BERK KALMIŞ SANDUKALAR
Bir haberlik yol var, Tevazu kadar hafif, Bulutlar onlar. Bir satırlık nefes ötede, Alışılagelmiş adımlar, O adam insanların içindeydi. Gözlerde mavilik var, Arasından kıpkırmızı şimşekler. Oralarda oturuyordu bir bayan, Yaşamak aslında kalemle yazılan. Bir gencin rüyası içinee gerçeklik, Dakikasından erken saniyesi var. Güzellik içinde enteresan bir rahatlama bayan, Şair noksanlığıyla silgisinde. Beş dakika on yıl gibi, Kuşlar gibi. İnce bir kıl ardından yaprak açıyordu, Yaşlanmak üzere bir genç. Gülmek kadar yabancı, Uzun ve ince dünyası. Danışma ve sus, Sus ve süs. Senin mahallelerin trenlerin oralarda, Kaldır kafanı ve düz... AYKUT BARIŞ ÇELİK
Edebiyat
gece gölgesine sokulsam gökyüzünde bulutlar büyüseler yağmuru dinlesem anlatsam şimşekler kırılıp dökülseler bizi sokaklarda bıraksalar leylekler üşüyüp gitseler dönüp arkalarma bakmadan Attila İlhan
Şiir
Reklam
-Yıkılmamı Bekleyenlere İnat Gülüyorum
Kaç imtiyazlı maske sahte çıktı, Karşındaki insanların tebessümü bile sahteymiş, Fırtınadan önceki son suskunluğumdayım, Sanmayın tükendim, sanmayın yorgunum. Bilin ki yazdığım sözler dönüşümden mükemmel olacak, Kızıl güneş denize doğru batınca, serin sular dinince, Kurdun dişine kan değdiği zaman gelin görüşelim, Karşımda ordu olsanız neye fayda, ben tekim işte. Gözlerime değen baldıran zehirlerini kusunca, Gönlümdeki kini söküp atınca Yaradan, görüşelim, Ben yalnız olsam da hepinize yeterim işte, Denizler asi sularıyla gönlümün bendini yıkınca. Sırtıma değen hançer, göğsümdeki kurşun, Acıtınca canımı, cehenneme dönünce ömrüm, Merhamet silinirmiş iyiliğini hor görenlerde, Ben şehadet meydanına koşarak girmişim. Üç kuruşluk kahpelere inat gülüyorum işte, Şimşekler üzerime üzerime çakınca, Bir deli fırtınada gark olunca görüşelim, Kahpelerin hesabı var şu yalan ömrümde. Zannetmeyin susuyorum, yaşayan ölüyüm, Bu size karşı gösterdiğim son dans oyunu, Siz benim yalnızlığımı cehenneme çevirmeden önce, Yaradanın bana verdiği yasın bıkkınlığı var üstümde. Yalancı riyakarlara inat gülüyorum işte,
Şiir
Hani bir yağmur yağar da bazen, hani gök gürler ya arkasından, hani şimşekler çakar peşinden işte öyle bir şey...
Müzik
"bir ara onu okuruz, bu tarifi yaparız, şu filmi izleriz.. belki şundan da ilham alırız, biraz tuz ve karabiber.." derken geride her şeyi yapmak istemenin verdiği maymun iştahlığı ile hiçbir şey yapmadan kalakalırız.. Bir şeyi öyle yapmalıyım ki off abi ne yaptı desinler gibi yaşanıyor. belki ben de buna alet olmaya başladığım için böyle düşünüyorum.. Ya da sadece ben böyleyim.. Sürekli birşeyler yapmak lazımmış hissi.. Boş kalma.. Tamam mantıklı.. Boş kalınca kafada şimşekler çakıp seni farklı senaryoları belki de yüzbinlerce açıdan tekrar tekrar çekip reddediğin bir setapa dönüyor.. Ya sürekli hayatını meşgul edip kendini görmezden gelmen gerek ya da kendini yiyip bitirmen gerekiyor gibi.. Anlamıyorum.. Her ikisi aynı anda hem mantıklı hem mantıksız.. Ortasını bulmak lazım, bu zaten cepte.. Ama neyi yapsan bir yerinde yanlışmış gibi.. Bilmiyorum..
Her Neyse..
Gökyüzü gibiydin! Sinirlenince kapanırdın. Bağırır çağırırdın, şimşekler çakardın Sonra yağmur olup ağlardın Ardından sen gülünce güneş açardı.
Reklam
Reklam