Bir ada kadar tek başına, bir ada kadar kimsesiz. Öte yandan tek başına ve kimsesiz olmanın aslında tamamıyla kötü olmadığı fikri kuşatıyor beni. Zira tek başına olmak beraberinde özgürlüğü getirdiği gibi, kimsesiz olmak derinlere inmemize olanak sağlar. Karakterlerin bir ada gibi işlendiği ve bir ada misali yaşamış farklı bireylerin birbirini buldu romanlardan keyif alıyorum. ‘A, sen burada mıydın?’, ‘Evet ben hep buradaydım’ diyen romanlardan bahsediyorum. ‘Doğrusu bunca zaman tek başımaydım ama artık o kadar ıssız kalmama gerek kalmadı, senin sayende’ diyebilmek kalbimizde bir umudun doğmasını mümkün kılar.
Böylesine bir hayat sevgisinden,
Kurtuluruz korku ve umuttan,
Ve şükrederiz Tanrılara
Şayet tanrı diye bir şey varsa.
Hiçbir hayat sonsuza kadar sürmez,
Hiçbir ölü dirilmez,
En yorgun nehirler bile
Denizle birleşir güvenle.