Yabancı şahane bir roman olmasına karşın şu günün insanına hiç de yabancı değil. Zira "cezanın özgürlüklerin yitirilişi" olduğunu hatırlarsak, bizimki gibi üçüncü dünya ülkelerinde milyonlarca insan bu sefaletin pençesinde zaten umutlarını, hayallerini geride bırakmış ve (kayıtsızlık içinde) rüzgârda sürüklenir durumda. Gelişmiş ülkelerde ise kara mizah öğesi olarak görüyoruz bunu:
"Her şey hakkında hiçbir şey" sloganlı sit-com Seinfeld'den Peter Sellers'in yüzünü verdiği Bir Yerde'ye , Brezilya'dan çıkma O Cheiro do Ralo (2006)'dan taa sessiz dönem deadpanlarıyla Buster Keaton'a, bencillikleriyle Monty Python, Coupling vb. İngiliz güldürü ekiplerine... Kaldı ki Meursault mahkemesinin bir bölümünde duygu seline kapılıp, kendisine karşı duyulan nefrete karşı hayatında ilk kez hüngür hüngür ağlamak istediğini söyler. Bu karakterlerin hiçbirinde ise bu duygunun esamesi okunmaz. Daha güzel bir örneği Peter Cook'un Bedazzled'deki Şeytan tiplemesi için söyleyebiliriz (1967). İngilizler bu işin piri olmuşlardır. Karakterimiz aynı zamanda roman boyunca şehvet duyar, temel ihtiyaçlarından sadece bu öne çıkar gibi görünse de, hücrede geçirdiği günlerin 16-18 saatini uykuda geçirmekten de keyif duyar. Verdiği esinlerin önünde, kendisi de finalinde Hugo'nun Bir İdam Mahkûmunun Son Günü'nden etkilenmiş gibidir.
Topluma, düzene, insanlığa yabancılaşmışsanız ve "dünya" denince sadece doğayı ve hayvanları görüyorsanız, romanı özyaşam öykünüz gibi okumamanız için hiçbir sebep yok. Sadece Lost'un Jack'i gibi, anne-babanızı madden/manen kaybetmiş ve bunun acısını içinizde yaşıyor iseniz, okumayı süresiz bekletebilirsiniz. Zaten size açacağı yeni bir ufuk da yok. Bunun için Pollyannalar sıraya girebilir.
Şunu da tam yerine iliştireyim: #224711581
Söylediklerinden ne kadar da emin görünüyordu, değil mi? Halbuki, kesin doğruluğuna inandığı hiçbir şeyin kadın saçının bir tek teli kadar değeri yoktu.
En temel kurallarını görmezden geldiğim toplumda artık bir yerim olamayacağını, en basit tepkilerini bilmediğim insan kalbinden de bir medet umamayacağımı belirtti. "Sizden bu adamın kellesini istiyorum," dedi.