Birbiriyle Bağlantılı Kavramlar
( Düşünce-Frekans-Müzik-Burç-Bilim-Büyü-Tılsım-Nazar ) _ DÜŞÜNCE _ _Buda: Her şey düşüncedir. Ne düşünüyorsak o oluruz. Bize düşüncelerimiz şekil verir. Hepimiz düşüncelerimizden doğarız. Bu dünyayı yaratan, zihnimizdir. Bu dünyayı bir hava kabarcığı, bir serap gibi düşün. Dünyayı böyle gören kişiyi ölüm görmez. Biz, içselliğimizin meyvesiyiz. İçimizde ne varsa biz oyuz. Bizi biz yapan zihnimizdir. Zihin uzaklarda bedensiz gezer. Hiçbir dost ya da düşman, düşüncenin verdiği iyiliği ve kötülüğü veremez.. _Ralph Emerson: Ne düşünüyorsak, o oluruz. Her eylemin atası düşüncedir. Birine göre adaletli olan şey, diğerine göre haksızlıktır; birine göre güzel olan, diğerine göre çirkindir; birine göre bilgelik olan, diğerine göre çılgınlıktır. Hissetme biçiminiz, neden bir başkasının kafasındaki düşüncelere bağlı olsun? Eğer ne düşüneceğinizi şansa bırakırsanız ya da gazete ve radyoya bırakacak olursak, kendi zihnimiz üzerindeki denetim gücümüzü büyük ölçüde yitiririz. Diğer tüm insanlar, kendi zihnimizi yansıtmak için bize yöneltilen aynalardır. İnsanlar, görüşlerinin aynı zamanda kendi karakterlerinin bir itirafı olduğunu görmüyor gibiler. Bir kar fırtınasındaki kar taneleri kadar çok yanılsama yastıkları vardır. Biz bir rüyadan diğerine uyanırız. Büyük insanlarla birlikte, düşünce ve davranışlarımız da büyür. Bir toplulukta bir bilge olsun yeter, bilgelik çabucak herkese bulaşır. Parlak zekalı biriyle sık konuşalım, olaylara aynı açıdan bakmayı çabucak öğreniriz. Değerli insanların en iyi etkilerini, onların yanından ayrıldığımız zaman hissederiz. Büyük insanlar dünyayı düşüncelerin yönettiğini görenlerdir. - İnsan ruhu, en baştan beri kendine ait her melekeyi, her düşünceyi, her duyguyu uygun olaylarda dışa vurur. Ancak düşünce her zaman olaydan önce gelir; tarihteki bütün
Hayat
Diyalektik 2 – Şeref, Bilgelik, Sanat
*_Düşünce_ _Buda: Her şey düşüncedir. Ne düşünüyorsak o oluruz. Bize düşüncelerimiz şekil verir. Hepimiz düşüncelerimizden doğarız. Bu dünyayı yaratan, zihnimizdir. Bu dünyayı bir hava kabarcığı, bir serap gibi düşün. Dünyayı böyle gören kişiyi ölüm görmez. Biz, içselliğimizin meyvesiyiz. İçimizde ne varsa biz oyuz. Bizi biz yapan zihnimizdir. Zihin uzaklarda bedensiz gezer. Hiçbir dost ya da düşman, düşüncenin verdiği iyiliği ve kötülüğü veremez.. _Ralph Emerson: Ne düşünüyorsak, o oluruz. Her eylemin atası düşüncedir. Birine göre adaletli olan şey, diğerine göre haksızlıktır; birine göre güzel olan, diğerine göre çirkindir; birine göre bilgelik olan, diğerine göre çılgınlıktır. Hissetme biçiminiz, neden bir başkasının kafasındaki düşüncelere bağlı olsun? Eğer ne düşüneceğinizi şansa bırakırsanız ya da gazete ve radyoya bırakacak olursak, kendi zihnimiz üzerindeki denetim gücümüzü büyük ölçüde yitiririz. Diğer tüm insanlar, kendi zihnimizi yansıtmak için bize yöneltilen aynalardır. İnsanlar, görüşlerinin aynı zamanda kendi karakterlerinin bir itirafı olduğunu görmüyor gibiler. Bir kar fırtınasındaki kar taneleri kadar çok yanılsama yastıkları vardır. Biz bir rüyadan diğerine uyanırız. Büyük insanlarla birlikte, düşünce ve davranışlarımız da büyür. Bir toplulukta bir bilge olsun yeter, bilgelik çabucak herkese bulaşır. Parlak zekalı biriyle sık konuşalım, olaylara aynı açıdan bakmayı çabucak öğreniriz. Değerli insanların en iyi etkilerini, onların yanından ayrıldığımız zaman hissederiz. Büyük insanlar dünyayı düşüncelerin yönettiğini görenlerdir. - İnsan ruhu, en baştan beri kendine ait her melekeyi, her düşünceyi, her duyguyu uygun olaylarda dışa vurur. Ancak düşünce her zaman olaydan önce gelir; tarihteki bütün olaylar önceden zihinde yasa olarak mevcuttur. Her
Edebiyat
Reklam
Henri Troyat ve Lev Tolstoy Biyografisi Lev Tolstoy Henri Troyat, dünyada biyografi yazarlarının büyük ustası. Lev Tolstoy ile ilgili biyografisi. 2010’da ilk baskısı yapılan kitabı, İletişim yayınları yayımladı. Eser Fransız kültür Bakanlığı’nın katkıları ile yayımlanmıştır. Bin sahifelik bu azametli büyük biyografi, dünya biyografi edebiyatının de orijinal eserlerindendir. Canan Özatalay ve Işık Ergüden tarafından çevrildi. 984 sahifelik bu muazzam çalışma anlatılması dahi zor bir gayret ile ortaya çıkarılmıştır. Eserde Tolstoy’un yazar olarak hayatı, eserlerin hazırlanış devreleri, ortaya çıkışları ve yankıları, roman eleştirisi açısından eserlerinin yorumları, onlar hakkındaki eleştiriler, edebiyat dünyasındaki tesirleri ile birlikte verilmiş, Eserde Tolstoy’un dünya edebiyatı, sanatı, musikisi konusundaki eleştirel görüşleri yer almaktadır. Çok geniş bir okuma dünyası olan yazarın bilimden, romandan, sanattan dinden faydalanan bir yazım dünyası vardır. Eserde düşüncelerinin oluşmasında tesiri olan edebi v e felsefi eserler, filozoflar ve sair sanatçılar da yer yer görünmektedir. Romancı düşünce dünyasını oluşturan kitaplar ve şahıslar hakkında cömert davranmış her şeyi gelecek nesillere bırakacak şekilde konuşmuştur. Kitap evrensel ve dünya vatandaşı bir romancının ortaya çıkışını, çalışma tarzını, eserlerinin meydana geliş sürecini de anlatmakta, adeta bir sanat felsefesi metni olmaktadır. Romancının her romanının hazırlanış dönemlerini, doğuş sürecini ayrıntılı şekilde vermektedir. Eser Tolstoy ailesini de çok yönlü olarak tanıtmakta, adeta ailenin haritasını çıkarmaktadır. Atalarından Rusya’da çeşitli bölgelerde yaşayan aile üyelerini hepsi genel yapıyı bozmayacak şekilde ortaya konmaktadır. Eserde Tolstoy’un Turganyev
1000Kitap
İzmler
Ben Materyalist miyim? Aslında hiçbir felsefi düşünceyi yabana atmam. Çünkü hepsinde gerçeğin bir görüntüsü vardır, ama bütün parçalardan fazlasıdır! Hayata anlam vermek düşünsel bir yapıya sahip olan insan için kaçınılmazdır. Bununla ilgili ilk soru gerçek nedir, olarak karşımıza çıkmaktadır. Descartes, düşünüyorum öyleyse varım, derken düşünmeyi somut varlığın delili olarak gördüğünü ilan etmiş oldu. Aslında felsefenin ilk konusu da bu nedenle gerçeklik üzerine kuruludur. Belki de antik dönemlerde mistik, spirütuel ( ruhsal) kavramlar ön planda olduğu için insanlar bunun gibi herkes tarafından farklı algılanan şeylere kuşku duymaya başladı. Oysa Gerçek; herkes tarafından aynı şekilde algılanması gereken şeydir. Yeşil renk herkes tarafından aynı şekilde algılanır, şayet biri yaprakları kırmızı görüyorsa o mutlaka renk körüdür. İste gercek bu kadar somut ve aynı şekilde algılanır olmalıdır. O halde herkesin aynı şekilde algıladığı şey inkar edilebilir mi! Elbette ki hayır. O halde neden gerçekçi olmayalım. Materyalizm somut gerçekçilik üzerine kuruludur. Bu nedenle haklı bir felsefedir. Ancak gerçekçiliği madde boyutuna saplayarak gerçeğe ve gerçekliğe haksızlık yapmıştır. Her ne kadar insanın doğru Bilgi edinmesi için öncelikle maddi gerçekliği iyi kavraması gerekse de, evreni, bütün bu kozmik yapıyı anlamak için maddi gerçekçilik yetmez. Bu nedenle insan ilk önce bir Materyalist olarak evrende cari olan kanunları öğrenmeli ve bir filozof olarak madde ötesine de geçebilmelidir. İnsan öncelikle kendi biyolojik yapısını Materyalist olarak iyi anlamak zorundadır, ancak; bunu yaparken insanı sadece biyokimyasal reaksiyonlar zincirine çevirmemelidir. Çünkü akıl ve duygular maddi gerçekliğin üstünde, bütünden ayrı olarak bir değer ifade eder. Bu değer bütünün ortaya
Edebiyat
❝Dünyanın daha fazla "başarılı" insana ihtiyacı yok. Daha çok hikaye anlatıcısına, daha çok barış gönüllüsüne, gönül tamircisine, sevgi taşıyan insanlara ihtiyacı var. Dünyayı daha yaşanılası ve insancıl kılacak ahlaki cesareti gösterebilecek insanlara ihtiyacı var. ❞ Kemal Sayar Başı Sınuklar İçin Kılavuz, Kemal Sayar "Basitlik, gelişmişliğin son noktasıdır." Leonardo da Vinci Sinan Canan Kimsenin Bilemeyeceği Şeyler, Sinan Canan Hal Tercümesi” adlı şiirinde, “Kapalı kaynar tencerem bilinmez/ Et mi pişer, dert mi pişer./ Çağırmadılar ki beraber gidelim/ Gittiler birer ikişer.” Behçet Necatigil Bence Necatigil’i sevmekle evi sevmek arasında yakın bir ilişki vardır. Aileyi sevmekle Necatigil’i sevmek arasında da. Çünkü Necatigil için ev, biraz da aile demektir. Ayfer Tunç Harflere Bölünmüş Zaman, Ayfer Tunç Sayfa 102 Voltaire...: Görüşlerinize katılmıyorum, ancak bu görüşlerinizi rahatça ifade etmeniz için canımı feda etmeye hazırım.
ÜÇÜNCÜ TEKE HİKAYESİ
Olay Kanada Toronto yakınlarında küçük bir yerleşim merkezinde geçti. Final sınavları gelip çatmıştı ve kendilerini yeterince hazır hissetmeyen iki haylazın aklına sınavları erteletmek için harika bir fikir geldi. Sınavdan önceki pazar günü okulun içerisine üç tane teke soktular. Değişik koridorlarda bırakmadan önce kocaman bir koli kalemi ile tekeleri numaralamaya karar vermişlerdi ama bu işlemi gerçekten şeytanca yaptılar. Birinci tekenin üzerine 1/4 yazdılar. Yani dört tekenin birincisi olduğunu işaret ettiler. İkincinin üzerine ise 2/4 ve sonuncunun üzerine 4/4 yazdılar. Sonra da ertesi gün ders çalışmak için bol vakitlerinin olacağını bildiklerinden sinemaya gittiler. Ertesi gün okula temizlik için erken saatlerde gelen görevli bir gariplik olduğunu hemen sezdi. Okul keçi kokuyordu ve her yer keçi pisliği ile dolu idi. Açlıktan ve garip yerde kapatılmaktan deliye dönmüş tekeler koridorlarda koşuşturup duruyorlardı ve hırslarından saldırgan hale gelmişlerdi. Kolay lokma olmadıkları belli idi. Görevli hemen müdürü aradı ve durumu anlattı. Müdür belediyeye ve emniyete haber verdi ve okula gelip durumu gören yetkililer ve öğretmenler keçileri çıkarana kadar derslerin (dolayısıyla sınavların) yapılmamasına karar verdiler. Üç teke bir saat içerisinde bir sürü komik olay sonrası yakalandı ama tekelerin üzerindeki numaralara bakan görevliler dördüncü bir tekenin yani kayıp üç numaranın bulunması için aramaları sürdürdüler durdular. O pazartesi boyunca aranan 3 numaralı teke bulunamadı. Salı arama sürdürüldü ve Çarşamba artık 3 Numaranın kendiliğinden okuldan ayrıldığına ya da hiç olmadığına kanaat getirildi okul açıldı. --------------------- Bir zamanlar okulumuzda yeterince yakıt olmadığı için senede bir-iki kere kalöriferleri yakamazlar ve okulu tatil ederlerdi.
Edebiyat
Reklam