8/10
·384 syf.··
Beğendi
·
2026 152. kitabı
𝙺𝚊𝚛𝚊𝚗𝚕ı𝚐̆ı𝚗 𝙺𝚊𝚕𝚋𝚒 Herkese Merhabalar... Sizlere severek okuduğum bir kitap ile geldim. Yazardan geçtiğimiz günlerde #ilk isimli ilk kitabını okumuştum. O kitaptan sonra da son kitabı #karanlığınkalbi ile geldim. O kitaptan bu kitaba hem dili hem de akışı olarak epey değişmiş. Sadece duygu geçişi bakımından kadın karakter de erkek karakter de hızlı geldi. Ama aşk bu değil mi? Hele ki erkek karaktere kızmış olabilirim. Zaten kadın karakter de onu o yönden sorguluyor. Çünkü Devin, Karan'ın işiyken yedi ay boyunca onu takip ederken görür görmez aşık olmuş. Sonuçta evli bir kadın değil mi? Haaa kocası şerefsiz o ayrı ama o zaman daha senin benim olmanı istedim demek de olmaz. Neyse o olaylar aslında içte olan birikimlerin dışa vurumu gibi bir şey. Okuyunca onu oturtmuş olursunuz. Aaa unutmadan yetişkin okurlar için olduğunu söyleyeyim. Devin'in güzel denilecek bir evliliği vardır. Tabi bu ona göre zira evlendikten bir yıl sonra bazı değişenler olur. Ve kocası gözlerinin önünde öldürülünce gerçekler ile yüzleşmeye başlar. Aslında bu evliliğin sadece kendince olduğunu, evlilik içinde yaşananların daha sonra öğrendikleri ile birleştirince ister istemez içinde bir intikam oluşur. Devin bir radyo programcısı, hayatını kaybeden eşi ise avukattır. Eymen'den sonra yaşayacakları ise onun için resmen küllerinden yeni doğuş olur. Hayatına onu koruyacağını söyleyen Karan girer. Karan eski ordu mensubu şimdilerde ise bir tetikçidir. Yani bu tavır onun için daha uygun olur. Ordudan ayrılınca ona gelen bu teklifi hemen kabul eder. Bu teklif bana gelse ben bile kabul ederim. Helal olsun Karan dedim mi evet.
Karanlığın KalbiZeynep Işıklar · Pukka Yayınları · 2025128 okunma
Puan vermedi·344 syf.··
2026 34. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 15 Mayıs 2026 10:08
LALE SOKAK NO:1 - PINAR PARS Pınar Pars kalemiyle bu kitapta tanıştım ve kitabı okumadan önce beklentimin düşük olduğunu fakat kitaba başladıktan sonra ne kadar yanıldığımı, harika bir üslup ve çok güzel bir konu okuduğumu anladım. Bu kadar beğeneceğini düşünmüyordum gerçekten yani, bunu söyleyerek başlamak istiyorum. Bu kitabı bu kadar beğenmemin sebebi belki de beni geçmişe götürmesi, o günleri tüm sıcaklığıyla tekrardan yaşamamı sağlaması hayalimde bile olsa, şu zamanın kötülüğünden bir nebze olsun uzaklaşarak insana dair umudumu ortaya çıkarması olabilir. Tam anlamıyla sıcacık bir hikâyeydi. Sıcacık. Okurken hani içiniz ısınır, yüzünüzde bir gülümseme oluşur ya, öyle bir hikâyeydi. Lale Sokak No:1’de oturan aile ana karakterlerimizdi ama Lale Sokak’ın bütün sakinleri vardı kitabımızda. Her bir insanın hikayesini anlatıyor kitabımız. No: 1’in annesi Gülizar, kızı Derya, oğlu İsmet benim en sevdiğim karakterler oldu. Özellikle Gülizar’ın herkesin derdine koşması, elinden hiçbir şey gelmese bile komşularının üzüntüsüyle üzülüp mutluluğuyla mutlu olması gözlerimi doldurdu, belki de şimdilerde böyle insanlar göremediğimiz için etrafımızda bu kadar dokundu bana Gülizar… Eskiden bencil değildik biz… Önce başkasını düşünürdük… Evimizde bir yemek pişse bile kendimiz yemeden önce başkasına götürürdük. Kapımızı kitleme ihtiyacı duymazdık, herkese güvenimiz vardı. Çocuklar sokakta özgürce istediği saate kadar oynardı, ama tabi akşam ezanı okununca içeri girmek şartıyla. Korkmazdık yani, güven vardı insanların arasında. Aynı Lale Sokak’ta olduğu gibi. Ne oldu bize şimdi böyle? Teknoloji bu kadar geliştiği için mi birbirimizden uzaklaştık? Suçu teknolojiye atmak da doğru mu bilmiyorum. Bence biz değiştik. Eskisi gibi değiliz artık. İşte bu kitap eskiye öyle bir özlem duymanızı,
Lale Sokak No: 1Pınar Pars · İkinci Adam Yayınları · 202629 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
10/10
·137 syf.··
Beğendi
·
2026 31. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 21 Mayıs 2026 00:23
MOLA SÜRENİZ DOLMUŞTUR   “Tüm karmaşanın, tüm gürültülerin, tüm telaşların dışında sakin bir limanları olmalı insanların. Çok bunaldıklarında oraya sığabilmeli, hatta kaçabilmeliler. Yoksa bu şehir, bu stres yok eder insanı.”   “Bana göre insanlar ne kadar saklasalar da, ne kadar maskeler ardına gizlenseler de bir yerlerden ele verirler kendilerini. bunun için, insanları iyi okuyabilmek yeterlidir. Her kahkaha mutluluğun mutlak belirleyicisi değildir mesela. her gözyaşının acıyı ve hüznü temsil etmediği gibi... Sözlerin ve söylenenlerin satır aralarını okurum, gerçek hisleri anlayabilmek için.   Öykülerden oluşan bir eser, sade bir dille yazılmış, akıcı olması hoşuma gitti ve her birini keyifle okudum. Her öyküden farklı bilgiler edindim. Sıcacık ve samimi olan eserin yorumuna gelelim.   Ş HARFİ; misket oynayan kızı okuduğumda yüzümde bir gülümseme oluştu. Çünkü ben de küçüklüğümde oynardım. Oyuna gelince iyi ama derslere gelince yazması gereken kelimeleri yazamayışı ve harfleri komik şekilde yorumlayıp hatırlaması çok şirindi. Çamurdan tabak yapan kızlar, abisinin eski çantasını kullanacak olmanın mutluluğu, özellikle 90’larda akşam ezanı konusu, meşhur anne terliği, cin Ali, bayramlarda verilen mendiller, harçlıklar, annesi olmayan çocukların yaşadığı duygu yüklü anlar...   SUSAM SOKAĞI; YİNE 90’larda olan gazoz reklamı, onyüzbin baloncuk yuttum diyen kız çocuğunun kıkırdaması hiç akıllarımızdan çıkmadı. O yıllarda ilkokulda gagoz der ve kantinden alıp ne içerdik. Elektrikler kesildiğinde mum ışığında gölge oyunları oynanması, gazeteden alınan ansiklopediler (meydan larousse) tabi o zamanlar google amca yok ki sorasın her şeyi. Reklam demişken unutamadığımız Ayşegül Atik, ben zaten alıyorum satış fişi...   İÇİMDEKİ ÇOCUĞA ÇAĞRI; Boşanma sonrası olan kaza, kadına
Mola Süreniz DolmuşturFerda Udül Kayci · Mythos Kitap · 20261 okunma
Ah Mary; üzümlü kekim...
Puan vermedi·120 syf.··
2026 8. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 20 Mayıs 2026 22:37
Kıyas yapacağım; Kafka'nın Milena’ya Mektuplar 'ındaki umutsuzluk yerine Halil'in Mary'e mektuplarında kırgınlıklara rağmen hep umut var. Ve hayatın olağanlığı... Tabi bir de Mary'nin cevaplarının olması arada gerçeklik hissini artırıyor bu sevginin. Milena sanki daha platonik kalıyor gibi. Ya da ben büyümüş de olabilirim. Çünkü bir zaman Kafka'nın Milena'sı olmak istemiştim ama duamıza dikkat etmek gerek; şimdilerde Halil'in Mary'si olmayı daha çok isterim. Daha nefes alınabilir bir sevgi. Yaptıklarının lutfu yerine yapabileceklerinin ve henüz yapamadıkladının sancısını çekmek... Şey değil mi bu, anksiyete? Gelecek daha gelmeden gelmesini arzulamak ama gelen geleceğin geldiği an geçmiş olmasından mütevellit bir sonraki geleceğin gelmesi için yeniden duyulan arzu ve bunun bitmek bilmeyen döngüsü... (yazıyor olmasam aynı cümleyi tekrar kuramayabilirdim :)) Yoruldum ben. Yapabileceğimi bildiğim yapabileceklerimin, yaptığımı bildiğim yaptıklarımı gölgelemesinden. Yine bir yalnız değilmişim hissi ve yine anına denk gelen kitap, yazar... Hissettiklerimi hisseden insanlar varmış. Bir sonraki kadehimi gerçekleşmesinden korktuğum için kendimi sabote ettiğim potansiyelime kaldırmak istiyorum. Keyifli okumalar.
Edebiyat
Ermiş’in Aşk MektuplarıHalil Cibran · Can Yayınları · 2025308 okunma
Puan vermedi·264 syf.·
2026 25. kitabı
Anlatıcı yazar kitabı için malzeme toplamak üzere 2012 yılının kışında babasının bir zamanlar esir tutulduğu Japonya'daki Ohama esir kampına gidiyor. Burada kendisine bir zamanlar kampta gardiyanlık yapmış olan Bay Sato ve 'artık affetmenin zamanı geldi' mesajını dünyaya yaymak amacıyla çağırılmadığı halde gelen gazeteciler eşlik ediyor. Anlatıcının İkinci Dünya Savaşı'nda esir düşen babası, şimdilerde doksanlı yaşlarındadır. Ve yıllar önce on binlerce kişinin yok olmasına yol açan atom bombasının Hiroşima'ya atılması, onun kamptan kurtuluşu olmuştur. Hem sevilen hem yalnız, hem gösterişli hem hasta, hem sıcakkanlı hem mesafeli, hep sorgulayan bir gülümsemeye sahip bir baba, her işin üstesinden gelen, becerikli, eğlenceli bir anne, beş kardeşin yanısıra bir de geçmişi baskalaştırıp anlatan felçli büyükanne eşlik eder anlatıcının büyüme yolculuğuna. 21 yaşına geldiği vakit geçirdiği ölümcül kaza ise bir nevi hayatının dönüm noktası olur. Kurgu dışı kategoride ödül layık görülen ne şahane bir kitap okudum ben böyle. Anı, otobiyografik kurgu, tarihin harmanlandığı, savaş, soykırım, çekilen zorluklar ve acılara dair hafızanın başrolde olduğu şahane bir metin. Atom bombasının mucidi Einstein mı sanıyorsunuz? H.G. Wells'in Hiroşima'dan otuz yıl önceki kurmaca eserini araştırmanızı tavsiye ederim...
Soru 7Richard Flanagan · Sia Kitap · 20268 okunma
Puan vermedi·344 syf.··
2026 29. kitabı
·
34 saatte okudu
·
Okunma: 13 Mayıs 2026 03:19
Her ne kadar kendimi 90'ların sonlarında, 2000'lerin başında sokaklarda koşarken, oyun oynarken, bisiklet sürerken hatırlasam da 92'liyim; yani tam anlamıyla 90'lar çocuklarındanım. Belki birçoğunuz kadar uzun yaşamadım o günleri, belki de birçoğunuzdan çok daha dolu dolu yaşadım. Acısıyla tatlısıyla, iyisiyle kötüsüyle, tıpkı kitabı okurken hissettiğim gibi Lale Sokak'taki gibiydi benim de anılarım. ​Peki şu an daha fazla imkana sahip olup her istediğimize daha kolay ulaşabiliyorken neden geçmişi bu kadar özlüyoruz? Neden sürekli eskiler, 90'lar nostaljisi yapıyoruz? Zamanında "Ah o eski günler..." diye anlatan yaşlılarımıza bıyık altından gülerken, şimdi neden kendimiz "Ah ne güzel günlerdi!" diye eskilere gidiyoruz ve yıllar geçtikçe bu özlem burnumuzda daha çok tütüyor? İşte ben bu kitabı okurken tam da bunları düşünüp sordum kendime. Aslında cevapları da buldum diyebilirim. ​Gülizar’ın o her işe, her imdada samimiyetle koşuşunu okurken, ister istemez bugünün dünyasına dönüyor insan. Şimdilerde koca koca apartmanlarda, binbir güvenlikli sitelerde yaşıyoruz ama çoğumuz yan dairemizde kimin oturduğunu bile bilmiyoruz. Bir gün aniden bir yardıma, bir dosta ihtiyacımız olsa, koridora çıkıp hangi kapıyı çalacağımızı bilemeyecek kadar uzağız birbirimize. ​Evet, kabul; artık her şey bir tık uzağımızda. Akıllı telefonlar, uygulamalar, kuryeler… Her ihtiyacımızı saniyeler içinde kapımıza getirebiliyor. Ama ne garip ki, o her şeye kolayca ulaştığımız modern dünyada, gerçek komşuluk ve o içten yardımseverlik kilometrelerce uzağımızda kaldı. Tam da bu anda yine eskilere gittim. O zamanlar ne güvenlikli siteler vardı ne de parmak iziyle açılan kapılar. Ama kocaman bir güven hissi vardı mahallenin havasında. Birinin evinde çorba kaynasa, "kokusu gitmiştir" diye hemen yan
1000Kitap
Lale Sokak No: 1Pınar Pars · İkinci Adam Yayınları · 202629 okunma