"Benzersiz birey" nosyonu, aslında işadamının bir yandan insanları işten
atarken diğer yandan kar etmeye hakkı olduğunu savunması için önemlidir; kişinin her koşulda "seçme özgürlüğü" olması gerekir; ama bu, kadınların çocuk yapma konusundaki seçim hakkı değil, bazı çocuklar okul yemeklerinden mahrum kalırken, parası olanın çocuğuna pahalı bir özel eğitim sağlama hakkı anlamına gelir. "İnsanlık durumunun değişmez hakikatleri" özgürlük, demokrasi gibi bizim tikel yaşama biçimimizin cisimleştirdiği doğruları kapsar. "Yaşanmış deneyimin duyusal dokuları" ise elverişsiz ve tartışmaya açık "kuru kuramsal" düşüncelerle değil, alışkanlıkla, önyargıyla, "sağduyuyla" yargı vermek, yani kafadan tepki vermek şeklinde tercüme edilebilir.
"Günümüzde en azından yeryüzünün lanetlileri Batılı proleterlerden ziyade -canlanışıyla getirdiği tüm tehlikelerle birlikte- İslami köktendinciler olmuş gibi görünüyor. Ne var ki, Marx’ın görüşü genel şekli itibariyle bir buçuk yüzyıl sonra bile son kullanma tarihine yaklaşmaktan çok uzakta ve eğer İslami köktendinciler küresel kapitalizmin hastalıklarına çözüm olmaktan ziyade bu hastalıkların bir belirtisiyse o halde klasik alternatif -sosyalizm hiç olmadığı kadar acil hale gelmiştir. Aslında köktendinciler, solun başarısızlığının yarattığı boşluğa yerleştiler. Eğer sol, böylesi bağnazlıkların doğmasına neden olan küresel yıkımlarla baş etme vaadini gerçekleştirmeyi başarabilseydi, Dünya Ticaret Merkezi’nin halen tek parça olabilecek olması havsalamıza sığardı."