Puan vermedi
Kitap Yorumu: Ihtilal 3 - Zerda / Binnur Şafak Nigiz Özet Herkes Zeliha ve Gurur'un ayrıldığını düşünmeliydi... çünkü bazı gerçeklerin ortaya çıkması gerekiyordu. Emsal'in Gurur'u psikolojik olarak yıkmak için kurduğu planlar, beklemediği bir anda Gurur'un zekâsıyla tersine döner ve tüm oyun onun üzerine patlar. Ama asıl kırılma noktası, Emsal'in maskesinin düşmesi değil; kendini iyi biri gibi gösterirken en büyük darbenin taptığı kızı Eylül'den gelmesi oldu. Eylül, bir gecede büyümek zorunda kaldı. Taşıması gereken gerçekler ağırdır... ve bu yüzleşmede yanında Eymen vardır. Emsal'in ardından gelen olaylar zincirinde en büyük yıkımı yaşayanlardan biri Yener oldu. Hayatı askerlik olan bir adam için, artık göreve devam edemeyeceği kararı verildi. Yener'in toparlanması kolay olmadı elbette. Bu süreçte Simge ile arasındaki bağ ve Alaşafak Timi'nin Yener için görevlerinden vazgeçme kararı, en gurur verici anlardan biriydi bence. Cenan ve Muşta arasında geçmişe dair konuşmalar ve yakınlaşmalar olsa da, ikisinin de hâlâ cevaplaması gereken çok şey var. Adnan ve Çolpan, Ecevit ve Ayça, Adnan ve Nihal, Mehtap ve Girdap... her bir ilişki, hem yakınlaşma hem de içsel çatışmalarla sınanmaya devam ediyor. Her birinin hikayesi için ayrıca merakla bekliyorum favım kesinlikle Adnan ve Çolpan / Ecevit ve Ayça • Yorum Betimlemesi yüksek bir seri olmasına rağmen bu kadar akıcı olması ve benim B12'm düşükken bile karakterleri, olayları bu kadar net hatırlayacak kadar bağımlı hale gelmem... gerçekten şaşırtıcı. Șu an 4. kitabı bitirdim ama 5'i bekleyecek sabrım yok. O yüzden 4'ü bile yavaş yavaş okuyorum ki bitmesin. Bu beni bağımlı yapar mı ?
İhtilal 3 - ZerdaBinnur Şafak Nigiz · Dokuz Yayınları · 2025393 okunma
İnce Memed 3 İncelemesi
10/10
·629 syf.··
Beğendi
·
2026 27. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 16 Nisan 2026 07:05
İnce Memed 3 , Yaşar Kemal in seride işi iyice büyüttüğü bir kitap. Artık ortada sadece dağa çıkan bir adamın hikâyesi yok; Memed bildiğin efsaneye dönüşmüş. İnsanlar onu konuşuyor, anlatıyor, abartıyor, ilah eylemiş… ama işin güzel tarafı o efsanenin arkasında hâlâ çok gerçek bir acı ve mücadele var. 3. Seride Memed daha farklı. Önceki kitaplara göre daha bilinçli, daha kararlı ve ne yaptığını daha iyi bilen biri. Artık sadece kaçan bir eşkıya değil; düzenle hesaplaşan biri. Ağalara karşı verdiği mücadele de daha sert ve daha sistemli hale geliyor. Yani olay “vur kaç”tan çıkıp, baya bir başkaldırıya dönüşüyor. Kitabın en güçlü yanı bence Memed’in tek başına bir kahraman olmaktan çıkıp halkın umudu haline gelmesi. Köylüler için o artık bir insan değil, bir simge. Bu da hikâyeye başka bir ağırlık katıyor. Okurken hissediyorsun, mesele sadece Memed değil herkesin içindeki isyan. Yaşar Kemal’in dili yine bildiğin gibi. Doğayı anlatışı, köyleri, insanları gözünün önüne getiriyor. Bazen olaydan kopup betimlemeye dalıyor ama o bile sıkmıyor, aksine ortamın içine daha çok çekiyor. Şahsen Yaşar Kemal okurken kendimi çok farklı hissediyorum çünkü anlattığı toprakları, taşları, böcekleri, arıları sanki gözümün önündeymiş gibi, sanki o taşın üstüne oturmuş, o toprağın üstüne uzanmış, çiçekleri koparmış kokluyormuşum gibi :) Ama şöyle bir şey de var, bazı yerlerde olaylar tekrar ediyormuş gibi hissedilebiliyor. Yani zulüm var, karşı koyma var, yine zulüm… Bu döngü biraz tanıdık geliyor. Ama aslında bu da anlatılan dünyanın gerçeği gibi duruyor. Genel olarak bakınca İnce Memed 3, serinin en “efsaneleşmiş” kitabı diyebilirim. Hikâye büyüyor, anlamı derinleşiyor. Okurken sadece bir karakteri değil, bir direnişi takip ediyorsun.
1000Kitap
İnce Memed 3Yaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202326,3bin okunma
Reklam
Puan vermedi·90 syf.·
2026 29. kitabı
Hayat kitabında hocamız şöyle diyor: Kendi adıma, son yıllarda çizgisel zamandan uzaklaşıp başı sonu olmayan zamanların sarmalını yaşadığımı sezer gibi oluyorum, ama sanki bu ben çocukken de böyleydi. Kendimi döngüsel zamanı anlatacak konumda bulmadığımdan, konuya ilgi duyanlara Reha Çamuroğlu'nun Dönüyordu adlı kitabını önermekle yetinmek istiyorum. kitabı baştan sona adamakıllı anlamak istediğimden ve bu zamanın döngüsel olması vs çokça ilgimi çektiğinden hemen okumaya başladım. ilk kısımlar biraz yordu, dili nispeten sade olsa da ben alışkın değilim, yanlış zamanda mı okudum acaba vs derken yine de kendime bir şeyler kattım. birkaç yeri buraya da yapıştırcam Tam yatmasın aklın hiçbir şeye. Neler çıkar karşına kim bilir yarın, bu karanlıktan başka bir karanlık, bu sabahtan başka bir sabah. Hayyam'ın Dörtlükler 'ini okumuştum ama Bugünün Diliyle Hayyam kitabına da bakıcam ileride. bu, kitabın son dörtlüğüydü, şu ise son cümleleri: "Tüm yıldızların ve gezegenlerin dünyanın etrafında dönmedikleri ileri sürüldüğünde ortodoks Hıristiyan'ı onca sinirlendiren, her şeyin kendi etrafında dönmüyor olabileceğinin ima edilmiş olmasıydı. Tüm öteki'ler onun yüce beni etrafında dönmek zorunda değiller miydi? Ben ve ötekinin başka bir bilgisi mümkün müydü? Dünyayı tutmak, ona tutunmak ile ona kazık kakmak arasındaki fark da burada başlayacaktır. Ne demiştik? Dönüyordu, hâlâ da öyle." Bunu görünce aklıma hemen 2024 yapımı Chi. Chikyuu No Undou Ni Tsuite animesi geldi :) bişilerden başka bişiler çıkmasına ve konuyla bağlantılı o şeylerle ilgili geçmişim olmasına bayılıyorumm "Simgeci düşünce yalnızca çocuğa, şaire veya dengesize ait olan bir alan değildir, insanın özünün bir parçasıdır; dile ve yargılara dayalı düşünceyi öncelemektedir. Simge gerçeğin diğer tüm bilgi araçlarına meydan okuyan
DönüyorduReha Çamuroğlu · Kapı Yayınları · 201046 okunma
Belki bu kitap sayesinde merhametlerimizi yeşertiriz (:
Puan vermedi·79 syf.··
2026 10. kitabı
·
11 saatte okudu
·
Okunma: 27 Şubat 2026 01:26
Evett,bilmem kaç zamandır Yaşar Kemal okumadım o kadar pişmanım ki en yakın zamanda başka kitaplarını da okuyacağım. Şimdi gelelim kitaba; Konusu olsun dili olsun kullandığı imge,simge ve metaforlar olsun vermek istediği ve saklı mesaj olsun genel olarak beğendim sayfa sayısının azlığına rağmen hemde... Az şeyle çok şey tasvir eden yazarımm. Konu; 3 kafadar (Salih,uzun Süleyman ve Hayri) kuş satarlar geçimlerini sağlamak için. Ha bide üçünün de farklı ve hüzünlü hayatları vardır okurken üzüldüm( Süleyman'ın annesinin yadigar kilimini satıp kafes alması gibi pişmanlığı) 1. Kuş satma/ kuşların gitmesi metaforu: her ne kadar üçü için geçim sağlamak için olsa da aslında kuşların gitmesi insanların tavırlarının nasıl değiştiğini ve insanların doğayı ve vicdanlarını yavaş yavaş kaybettiklerinin de sembolüdür. Her neyse konuya döneyim: Eskiden insanlar sevap kazanmak için kuş satın alıp özgür bırakırlardı şu söz bunun en güzel örneğidir"Azat buzat, bizi cennet kapısında gözet!" Ve bunu biraz araştırdım acaba ne demek diye şöyle bir şey cuk diye oturur buna “Özgür olsun, uçsun gitsin” anlamını çağrıştıran, halk ağzına ait bir söz gibi düşünülüyormuş. Yazarın İstanbul'u tasviri,benimseyip güzel güzel anlatması ama tabii eski (kuşlu) İstanbul'u özellikle Florya ve Dolapdere (1-2 sayfa tasvir etmiştir baya övdüğü eşi benzeri olmayan olarak görüyor)ha bide meşhur Taksimi betimlemiştir. Ve artık İstanbul modernleşme ve çeşitli sebeplerle değişmiş artık kimse kuşları satın almaz. Ve iki tür insan vardır etrafta: biri kuşları satın alıp göğe uçurtmayı yeğleyen; diğeri ise birçok kuşu kafese sokmanın canilik olduğunu düşünenler ve bununla ilgili en güzel sözlerinden biri : "Çocuklar kuş yakalarlar, yüreklerinde acıma, insanlık olan insanlar da bu kuşları alıp şu göğe
Kuşlar da GittiYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202218bin okunma
«Ruhumu sattım ve belki onunkini de.» S. 9.
9/10
·160 syf.·
2026 9. kitabı
Brigitte Giraud, 1960 yılında Cezayir’in Sidi-Bel-Abbès şehrinde doğmuş bir Fransız yazar. Çocukluğu Fransa’nın Rillieux-la-Pape’de geçmiş sonra Lyon şehrine taşınmış. Almanca, İngilizce ve Arapça eğitimi aldıktan sonra kitapçılık, gazetecilik ve edebiyat eleştirmenliği yapmış. Lyon bölgesinin önemli edebiyat etkinliklerinden biri olan Fête du Livre de Bron’da program sorumlusu olarak çalışmış ve günümüzde hâlâ edebiyat danışmanı olarak görev yaptığı biliniyor. Toplamda on üç romanı ve öykü kitapları da bulunuyor. 1997 yılında ilk romanı "La Chambre Des Parents"ı yayımlayan Giraud, bunu izleyen yıllarda roman, öykü ve anlatı türlerinde eserler vermiş. 2007’de "L’Amour est Très Surestimé" adlı öykü kitabıyla Goncourt Öykü Ödülü’nü kazanmış, 2009’da "Une Année Étrangère" ile Jean Giono Jüri Ödülü’nü almış ve "À Présent (2001)" adlı eseriyle de Wepler Ödülü özel mansiyonuna layık görülmüş. 2022’de ise, eşinin motosiklet kazasında kaybını anlattığı dilimize çevrilmiş tek eseri olan "Hızlı Yaşamak (Vivre Vite)" adlı kitabıyla Goncourt ödülünü kazanmış. Aslında "À Présent" adlı eserinde yas sürecini daha önce anlatmış: kaybın hemen ardından üzerine çöken acil ve sarsıcı duyguları aktaran, kısa ama etkileyici bir metin olduğu biliniyor, "Hızlı Yaşamak" ise hem biçim hem içerik açısından ondan çok farklıdır. Ayrıca, 2011’de yayımlanan "Pas D’Inquiétude" romanı France 2 tarafından televizyon filmine uyarlanmış, 2015’teki "Nous Serons Des Héros" ise sahne okumalarına konu olmuş. 2017’de de "Un Loup Pour L’homme" ile müzikli bir okuma etkinliği gerçekleştirmiştir. «Satış sözleşmesinin imzası. Kaza. Taşınma. Cenaze töreni.» (S. 11). İşte Brigitte Giraud, 1999’da partneri Claude’un motosiklet kazasında hayatını kaybetmesiyle hayatının nasıl paramparça olduğunu bu şekilde özetliyor. Çift,
Edebiyat
Hızlı YaşamakBrigitte Giraud · İletişim Yayınları · 2023118 okunma
10/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
//KİTAP TAVSİYEM 'MENRY' KÖK ATALAR //ALINTILAR #Unutmak, hatırlamanın başka bir biçimidir.Hatırlamak ise, kimi zaman gerçeği bilmekten daha ağırdır... #Dünya, ilk kez gerçek bir uzay gemisini, gerçek bir canlıyı gizlice taşıyor. Ve bu hikaye asla aynı kalmayacak... #Gökyüzü karanlık bir perde gibi şehri örtmüştü. Lambaların ritmik vuruşları camda yankılanıyor, uzaklarda bir yerlerde titrek sokak lambasının ışığı yağmurla kırılarak titreşiyordu... #Gözlerinde daima yorgunluğun ve çok fazla bir şey bilmenin izleri vardı... #Bazen, birşeyin adı yoksa yaşadığı bile varsayılmaz... #Siz mesafe sanırsınız, biz yol kıvırırız... #Gerçeği yalnızca devlet bilirse ulus hayatta kalır. Ama devlet, gerçeği kendi çıkarına göre eğip, büker... #Zaman, çizgi değil halkadır. Sesler, geçmişten gelir bazen... #İçinde taşıdığı yaşam gücü, Dünya'nın soğuk ve ağır havasında yavaş yavaş tükeniyordu... #Her çözüm denemesi, görünmez bir duvarla çarpışıyordu... #Artık sizin göreviniz sadece bilim değil, insanlık... #İçinde, yanıtları bulmak için yola çıkan bir bilim insanının soğukkanlılığı vardı. Ve kaybettiklerinin yasını tutan bir insanın sessiz karanlığı... #Çocukluğunda en çok dinlediği hikayeler, cephe gerisinde kazanılan sessiz zaferlerdi... #Nereye gidersen git, geri döneceğin bir yer olmalı... #Toprak, gittiğin yerde seni tanısın... Belki de bazı kurallar, doğru sonuçlar için esnetilmelidir... #Bazen bir milleti değil, insanlığı temsil ettiğini anlarsın. Ve bu, omzundaki her yükü ağırlaştırır... #Gölgeler bazen ışığı değil, başka bir karanlığı izler... #Dünya artık yaşanacak bir yer olmaktan çıkmıştı... #Artık herşey yeniden başlıyordu... Bazı acılar kelimelerle değil, sessizlikle anlaşılırdı... #Biz yıldızlardan geldik. Sonra bizi toprağa indirdiler. Şimdi yeniden yıldızlara dönüyoruz.
Menry - Kök AtalarKaan Şıvkın · Elpis Yayınları · 202519 okunma
Reklam
Reklam