6/10
·456 syf.··
2026 60. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 14:55
Merhabalar #reverseharem türünü oldukça seven bir okur olarak, yabancı #booktok tarafında ve bizim #bookstagram larda da inanılmaz sevilen (kitabın eksiklerine rağmen genel olarak nasıl bu kadar sevildiği ve övüldüğü kısmı konusunda cidden akıl tutulması yaşıyorum.Yanlış anlaşılmasın herkesin okuma penceresi farklı tabi ama bariz olan bir şeyler varken bu kadar övülmesi bana açıkçası garip geliyor.) ve benim de uzun zamandır merak ettiğim Herakles'in Kanı yorumuyla geldim. Kitabın konusu kısaca; Alexis, evlatlık büyüyen ve çocukluğu boyunca birçok travma yaşayan, kekemeliği ve kırılganlığı yüzünden dışlanan genç bir kız. Bir gün, kendisi gibi evlatlık olan kardeşi Charli ile hayatlarını daha iyi şartlara taşımak için girdiği sınavda kanının Spartalı olduğu ortaya çıkıyor ve tüm hayatı bir anda değişiyor. Güçlü savaşçılarla dolu bir akademiye kabul edilen Alexis, burada hem geçmişinin sırlarıyla hem de kendi gücüyle yüzleşmek zorunda kalırken olaylar gelişmeye başlıyor. Öncelikle kitapta sevdiğim tek şeyin Alexis ve yılanı Nyx'in ilişkisi olduğunu söyleyebilirim. Aralarındaki o alaycı diyaloglar gerçekten hissediliyordu ve kitap boyunca bana keyif veren nadir detaylardan biriydi. Dostluklarını okumak güzeldi. Evren tarafinda ise kitap; Yunan mitolojisi, tanrilar, Sparta halkı, Olimposlular ve yeraltı halkı gibi oldukça ilgi çekici detaylara sahip. Olimposluların güçleri daha yalın ve tanrısal bir tarafta ilerlerken, yeraltı halkının güçleri daha karanlık ve ölümcül bir yapıdaydı. Bunun yanında Titanlarla süregelen savaş da evrene ayrı bir potansiyel katıyordu. Açıkçası konu ve karakter altyapısı bana oldukça güçlü geldi. Ama ne yazık ki benim için sorunlar da tam burada başladı. Yazardan ilk okuma deneyimimdi ve maalesef kaleminden hiç hoşlanmadım. Alexis'i o kadar
1000Kitap
Herakles’in KanıJasmine Mas · Juno Kitap · 2025148 okunma
3/10
·368 syf.··
2026 39. kitabı
Çok beğendiğim söylenemez açıkçası. Yazım dili çok basitti. Bir günde bitirdim hatta bitiremedim son 30 sayfada sinirlenip bıraktım. Herkesin yazabileceği, üzerinde düşünülmemiş bir kurgu olduğu çok bariz bir şekilde belliydi. Kitabın gelişi bir fiyaskoydu zaten ürün içeriğimde eksik çıkmıştı( Yayınevinin sitesinden aldım) Kitapta kadın karakterimiz fenomen bir hemşire. Ama tabi öncesi böyle değildi yıllarca kazanmak için hazırlandığı sınavda düşük puan alınca sosyal medyaya bir tepki videosu yüklüyor. Video patlıyor. Ailesi onları rezil ettiğini söyleyerek sırtını dönüyor. Babasıda tercih döneminden sonra tercihini değiştirip hemşirelik seçiyor. Zor bela bitiriyor ama çok ünlü bir fenomen oluyor ve lakabıda Asalak Fenomen oluyor. Kızımız bir gün rahatsızlanıp doktora gidiyor ve bu doktor ana erkek karakterimiz. Erkek karakterimiz birşeyi olmadığını, kahveden dolayı olduğunu söylüyor. Kadın sinirleniyor ve adama özel bir tepki videosu yayımlıyor ama tabikide düşünemediği şeyler oluyor. Stajını o hastanede yapacağı gibi. Dediğim gibi konusu çok basit. 300 sayfa gibi bir sayfa sayısı var çok ince. 1 günde biter ben birkaç saatte bitirdim. Erkek karakterimiz Merthan bekar bir baba ve 5 yaşında bir oğlu var bu arada. Kızımızın adıda Feyza. Ben 2,5 veriyorum oda ortası iyidi sonlara doğru ve başında kriz geçiricek kadar sıkıcı olmaya başladı sadece.
Asalak FenomenMerve Güner · Lapis Kitap · 202662 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Puan vermedi·536 syf.··
2026 90. kitabı
BEYZA ALKOÇ~BUL BENİ~2 Selam.Bugün sizlere Beyza alkoc kaleminden #bulbeni serisinin ikinci kitabı ile geldim.İlk kitabı çok severek okumuştum ve bu kitapta çok güzeldi ikinci kitabı da çok severek okudum. Yazarın kalemini zaten seviyorum akıcı ve yormayan bir yazım dili var.Heyecanın hiç bitmediği, sırlarla dolu bir kitaptı yine.Özellikle sonlarda yine bir ters köşe yaşadım ki asla beklemediğim bir şeydi ve bu ilk kitapta da yer alan bir olayın çözüme kavuşmasını sağladı.Derin Mavi’yi bu kitapta da çok sevdim özellikle kardeşine karşı olan yaklaşımı çok güzeldi.Ama ben bu kitapta en çok Aziz Ata’yı sevdim yine.Hem olaylar karşısındaki duruşu, hem olaylara karşı adil davranışı hem de Derin’e olan aşkının arkasında sonuna kadar duruş çok güzeldi.Hem genç gençlerin hem yetişkinlerin severek okuyacağı bir seriydi.Bu türde okuma yapmayı seven herkese kesinlikle tavsiye ediyorum. İlk kitapta Baran kaybolmuş ve herkes onu aramaya başlamıştı.Kitabın sonunda büyük bir bomba patlatarak ortaya çıkmış ve herkesi şoka uğratacak gerçeklerle ortaya çıkmıştı. Bu gerçekler neticesinde Derin’in annesi tutuklanmıştı ve Derin öğrendikleri ve yaşadıklarının neticesinde yurt dışına gitmişti. İkinci kitap tam olarak buradan başlıyor.Derin Montenegro’da kendine yeni bir hayat kurmaya çalışırken Aziz Ata‘dan annesinin doğum yapmaya başladığı ile ilgili telefon alıyor ve bu telefonun üzerine kardeşini yalnız bırakmamak adına Türkiye’ye geri dönüyor.Ama Annesinin eşi Deha Yener’in aile tarafından pek de hoş karşılanmıyor.Bebeği ona asla göstermek istemiyorlar.Derin görmek ve onu alabilmek için planlar düşünürken kardeşinin kaçırıldığıyla ilgili haberle sarsılıyor.Tüm emniyet teşkilatı ile birlikte herkes kardeşini aramaya koyuluyor.Ama bebek bir türlü bulunamıyor. Bu sırada giderken arkada
Bul Beni 2Beyza Alkoç · İndigo Kitap · 202679 okunma
Beyninizi yakmaya hazır mısınız? /797. İnceleme
Puan vermedi·244 syf.··
2026 38. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 23 Mayıs 2026 23:37
Kendime ithaf edilmiş bir kitap olduğunu söyleyerek başlamak istiyorum incelememe… Şaka değil gerçek! “Bu kitabı hastalara ve özverili hasta yakınlarına ithaf ediyorum.” Yaklaşık bir ay kadar önce gördüm Sayın Oytun Erbaş’ı ve kitabını imzalarken bir de ilaç yazdı bana. “Adama bak hasta mıdır nedir,” derken meğer ben hastaymışım da bilmiyormuşum. “Hacı hacıyı Mekke’de, deli deliyi dakkada bulur,” sözü geldi aklıma. Gülsem mi ağlasam mı bilemedim. Ne der bir yazar, “Ağlanacak halime kahkaham kalmadı.” “Ne kadar çok entelektüel gelişim, o kadar sağlıklı bir ruh hali.” İnsanlığın varlığını “kısa boylu” insanlara borçlu olduğunu biliyor muydunuz? İyi ki onlar var, olmasalardı olmazmışız. “Herkes uzun boylu olsaydı, Buzul Çağı’nda tek bir insan ayakta kalamazdı. Oysa aramızda kısa boylular vardı ve kısa boyluların ısı kaybı uzunlara göre daha az olduğundan onlar bu soğuk devirde ayakta kalmayı başardılar.” Kısa boyluları sevelim, onları koruyalım. Önemli olan boy değil karakter deyip konudan uzaklaşmak istiyorum, Arthur Schopenhauer’ın da dediği gibi, “Hiç kimsenin öyle uzun boylu gıpta edilecek tarafı yoktur; fakat çokları var ki bu ölçüde acınmaya layıktır.” “İlginçtir, Anoreksiya hastalarının %98’i kadın, kalan %2’lik dilim ise homoseksüel erkeklerdir.” Çağımızın çığ gibi büyüyen hastalığı. Kilolu olmadıkları halde kendilerini kilolu gören, hep kilo fazlası olduğunu düşünen kadınlar… Neden kadınlar peki? Çağımızda kadınlara öyle algılar oluşturuldu ki sanki hep güzel olmak zorundalar, fizikleri düzgün olmak zorunda… Clarissa P. Estes, Kurtlarla Koşan Kadınlar’da, “Tarih boyunca Vahşi Kadın’ın ruhsal toprakları yağmalanıp yakılmış, buldozerlerle düzlenmiş ve başkalarını memnun etmek üzere doğal döngüleri, doğal olmayan ritimlere büründürülmüştür,” der. Bir dergide okumuştum, “Tırnak uzatmaya
Psikiyatrinin Kara KitabıOytun Erbaş · Siyah Kuğu Yayınları · 2018861 okunma
Puan vermedi·280 syf.··
2026 25. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 05 Nisan 2026 23:31
VAAT ‘’Astrid korkularla dolu bir insandı. Başka şeylerin yanı sıra, karanlıktan, yoksulluktan, gök gürültüsünden, şişmanlamaktan, depremlerden, gelgitlerden, timsahlardan, siyahlardan, gelecekten, toplumun düzenli yapısının bozulmasından da korkardı. Sevilmemekten. Hep böyle olmaktan.’’ Henüz ergenlik çağında bulunan bir kızın, duyguları üzerinden ayrımcılığın ruhlara ne denli derin işlediğinin itirafını okuyoruz bu satırlarda. İnsanların, hakların, sevginin, duyguların, hayatın siyah ve beyaz diye ikiye ayrıldığı yıllarda bir Güney Afrika kasabasında beyaz bir aile olan Swart ailesinin –kaderin bir cilvesi ise Swart kelimesinin Afrikaanca siyah anlamına gelmesiydi- yavaş yavaş çözülmeye ve yok olmaya giden aile öykülerini anlatıyor Vaat. “Burası Güney Afrika, mucizeler ülkesi.” Kitap 4 bölümden –Anne, Baba, Astrid, Anton- ve bu dört bölümle beraber her bir karakterin ölümüyle başlayan hayat hikayeleriyle devam ediyor. İlk bölüm olan Anne bölümünde; Anne Rachel, ağır bir hastalık döneminin ardından genç denebilecek bir yaşta büyük acılardan sonra hayata veda ediyor. Geride bir eş, biri erkek ikisi kız 3 evlat, bir de evlerindeki yardımcı siyah kadın Salome’yi bırakıyor. Annenin ölümü ailenin çözülmesi önündeki ilk ve en büyük adım oluyor. Bu noktada anne ölümü seçilmesi tesadüf olamaz, elbette. Anne’nin en küçük kızı Amor, Anne’nin öldüğü gün regl oluyor. Anne ölümü ile beraber erginleşen kız, çok güçlü ve çok kadınsı bir metafordu. ‘’Dışarı çıkıp kapıyı arkasından kapattı ve Amor’u tek başına bıraktı. Dünyada tek başına. Anne nerede? Şimdi, tam da şu anda burada olması, bana yardım etmesi gerekiyordu. Ama o gitti, hem de ben yokken.’’ Abla Astrid, kız kardeşi Amor’a yeterli ilgiyi gösterecek karakter ve olgunlukta olmadığı için Amor o korkunç deneyimden sonra
VaatDamon Galgut · Delidolu Yayınları · 2022728 okunma
Puan vermedi·368 syf.··
2026 60. kitabı
·
36 saatte okudu
·
Okunma: 07 Nisan 2026 13:54
ASALAK FENOMEN Merve Güner Merhabaaalar, çok güldüğüm bir kitap ile geldim. Merve Güner’in kalemini Polis Şakaya Gelmez kitabı ile tanıyıp sevmiştim. Bu kitabının da beni güldüreceğini biliyordum. Tek kitap değil arkadaşlar, devam kitabı olacak. Bu okuduğum serinin ilk kitabıdır. Feyza Soysal, yıllarca doktor olma hayaliyle çalışsa da sınavda üst üste başarısız olunca hayal kırıklığıyla bir eleştiri videosu paylaşır ve bir gecede ünlü olur. Gelen destekle umutlansa da bu fırsatı kaybeder ve zamanla sivri dilli bir fenomene dönüşür. Artık hedefinde ise onu küçümseyen kalp ve damar cerrahı Merthan Özkan vardır. Feyza benim için çok hassas bir karakterdi, soğuk görüntüsünün aksine gerçekten kırılgan bir kalbi vardı. Ona o kadar üzüldüm ki. Çok yalnızdı, çıkıp sarılasım geldi. Merthan ise ana erkek karakterimiz. Kendisi Kalp ve Damar Cerrahı olabilir ama benim için 18 yaşında ergen gibi davranan birisi. Ona o kadar kızdım ki ya anlatamam. O son neydi öyle yazarım? Merthan, bazı konularda mantıklı düşünüyor olabilir ama o zaman kızdan uzak duracaktı. Bu kısımda tüm green flaglerimi, kırmızıya boyadı. Umarım ikinci kitapta yaptığı yanlıştan hemen döner. Ben sonuna kadar Feyza’nın yanındayım. En çok sinirlendiğim karakter Merthan diye düşünebilirsiniz ama hayır Feyza’nın babası. Bunu yazarımıza da söyledim. Bu ne lanet bir karakterdir diye… Maalesef günümüzde kendi üniversite tercihine gidemeyen bir sürü kızımız var. Yazar burada aslında babasının tercih listesini değiştiren Feyza’nın babasını yazmakla birlikte ülkemizdeki bir soruna da değinmiş oldu. Ayy hani çok gülmüştün hep sinirlenmişsin diyebilirsiniz… Feyza’ya çok güldüm arkadaşlar, beni kitapta sarıp sarmalayan bir karakterdi.
Asalak FenomenMerve Güner · Lapis Kitap · 202662 okunma