8/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2025 30. kitabı
·
19 saatte okudu
·
Okunma: 28 Temmuz 2025 08:35
Aether’in ikinci sayısında, bilimkurgu ve fantazyanın duygu, felsefe, korku, mizah ve toplumsal eleştiriyle rahatça iç içe geçebildiğini gösteren zengin öyküler yer alıyor. Hisler Diyarı: Bir otogarda, gündelik hayatın tam ortasında başlayan bu öykü, okuru hızla rüya ile gerçek arasındaki belirsiz bir alana taşıyor. Ana karakterin gizemli bir kadınla karşılaşmasıyla birlikte anlatı, zaman ve mekân hissini gevşetiyor. Kısa olmasına rağmen duygusal etkisi güçlü; özellikle atmosfer kurmadaki başarısıyla akılda kalıyor. Okur, öykü bittiğinde yaşananların gerçekten olup olmadığından emin olamıyor ve bu belirsizlik, metnin etkisini artırıyor. Takibe Takip Yapan Kobra: Hint mitolojisinden beslenen bu kısa öykü, sembolik dili ve şiirsel anlatımıyla öne çıkıyor. Metnin merkezinde yer alan şiir, öykünün ruhunu taşıyan temel unsur hâline geliyor. Kısa olmasına rağmen kültürel arka planı sezdiren bir derinliği var. Mitolojik göndermeleri seven okurlar için sade ama etkileyici bir durak. Dysseus’a Yakınma: Mektup formunda yazılmış bu öykü, duygusal yoğunluğu ve zengin benzetmeleriyle dikkat çekiyor. Anlatıcının hitap ettiği Dysseus figürü, mitolojik çağrışımlarla modern bir iç hesaplaşmayı buluşturuyor. Öykünün sonunda Dysseus adının anlamına yapılan vurgu, metnin sembolik katmanını güçlendirmeyi amaçlıyor; ancak bu bölüm, mitolojiye aşina olmayan okur için biraz muğlak kalabiliyor. (Dysseus adını arattım, ancak bulamadım. Odysseus ile aynı kişi mi, merak ediyorum.) Duygusal yönü güçlü bir öykü. Beyaz Yazarın Siyah İntiharı: Yalnız yaşayan, alkolle mücadele eden bir yazarın sıcak bir Ağustos gününde yavaş yavaş içine düştüğü ruhsal çöküşü anlatan bu öykü, benzetmeler konusunda oldukça başarılı. Sıcaklık, bunaltı ve içsel karanlık, fiziksel bir ağırlık gibi hissettiriliyor.
Æther - Sayı 2Æther Dergisi · Plüton Dergisi · 20253 okunma
10/10
·224 syf.·
Beğendi
·
2025 201. kitabı
Yayınevinin Philip K. Dick kitaplığı olarak yayımladığı yazara ait eserlerden, geçtiğimiz günlerde aldığım , kapak görseliyle dikkatimi çeken ilk kitap olan Alfa Ayının Kabileleri kitabıyla haftaya merhaba diyorum. Ben ne okudum böyle!? Mükemmeldi. Chuck Rittersdorf, onun işi CIA için komünizm karşıtı propagandalar yayan insansı robot/simulakrum programlamak ve o simulakrumlara metin yazarlığı. Berbat giden bir evliliği sonlanmak üzereyken eşinin maddi kaygıları ve yüklü nafaka ile boşanma davası açması onu ek iş olarak TV komedi metinleri de yazmaya zorluyor. Chuck 'ın eşi Dr. Marry Rittersdorf ise bu süreçte ABD Gezegenlerarası Sağlık ve Sosyal Güvenlik Servisi'nin işi ile alfa sisteminde önceden akıl hastanesi olarak bir gezegene ordaki koloniyi geri almak için gönderilen ekibe dahil oluyor. Yanında bir simulakrum ile. Eşinin bu acımasız baskıları ve varını yoğunu alma hırsı karşısında bir an için onu öldürmeyi düşünen Chuck, kendini bir anda karısı ile aynı görevde kullanılan CIA simulakrumunu programlamakla görevlendiriliyor. Peki kimse anlamadan üç ışık yılı uzaklıktan simulakrumunu karısını öldürmek için programlaması fark edilir mi ? Öte tarafta alfa sistemindeki eski akıl hastanesi olan gezegende her biri farklı psikolojik hastalıkları temsil eden gruplar ve onların liderleri var. Ve bu liderler , gelen araştırma gemisini istilacı olarak görüp savaşı başlatıyorlar. Çamur-hamur türünde telepatların da yer aldığı kitapta bilimkurgu açısından tıka basa doyurucu detaylar okudum. Yazarın otoriteyi sorgulama şekli kendine has ve hasta liderlerin özellikleriyle toplumsal dengeyi yapıtaşlarına ayrıştırıyor. Yazarın bilimkurgu , distopya ve psikolojiyi harmanlaması bambaşka bir seviyeye çıkarmış kitabı. Yazarla tanışma kitabımdı, sizin de yazarla tanışma
Alfa Ayının KabileleriPhilip K. Dick · İthaki Yayınları · 2025228 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Biz bu filmleri neden sevdik?
Puan vermedi·230 syf.··
2025 225. kitabı
Yüzeyin altında yatan gerçeklik nedir? Metinlerin analiz ve yorumlarındaki farklılıklar nelerdir? Görünen ile gösterilen arasında nasıl bir fark vardır ve görünen de gösterilen de onu oluşturan tüm parçalardan ayrı düşünülmeden, onu meydana getiren her bir parçayı bir arkeolog titizliği ile incelemeden hakkında karar vermemeliyiz. Post-yapısalcılığın bir çeşit basit, kaba açıklaması olarak da görülebilecek bu cümlelerle Bülent Diken ve Carsten Laustsen’in altı filmi irdelediği Filmlerle Sosyoloji kitabının post-yapısalcı bir yaklaşımla analiz edildiğini belirtmek isterim. Klasik sosyolojide “toplumun betimlenmesi” anlayışı ön planda tutulurken bu kitabın yazarları bu anlayın üstüne çıkarak toplumun ahlaki ve varoluşsal bir eleştirisini yapmaya gayret gösterirler. Klasik inceleme kitapları ya da metinleri dikkate aldığı konuyu çözümlemeye çalışırken bu kitap sinema ile bir toplum eleştirisi yapmaya çalışır. Okuyucularına anlattıkları ile sinemada nasıl bir izleyici olmamız gerektiğini, bir filmi nasıl izlememiz gerektiğini değil, filmleri nasıl düşünmemiz gerektiği üzerine yoğunlaşır ve tanık olarak çağrılanlar post-yapısalcı bir yaklaşımın ne kadar önemli olduğunu bize anlatırlar. Bülent Diken ve Carsten Laustsen sosyoloji bilimine sinema aracılığı ile neler katabileceğini bu çalışmasında okuyucularını da işe katarak ortaya serer. Okuyucular ayrıca bir izleyici rolüne de bürüneceklerdir çünkü kitapta işlenen, analiz edilen altı farklı ama popüler/yarı popüler film vardır. Bu kitap hem bir görsel şölen sunar böylelikle hem de daha önce izlediğimiz filmleri aslında ne kadar eksik, yanlış, basit izleyebildiğimizi de gösterir. Bu bakımdan bu kitap bir laboratuvar ortamında çalışır gibidir ve deney ürünleri sinemadır. Kitapta karşımıza bolca çıkacak olan tanıkların
KiTaPHaNe
Filmlerle SosyolojiCarsten Bagge Laustsen · Metis Yayınları · 2021297 okunma
5/10
·160 syf.··
2025 4. kitabı
·
23 günde okudu
·
Okunma: 23 Mart 2025 00:48
Yerli kalemlerin düşsel dünyalarla harmanladığı bilimkurgu ve fantazya türündeki çeşitlilik içeren öyküleri bir araya getirilmiş seçkide; bireysel dönüşümden galaktik yolculuklara, teknolojik distopyalardan mitolojik göndermelere kadar uzanan geniş bir yelpaze yer almakta. Her öykü, farklı türlerle flört ederken özgün bakış açılarıyla dikkat çekmeyi hedefliyor. Ancak anlatım derinliği, kurgu bütünlüğü ve karakter motivasyonları açısından öne çıkan metinlerle potansiyelini yeterince açığa çıkaramayan öyküler arasında belirgin farklar hissediliyor. Seçki özellikle yerli bilimkurgu arayışında olan okurlara yeni bakışlar sunmayı vadederken; kimi anlatıların eksik kurgu detayları, okuyucunun düş gücünü tam anlamıyla harekete geçiremeyebiliyor. Bununla birlikte özgün fikirlerin izini süren çabalar ve türler arası geçişlerin cesurca denenmesi, derlemenin genelinde umut vaat eden bir yön çiziyor. 1-Hisler Diyarı (Gonca Royem GÜNDOĞAN); Korku gerilim öyküsünde bazı soruları yanıtsız bırakırken akıcılık, sürükleyicilik ve merak uyandırıcılık ön plandadır. Öyküdeki hisler diyarı denilen boyutun ne olduğunu ve dilencinin sürekli onlardan bir şeyleri dilenmesi gibi anekdotları kurgulansaydı etkileyici bir öykü olurdu. Bu öykünün bilinçaltı mesajı da dilenciler sizleri kandırsa da onları tatmin ediniz. 2-Kutlama (Melisa PARLAK); Zaman geçtikçe dijitalleşmenin çağına yavaş yavaş adım atmaya hazırlanırken gelenekçi ve nostalji günlerinin özlemini dindiren öyküde yeni teknoloji harikası olan Boris'in maharetini izlerken akıllarımızda Boris adı verilen teknoloji harikası nasıl bir şekile sahiptir? sorusu yankılandı. Boris hakkında birazcık daha detaylar olsaydı öykü, her okurun nutkunu tutukladığı gibi hayallerinde o sahneleri canlandırdı. 3-Benlik Çerçevesi (Bade SABA); Yerli
Öykü
Æther - Sayı 2Æther Dergisi · Plüton Dergisi · 20253 okunma
nihan kaya ile ailemi kesmeye doğru
Puan vermedi·300 syf.··
2021 14. kitabı
·
177 günde okudu
·
Okunma: 16 Ağustos 2021 00:04
Disfonksiyel ebeveynlik, Alice Miller ve simülakrlar... Normallikten psikopatolojiye olan uzamda ilişki dinamiklerini değerlendirebilmek adına “normal aile modeli”, “disfonksiyonel aile modeli” ve “patolojik aile modeli” olmak üzere üç aile modeli bulunmaktadır. Disfonksiyonel aile modelleri bir toplumda kuşaklararası travma geçişine ve kuşaklararası patoloji aktarımına hizmet ederler. Disfonksiyonel aileler için kuşaklararası travma geçişi ve kuşaklararası patoloji aktarımının en önemli aracı, çocukluk çağı travmaları ve yanlış çocuk yetiştirme stilleridir. Dünyanın bütün zamanlarında ve toplumlarında disfonksiyonel aileler, hem kendi öz çocuklarını travmatize ederek kontrol ederler hem de onları aile dışından gelen diğer travmatik yaşantılardan ve olumsuz yaşam deneyimlerinden koruyamazlar. (Öztürk E. Disfonksiyonel aile modellerinden fonksiyonel aile modeline: ”Doğal ve rehber ebeveynlik stili”. Öztürk E, editör. Aile Psikopatolojisi. 1. Baskı. Ankara: Türkiye Klinikleri; 2021. p.1-39.) Günümüzde patlak vermiş geleneksel olan ne norm varsa yıkmaya dair güçlü anarşik bir hengame içerisinde iş güç, güzel ülkemizin ve dünyanın halleri yetmezmiş gibi bir de pedagojik anne-baba olamamanın korkusundan selectralarla uçan ailelere ''sırça fanusun içinde ölü bir bebek gibi tıkanıp kalmış biri'' misali evlatlar yetiştirmek için bu kitap en uygun rehberlerden biri olarak karşımıza çıkıyor. Çocuğu ''çocuğun kendi iradesiyle'' vegan yetiştirmek, tatlı dilin yılanı deliğinden çıkarmasının istismar oluşu (bkz. Çocuğa size ''lütfen'' ve ''teşekkür ederim'' demesini öğretmek niçin istismardır bölümü), kızınca çocuğun ardına yanlışlıkla vurdu diye aile travmalarını çözmek için psikoloğa giden ebeveyn... Doğal olandan uzun süre önce kopulduğu için doğal ve gerçek olan artık neredeyse
Psikoloji
İyi Aile YokturNihan Kaya · İthaki Yayınları · 20187,9bin okunma
7/10
·320 syf.··
Beğendi
·
2018 15. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 27 Ağustos 2018 21:48
Spoiler içerir! Sentetik insanlar ya da diğer adıyla simulakrumlar, Ay'da yaşama fikri, kapı komşunuzun bir robot olması düşüncesi, pis işlerinizi yaptıracağınız robotlar, radyasyona maruz kalan Chester gibi gözlerinin ve ağzının yerlerinin farklı olduğu mutantlar... Her ne kadar bilimkurgu olsada ileride teknolojinin nasıl gelişeceğini ve etkilerini öngören bir kitap. Belki de gelişen bu teknolojiyle birlikte şizofren vb psikolojik rahatsızların kitapta da bahsettiği gibi her dokuz kişiden birinin rahatsızlığı olacak. Gerçi günümüzde de olmadığını kimse söyleyemez! Ama kitap bana göre yarım bırakılmış. İkinci kitabı olsa güzel olurmuş ya da havada kalan konular tamamlansa iyi olurdu. Lincoln ve Stanton simulakrumlarına ne oldu? Sam Barrows ve Maury Rock simulakrum yapmaya devam ettiler mi? Sam Barrows' un Yeşil Şeftali Tepesi projesi ne oldu? Bunlar benim cevap bulamadığım sorular. Ama hayallerin serbest olduğu, keyif alınacak bir kitap. İyi okumalar :)
Bilim
Sizi İnşa EdebilirizPhilip K. Dick · Alfa Yayınları · 201689 okunma