Gitmek istiyorum çakıp da kaybolan şimşekler gibi
Gel gör ki, önümde hatıralar mahzeni
Parmak uçlarımda paslı çiviler
Bütün zindanları yıkarak birer birer
Gözlerin çağırıyor beni
Dışarıda gürültüler uzaklaşıyor gibiydi, oysa gökyüzünde hala şimşekler çakıyor, bir yerlerde yıldırımlar düşüyor, şehrin üzerinde kıyametler kopuyordu ama biz öylece duruyorduk, fırtınaya aldırmadan, bu yabancı odanın ortasında hiç kımıldamadan, hiç konuşmadan, sanki kollarımızı gevşetirsek bu büyülü an bozulacakmıs gibi birbirimizden hiç ayrılmadan...
Hızın rüzgar gibi, yavaşlığın orman gibi olmalı. Ateş gibi saldırıp yağmalamalı, dağ gibi kıpırdamaz olmalı. Karanlıklar gibi bilinmez, hareketin yıldırımlar, şimşekler gibi olmalı.