Avrupa proleteri ve Türk öğrencisi
9/10
·64 syf.··
2026 3. kitabı
Eskilerin hor gördüğü şimdikilerin onur meselesi haline getirdiği yoğun calışmayı zamansız şekilde eleştiriyor yazar. Her ne kadar Sanayi Devrimi sonrası işçilerle ilgili bir kitap olsa bile günümüz Türkiyesinin eğitim sistemini de hatırlatan bir kitap. işçilerle öğrencileri bağdaştırmak ise ironik ve üzücü bir durum oldu.
Tembellik HakkıPaul Lafargue · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202513,3bin okunma
Savaş ve Barış’la olan savaşım
10/10
·1808 syf.··
Beğendi
·
2026 10. kitabı
·
42 günde okudu
·
Okunma: 11 Nisan 2026 21:58
Dikkat! Bu bir inceleme değildir… Kitap üzerine okuma serüvenimdir. Yaklaşık 2000 (1808) sayfalık bir kitabı 1,5 ayda bitirmek benim için adeta bir mucize. Zamanımın çoğu okulda geçiyor. Bilen bilir, okulda okuma saatleri dışında kitabı elinize almaya pek fırsat bulamazsınız. Teneffüste devam edeyim dersiniz, öğretmen arkadaşınız gelir, “Kitap mı okuyorsun? Hadi seni bekliyoruz” diyince akan sular durur ve kitabın kapağı kapatılarak öğretmenler odasının yolu tutulur. Anlayacağınız arkadaş sohbeti, fotokopiler derken okul saati biter. Derste de zaten okuyamazsın. Kitabın en heyecanlı yerine gelmişsindir, son ders ‘hadi çocuklar okuma saati yapalım’ diyerek kitaba biraz daha devam edersiniz. Tabii bu arada ‘yaşasın’ sesleri ile ‘yine mi?’ sesleri birbirine karışır. ‘Yine mi’ diyeni duyan kim… Ders biter eve gelirsin ve gün akşam olmuştur. Aç duracak değilsin ya, karın doyurma aşamasında sesli dinlemeye çalışırsın. Tabii o sırada kafanın içinde kırk tilki dolaşır. Seslendireni duyan kim? Yemekten sonra, o dinlediğin yerleri tekrar okumaya başlarsın, o zaman anlarsın ki, aslında hiç dinlememişsin. Bu arada kitabı okumak için tv bile açmazsın. Günlük rutinini tamamlamak için 1k ziyareti sırasında müzik açarsın sadece (bu süreçte en çok Yol’a Düş’ü dinledim) 1k’ya bakıp çıkayım dersin ama girince çıkmak ne mümkün. Alıntı dışında, kim ne söylemiş acaba diye yorum okumaktan bir türlü bırakamazsın. Sonra bir bakmışsın uyku saatin gelmiş. Şöyle bir baktım da, bu tempoda ben yine iyi okumuşum. Biraz da kitaptan bahsedeyim diyeceğim de, 25,6 bin okuması olan kitabı kim bilmez? O yüzden hiç bahsetmeye gerek yok. Hafızama kazınan karakterlerden biraz bahsetsem benim için yeterli. Prens Andrey’i çok sevdim, Piyer’in salaklıklarına çok kızdım, Nataşa’nın, Elen’in dişiliklerine
Savaş ve Barış (2 Cilt Takım)Lev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202125,9bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Eskiden ergenlik mi vardıı hep şimdikilerin uydurması
Puan vermedi·312 syf.··
2026 1. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 03 Ocak 2026 16:39
Merhaba ^^ Kitap, değerli yazarımızın eşine ithaf ediliyor. Bunu da şöyle dile getiriyor: "Tanıştığımız ilk günden itibaren içimde yaşatmakta olduğum ergen ruha her zaman inanan, ona karşı büyük sabır gösteren ve bu ruhu derin bir sevgiyle besleyen değerli eşim Eda'ya..." Bu anlamlı başlangıçtan da anlayacağımız üzere konunun ergenler üzerine olduğu aşikâr. Zaten başlıkta da “EN YALNIZ BEYİN” kavramıyla apaçık belli oluyor. Kitap 4 ana bölümden oluşuyor: 1. Temet Nosce 2. Dünyanın En Yalnız Beyni 3. Esir Düşmüş Bir Beyin 4. Sapere Aude Yazar bunları da alt başlıklara bölerek anlatmış ki okuyan ergenler sıkılmasın, kitabı yarıda bırakmasın diye sürekli geri dönütler eklemeyi de unutmamış. Okuyucuyu tutma çabasına başta anlam veremeyip gıcık olsam da hitap ettiği kesimi hatırlayınca “Hığğ tamam, şimdi oldu” dedim kendi kendime. Bir ergenin yapması/yapmaması gerekenlerden ziyade, olayın derinine inip mekanizmayı anlatıyor ki karşıdaki ikna olsun ve uygulasın. Ben detaylı detaylı anlatırdım fakat kitapta da bahsedildiği üzere; ezberle-boşalt mantığındaki bu mükemmel (!) eğitim sistemi sayesinde böyle şeylere ayırdığım zaman doğal olarak kısıtlanıyor. Çünkü Krebs döngüsünü sınavdan önce ezberlemek, sonrasında unutmak daha önemli. Kitap da bu durumu çok güzel bir dille anlatıyor: “İnsanlar her bir elementin özelliklerini boşuna ezberlemekle uğraşmasın, gerek duyduğunda periyodik tabloya bakarak ihtiyacı olan bilgiye hızlıca ulaşsın. Yani bilgiye ulaşmayı pratikleştirmişti. Peki bizim ulu, yüce, über eğitim sistemimiz ne yaptı? Mendeleyev'in insanlar elementleri ezberlemesin diye icat ettiği periyodik tablonun bizzat kendisini ezberlettirdi. İnan bana yazdıkça kalbim sıkışıyor ama asıl bahsetmek istediğim mesele çok daha fantastik. Günümüzde dersler nasıl işleniyor
Dünyanın En Yalnız BeyniSerkan Karaismailoğlu · Ortapia Yayınları · 20253,367 okunma
Puan vermedi·517 syf.··
Beğendi
·
2025 2. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2025 23:41
Martin Eden'i hiç sıkılmadan bir çırpıda okudum ve kesinlikle tekrar okumayı planladığım kitaplar arasina girdi. Kitapta, daha doğrusu Martin Eden de o kadar kendimden bir şeyler buldum ki. Kendimde ve bir çoğumuzda eksik olan şeylerden ( cesaret, azim, tutku, fedakarlık, güç, özfarkındalık, kendine olan inancı umudu vs) onda fazlasıyla olması, bende büyük bir hayranlık uyandırdı. Benim de üzerinde bir çok kereler düşündüğüm, geldiğin yerdekilerle arandaki zihinsel mesafenin açılması, varmaya çalıştığın yerdekilerin seni hayal kırıklığına uğratması, iki yere de ait olamayış, kaybolmuş hissediş ve yalnızlık...Martin Eden'in en çok da anlaşılamamış hissetmesi, insanlardan beklentisinin çok düşmesi, kimsenin kendini olduğu gibi sevmediğini ve toplumdaki genel yargıya göre ona değer biçmelerine duyduğu öfke. Hepsini sanki Martin'le beraber yaşamışım gibi çok iyi anlayabiliyorum. Şimdikilerin diline pelesenk ettiği bir kavram var "farkındalığı yüksek bireylerin yalnızlaşması". Martin Eden bunun vücut bulmuş hali. buradan sonrası spoiler icerir! Kitabın sonlarına doğru eski arkadaşlarıyla karşılaştığı ve hiç okumaya başlamasa, eski haliyle yaşasa ne kadar mutlu olabileceğini tahayyül etmeye çalışması... 'Cahillik mutluluk mu?'yu sorgulaması. Ve git gide onun depresyona doğru ilerleyişi. Sonunda da intihar edişi. Hiç uzak değil. Bu kelimenin tam manasıyla 'çiğ'liği sindirmeye çalışmayıp reddedişi. Yaşamayı reddedişi... Beni çok ürküttü, çünkü farklı farklı olaylarda maruz kaldığımız bu insanlığın en çirkin tarafı, sıglığı, çiğliği varoluşumuzu çok sorgulatabiliyor. Onun gibi toplumun, sürünün tersine kürek çekmekte de usta değiliz. Bu yüzden, kitap başka bir sekilde bitemezdi. Dibine kadar bizim de Martin'le hissettigimiz bir major depresyon ve kacinilmaz son... Ruth'a
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025135bin okunma
Şarap gibi kitap
8/10
·202 syf.··
2024 33. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 15 Eylül 2024 14:30
Neredeyse her dörtlükte şarap geçiyor. Sağlam içiciymiş. Yıllanmış acı şarap severmiş. İşte dörtlüklerinde genel tanrı felsefesi yaratılış felsefesi kötülük problemi gibi artık bizim seviyemizde bilindik insana pek şeyler katmayan şeyler var. Ömer hayyam 1048 yılında doğmuş 1000 yıl önce bile şimdikilerin ilkel kabilelerine bakacak olursak üstinsan diyebiliriz. İlkel düşünce insanına da okuyun demicem çünkü okumayacaklar. Çünkü şarapçı gavurun biri okunur mu diyecekler allahın dediğine mi yoksa bunun dediğine mi inanalım diyecekler ama bu tanrı nerdedir kimse bilmiyor
Düşünce
DörtlüklerÖmer Hayyam · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202527,9bin okunma
Artık Hiç Bir Şey Eskisi Gibi Değil
Puan vermedi·90 syf.··
Beğendi
·
2024 2. kitabı
Eskiyle yeniyi karşılaştırabiliyoruz. Hem iyi hem de kötü bir durum bu. İyi yönü geçmişle bağlarımızın henüz kopmamış olması. Kötü olan ise artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmaması. Her dönemin zihni yapısına göre iyilik ve kötülük anlayışı değişiyor. Eskiden iyi olan bir şey şimdikilerin gözünde kötü sayılabiliyor. Eskiden ayıp, kusurlu olan bir durum da şimdikilerce ideal olan durum halini almış. Kitap eskinin güzelliklerinin betimlemelerini yaparken bizleri o zamanların hasreriyle baş başa bırakıyor. Şimdinin ise nasıl da insanlıktan, doğadan uzaklaştığını dillendiriyor. Kısa ve düşünüp tamamlanmasını okura bıraktığı hikayecikler... Hüzün ve Tesadüf
Eski/Yeni
Hüzün ve TesadüfMustafa Kutlu · Dergah Yayınları · 20074,878 okunma