Harf devrimi ile ilgili olarak Arap alfabesi ile Latin alfabesinin Türkçeye uyumu, hangisinin okuma-yazma bakımından daha kolay olduğu vb. teknik tartışmalar yapılmakla birlikte1 bu devrimin, topyekün bir geçmişten kopuş ve Batılılaşma temelinde yeniden varoluşun bir parçası olarak değerlendirildiği görülmektedir.”2 Harf Devrimine “Türk toplumunu uzun süre Doğu ve İslam kültürüne bağlayan en kuvvetli bağ koparılmış, gerçek Türk kültürünün özünü saran kabuk kırılmıştır”3 şeklinde bir anlam yüklendiği dikkat çekmektedir. Özkafa'nın ifadesiyle, “Osmanlı kültürüyle ve zihniyetiyle bağları en hızlı kopartacak olan devrimin Harf İnkılâbı olacağı düşünülmüştür.”4 Kültürün millileştirilmesi kapsamında da değerlendirilen alfabe devrimi, “Türk kafasının Arap kültürü köleliğinden sıyrılması” olarak yorumlanmıştır.”5 İsmet İnönü'nün harf devrimi ile ilgili değerlendirmesi de buna işaret etmektedir: “Harf inkılabı, bir okuma yazma kolaylığına bağlanamaz. Okuma yazma kolaylığı Enver Paşa'yı tahrik eden bir sebeptir. Ama, harf inkılabının bizde tesiri ve büyük faydası, kültür değişmesini kolaylaştırmasıdır. İster istemez Arap kültüründen koptuk”6 Lewis, yapılan devrimlere rağmen henüz değiştirilmemiş olanArap alfabesini, Cumhuriyet'i “Doğuya bağlayan ve Batılı milletler topluluğundan ayıran kudretli ve evrensel tek bir simge” ve “Müslüman kimliğinin son işareti” olarak değerlendirmekte, harf devrimini “geçmişle ve Doğuyla olan son bağ da böylece koparılacak ve Türkiye'nin modern Batı uygarlığıyla bütünleşmesine giden yolu açılacaktı” yorumunu yapmaktadır.”7 Aykut da harf devrimini “bütün devrimlerin en büyüğü” olarak nitelendirir.”8 Bir başka ifadeyle harf devrimi, yeni neslin eskiyle bağının koparılıp, yeni devrimlerle yetişmesi için önemli bir araç olarak
Sayfa 247·Kitabı okudu
1000Kitap
2. Mahmut'un fesi zorunlu kılması, bu inanç farklılıklarını ortadan kaldıran bır uygulama olarak değerlendirilmiş ve tepkiyle karşılanmıştır. Gayr i müslimlerin fesi giymemeleri nedeniyle zaman içerisinde özellikle Osmanlı'nın büyük şehirlerinde Müslümanların bir tercihi olarak fes yaygınlaşmış, Müslüman olmanın bir simgesi olarak değerlendirilmeye başlanmıştır. Cumhuriyet sonrası şapka devrimi ise Batı tarzı bir giyim eşyası olmasının yanında dini simge olarak algılanan fesin yerine konulması nedeniyle yoğun tepkilere yol açmıştır. 1 Şapkanın Batı tarzı şeklinin korunması ile ilgili en küçük bir taviz hoş görülmemiştir. Dönemin Ankara valisinin Türklüğü simgelemek üzere şapkaya küçük bir ay yıldız konulması teklifine İsmet İnönü tepki göstermiş, “Biz bunları Avrupalıdan bir farkımız olmasın diye yapıyoruz, sen ne teklif ediyorsun” cevabını vermiştir.” 2 Şapka inkılabının sembolik anlamına vurgu yapan Lewis de fesin sonradan kullanılmaya başlanan bir giysi olmakla beraber pek çok Müslüman ülkede benimsenip Müslüman kimliğin en son işareti haline geldiğini belirtmekte, “uzun, kırmızı ve meydan okuyan o fes, Müslümanın Batı'ya uymayı reddedişini ve Allah huzurunda alnını yere hiçbir engel olmaksızın hazır oluşunu ilan ediyordu” değerlendirmesini yapmakta, şapka inkılabının eski düzenin sona ermesi, yeni düzenin kurulması yolunda önemli bir simge olduğunu ifade etmektedir.”3 1.Vatandaş, Cumhuriyetin Tarihi, 152-154 2.. Selek (Yay. Haz.), İsmet İnönü-Hatıralar, 471 3.Levis, 359
Sayfa 233·Kitabı okudu
1000Kitap
Reklam
Sigmund Freud
Erkekteki cinsellik organı düşte çok sayıda simgelerle anlatılmakta ve bunlardaki ortak nokta açık seçik görülebilmektedir. Erkekteki cinsellik organı için en başta kutsal 3 sayısı genellikle simgesel bir önem taşıyor. Cinsellik organlarından daha dikkat çekici, her iki cinsiyet mensupları için ilginç olan penis, birincisi sopa, şemsiye, kazık, ağaç ve bunun gibi biçim bakımından kendisine benzeyen yani uzun ve yukarı doğru uzanan nesnelerle simgelenir; ikincisi, aynı şekilde vücut içine girme ve yaralama özelliğini içeren bıçak, hançer, mızrak, kılıç, aynı şekilde tüfek, tabanca, ateşli silahlar ve biçimi dolayısıyla buna pek uygun revolver (altıpatlar) gibi nesneler düşte bu organı anlatmakta simge olarak kullanılır. Kızların korkulu düşlerinde elinde bıçak ya da ateşli silah bir adam tarafından takip edilme sahneleri önemli bir rol oynar. Belki de düş simgeleri arasında en sık karşılaşılıp neyi anlattığını kolayca saptayabileceğiniz bir simgedir bu. İçinden su akan musluk, bahçe kovası, fıskiye, ayrıca bir ipte asılı duran lambalar, basmalı kurşunkalemlerle buna benzer nesnelerin erkekteki cinsel organı simgelemesi güçlük çekmeden anlaşılabilecek bir şeydir. Yukarıdan basılınca ucu dışarı fırlayan kurşun kalemlerin, mürekkep kalemi saplarının, tırnak törpülerinin, çekiç ve diğer bazı aletlerin de kuşku götürmeyecek gibi erkekteki cinsel organı simgelemesi de yine bu organın görünümüyle ilgilidir.
Psikoloji
Kruvasan, Fransızca croissant sözcüğünden dilimize girmiş. Fransız mutfağının simge yiyeceklerinden biri olsa da kökeni Avusturya'ya dayanır. Croissent sözcüğünün İngilizcesi crescent. Peki, Türkçe sözlük anlamı ne? "1. büyüyen, gelişen, 2. hilal (büyüyen ay), 3. ay şeklinde çörek".
Sayfa 143·Kitabı okudu
Dahlap, bu karardan sonra Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne başvurur. Başvuruyu haklı bulmayan söz konusu mahkemenin verdiği karar, her Türk aydınının üzerinde düşünmesi gereken gerekçeler içermektedir: "1) Kadın, türban takmakla erkek karşısında, ikinci plana düşmektedir. Türbanlı kadın, kendisini cinsel bir varlık olarak görmekte, kendisini erkekten türban yoluyla koruyacağını düşünmekte, bu da kadın-erkek eşitliğini bozmaktadır. 2) Kaldı ki, türban takarak, kamuda dini bir işaret göstermek istenilmektedir ki, bu kamu hukukuna aykırıdır. 3) Türban yoluyla bayan öğretmen, öğrencileri dini telkin altında tutmaktadır. Oysa, çocukları dini telkinden korumak gerekir. (Yalçın Doğan, "AİHM'ne Göre Türban Bir Simge", Milliyet gazetesi, 26 Kasım 2002)
Sayfa 99·Kitabı okudu
Isviçre Yüksek Mahkemesi aşağıdaki gerekçelerle bu talebi reddetti: " 1) Bayan öğretmen, estetik bir nedenle değil, aksine, dinsel zorunluluk olduğu için böyle giyinmektedir. Bu tür giysi kuvvetli bir dinsel simge (un symbole religieux fort)' oluşturmaktadır. 2) İsviçre Anayasası okullarda dinsel yönden yansız (nötr) bir öğrenim yapılmasını emretmektedir. 3) Mahkememiz, karar aşamasında tarafların karşılıklı yararlarını inceden inceye karşılaştırmıştır. Bu karşılaştırmayı yaparken, bayan öğretmenin, dinsel inançlarının gereğini yerine getirmeme veya işinden olma gibi ağır bir seçenekle karşı karşıya geldiğini göz önünde tutmuştur. Ancak öğretmenin, okul otoritesini temsil etmekle yükümlü bir görevli olarak, dinsel açıdan yansız (nötr) öğrenim sağlanmasına aktif katkıda bulunma zorunluluğu ağır basmıştır. Öğretmen, kendi dinsel görüşünü sergilemekten kaçınmak zorundadır. 4) Mahkememiz, idari merdin, Müslüman bayan öğretmenin derslere İslami giysilerle (bol elbise/ferace ve türban) girmesinin yasaklanmasında ' önemli derecede kamu yararı bulunduğu' yolundaki görüşünü onaylamaktadır.
Sayfa 99·Kitabı okudu
Laiklik ve Din
Reklam
Reklam