şeylerden birisi, Bediüzzaman Hazretlerinin de işaret ettiği, "kabul-i adem" ile "adem-i kabul" farkıdır. Kendisi bir yerde bunu şöyle beyan ediyor: "Hem kabul etmemek başkadır, inkâr etmek başkadır. Adem-i kabul bir lâkaytlıktır, bir göz kapamaktır ve câhilâne bir hükümsüzlüktür. Bu surette, çok muhal şeyler onun içinde gizlenebilir. Onun aklı onlarla uğraşmaz. Amma inkâr ise, o adem-i kabul değil, belki o kabul-ü ademdir, bir hükümdür. Onun aklı hareket etmeye mecburdur." Yâni, adem-i kabul, "kabul yokluğu"dur ki ilgisizlik ile de olur. Fakat, kabul-i adem, "yokluğun kabulü" ilgisizlikle mümkün olmaz. Yokluğu kabullenen ilgilendiği şeyde "yokluk" hükmüne varmış demektir. Bu da karşı iddia sayılır. Karşı iddia karşı bir dâvadır. Karşı dâva da anarşidir. Bu yüzden Müslüman gibi Müslümandan agnostik çıkmaz-çıkamaz. Zîra, Müslümanlığı, o meselelerin zaten dünyasında varolmasını sağlamıştır. Mü'minler içinden "Ben agnostiğim!" diyenler, ya evvellerinde Müslüman değildirler; yâni isimleri/nesilleri Müslüman olsa da aslında dinî bir bilgiye hiç sahip olmamışlardır; veyahut da ateist olduklarını söylemek güç geldiği için agnostiklik tabiriyle onu yumuşatmaya gayret ediyorlardır. Evet, yine mürşidimin dediği gibi, "Onun aklı hareket etmeye mecburdur." Yâni, münkir, iddialarının zeminini içinde/dışında kurmak mecburiyetindedir. Eğer itikadının tartışmasına girmek istemiyorsa, yâni ateizmi iddia olarak ispatlamak güçlüğü nefsini zorluyorsa, "Ben agnostiğim!" der. Böylece ne deve ne kuş bir yaşamın mümkün olduğunu sanır. __Ancak İslâm müntesipleri konusunda uyanıktır. Bir Hristiyan'ın/Yahudi'nin ateist olmasıyla bir
Tefekkürât
Reklam
Reklam