"...yazarın değiştirdiği dil, düşünümsel olarak, ama spekülatif olarak değil, kendi hakikatini kendi edindiği ölçüde, doğruyla yanlış ayrımı sorununu kendine sormak zorunda değildir: Ürettiği yanılsamanın normu kendi içindedir. Bu dil, uygun olmayı iddia ettiği kendisinden bağımsız bir düzenin varlığının habercisi değildir: Bu dil gönderme yaptığı hakikat düzenini bizzat ileri sürer. Bir nesneyi belirtmez, fakat görülmedik bir sözce biçimi içinde, onu kışkırtır. ..."