Uzunca bir hidayet öyküsü…
Eşim ilk evladımızı doğurduğunda daha 30’uma gelmemiştim. Hala o geceyi hatırlarım. Bütün geceyi arkadaşlarımla geçirmiştim. O gece, gereksiz konuşmaların olduğu ve arkadaşlarımı güldürmek için çeşitli saçmalıklar yapıyordum. O zamanlar diğer insnaları etkileme ve güldürme gibi ilginç bir yeteneğe sahiptim. Taklit edeceğim insnanın sesine uygun olarak sesimi değiştirebiliyordum. Kimse benim alaylarımdan kaçamazdı, arkadaşlarımla bile alay ederdim. Sonra bazı insanlar zamanla dilimden kurtulmak için benden uzaklaşmaya başladılar. Tam o gece pazarda dilenen kör bir adamla dalga geçmiştiğimi hatırlarım. Daha da kötüsü ona çelme takarak düşürdüm ve o kör adam ne söylediğini bilmeyerek kafasını sağa sola döndürmeye başladı. Her zaman ki gibi evime geç saatte döndüm ve karım beni bekliyordu. Eşim korkunç bir durumdaydı ve titrek bir sesle “Raşid… Neredeydin ?” diye sordu. “Marsta olacak halim yok ya, arkadaşlarla beraberdim” diye cevapladım. Oldukça hassas durumda olduğu belli olan ve göz yaşlarını zor tutan eşim; “Raşid, çok fazla yorulmaya başladım ve sanırım evladımız yakında doğacak.” dedi ve sükunet içinde bir gözyaşı yanaklarından süzüldü. O an eşimi ihmal ettiğimi hissettim. Bu zamanlarda dışarılarda gezmek yerine onun yanında olmalıydım çünkü eşim hamileliğinin dokuzuncu ayını doldurmak üzereydi. Sonra eşimin sancıları başladı ve hiç zaman kaybetmeden onu hastaneye götürdüm. Hemen eşimi doğum odasına aldırlar ve uzun süre acı işçinde o odanın içinde kaldı. Ben dışarıda onun doğum yapmasını bekledim fakat doğum zordu yine de sızana kadar bekledim. En sonunda hastaneye telefon numaramı bırakarak eve gittim iyi haberleri bana söylemelerini istedim. Aradan biraz süre geçtikten sonra hastane çalışanları bana Salim’in doğumunu müjdelediler. Hastaneye geri döndüm ve
Normalde sınavların son günü, özgürlük hissiyle dolup taşıyor olmam gereken bir gündü ama benim kalbim hiç öyle hissetmiyor.
Sayfa 20
Alıntı
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Hun Türk Nuh Tufanından* An Zaman da Yaşanan Şer Tufana Bilinç Yolculuğu Tinsel tesir dozunu biraz daha artırma zamanı geldi. Kötülük ne zaman yeni hamle yaptığında kendi sonunu kendisi getirmesi için çaresiz bırakacak enerji dozu artırır. Bir anda kendinizi Nuh tufanının yaşandığı zamana gidebilecek bir bilinç ile bu yazılanları okuyun. Taşlara tapanların dünyasında farkındalık bilinci ile ilk Nuh peygamber uyandı. Taşlara tapanları uyandırmak o kadar kolay değildi. Olmayacaktı zaten. Ne taşlara tapanlar inadından vazgeçti. Ne de Nuh peygamber iç sesine kulak vererek hissettiğini yapmaktan vazgeçmedi. İnsanlara bu taşlar sizi anlamaz, hissetmez, dualarınıza yanıt vermez kendinizi aldatmayın dedi. Yeryüzünde o çağın tanrısı taşlardı. Yeryüzünde tanrı üreten şirk zihniyeti her çağda çok titiz çalışır, çoğunluğu kolay aldatır. Bugün farklı mı? Kötülükte uzun ömürlü çabalar içine girer yalnız sonuç her çağda bir sebepten hüsranla biterdi. Ve Nuh taşlara tapanlara boğulmamaları için gemi yaptığını ve her insanı yok olmayın diye uyarır. İçinde ki ses ona şöyle seslenir; Tandır kaynağında gemiye aileni ve yaşamın tüm paydaşlarından birer çift eşleri ile birlikte al. Sonuçta sans inanmayan alay eden karşı çıkan inatlaşma içinde dikleşen herkes boğularak yok edilecektir.
Hayata Dair
Galatasaray Lisesi Müdürlüğüne, Pazartesi günkü tarih dersinde, her zamanki gibi gürültü yapıldığında, çünkü sayın öğretmenimiz Kaz Cemal beyin dersleri yıllardır gürültülü ve bol gollü geçmektedir, öğretmenimiz kendisinden beklemeyen ve o güzel ağzına hiç yakışmayan bir biçimde sınıfımıza küfretmiş, ders anlatmayı kesmiş, tam kafayı dinleyeceğimiz bir sırada da, onu bunu sözlüye çekmeye başlamış, dersin sonlarına doğru gergin bir ortam yaratmıştır. Ders sonunda, perşembe günü, henüz okumamış bulunduğumuz üç konudan yazılı sınav yapacağını belirtmiş, sınıf defterineyse, ürkek el yazısıyla “ders anlatıldı” yazmış, kaz adımlarıyla sınıftan çıkıp gitmiştir.
Okulun ilk günü, sevincimiz ektedir.;)
"Daha okulun ilk günü,..."dedim ,"...yaz tatiline dokuz ay var daha .Bir yığın çalışma, sınav ,yorgunluk var daha önümüzde. "
Deneyimlerin kişiyi pozitif yönde etkilemesi için her zaman olumlu sonuçlanması da şart değildir. Hafızamız, ister beklediğimizden çok daha zorlu geçen bir yolculuk, ister ters giden bir doğum günü partisi, isterse çalışmamızın karşılığını alamadığımız bir sınav olsun, zor, kötü ya da üzücü deneyimlerimizin üstünü örtmeye, zaman içinde olumlu yönlerini ön plana çıkarmaya yönelik bir işleyişe sahiptir. Bunun bir sonucu olarak yaşanırken olumsuz hislere sebep olan deneyimler de gelecekte olumlu hatırlayacağımız anılara dönüşebilir.