Kadın masumiyeti dedikleri batıl inançtan başka bir şey değilmiş demek," diye geçirdi içinden: "Aksine, onlar utanma nedir bilmiyorlar, utanma duygusu da yok onlarda."
‘Alnıma yazılmış bir kader yolunun her gün yeni baştan sınanan yolcusuyum.’
Sayfa 86·Kitabı okuyor
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Yangını başlatmak için ateşe gerek yok, en büyük yangın inançtan gelir. BL
İnancını içselleştiremeyenlerin ruh hali...
Bir an Yaratıcı'yı seviyorsun, bir dakika sonra O'ndan nefret ediyorsun, "Biz bunları yaşarken neredeydi? Bize niçin yardım etmedi?" diyorsun. Bu, inancını içselleştiremeyenlerin ruh halidir ve sadece Yahudilere has değildir. Her inançtan insan bu halleri yaşayabilir.
Yangını başlatmak için ateşe gerek yok, en büyük yangın,inançtan gelir.
Kitap Alıntısı
Elizabeth Dönemi İngilteresine Dair
Elizabeth döneminde kralın laik yönetimin başı ve ülkenin mutlak hâkimi olduğu artık kesinlikle kabul edilmektedir. On altıncı yüzyıl insanı için kral siyasetin başıdır; çünkü kral Tanrı'nın yeryüzündeki temsilcisidir. Bu yüzyılın ikinci çeyreğinde VIII. Henry'nin başlattığı ve kral ile kilise arasında geçen egemenlik kavgası, yüzyılın ortasına gelindiğinde İngiliz kralının lehine sonuçlanmıştır. Papa'nın Hıristiyan dünyasının lideri olduğu görüşü Anglikan din adamları tarafından reddedilmektedir. Aynı inançtan olan tüm ulusların tek bir kişiye bağlanmalarının sakıncaları ortaya çıkmış, din birliği ülküsünün yerini dil birliği ve toprak bütünlüğü ülküsü almaya başlamıştır. Bu ülküye tek bir kişinin önderliğinde ulaşılacağının anlaşılması, soylulara bir daha toparlanamayacakları bir darbe indirmiş ve güçlerinin büyük bir bölümünü krala vermek zorunda kalmışlardır. Görüldüğü gibi, ulus devleti artık ortaya çıkmış, din ülke yönetiminde etkisini yitirmiştir; devlet dış baskılardan arınmış, bağımsız bir kurum olarak ortaya çıkmayı başarmıştır. Bu dönem düşünürlerine göre, Tanrı'nın gücünden üstün bir güç yoktur ve Tanrı'nın yeryüzündeki temsilcisi kraldır. Kral dilediği gibi davranmakta özgürdür ve Tanrı'dan başka kimseye hesap vermekle yükümlü değildir. Bu nedenle, kral Tanrı yasalarını çiğneyerek suç işlemişse kulun yapabileceği pek bir şey yoktur.³ Benzer görüşü savunan Crowley'e göre, insanların birbirlerinden öç almaya kalkışması Tanrı'nın varlığını hiçe saymaktır; çünkü suçluyu cezalandırma yetkisi kralındır. Kral iyi ise masumları korumak için iyidir, kötü ise kötüleri cezalandırmak için kötüdür. Tanrı kötü kralı, kullarının eski günahlarını cezalandırmak amacıyla gönderir. Böyle bir görevi olduğundan, halkın yapabileceği tek şey kralın tüm baskılarına boyun