Cehov serisinin yarisi defolu geldi, birini yollamistim kalani da oldugu gibi Amazon'a geri gonderecegim. Akunin serisinden Leviathan da oyle, tekrar alip bunu iade ederek serisini koruyacagim. Degisimi de kaldirmis Amazon. Depoda kitaplari tozlanmaya birakmak nedir, bu fiyatlarda? Hicbir albenisi kalmamis. Kursagimda kalan hevese mi yanayim, giden zamana mi, yoksa hepsini hafta sonu kargoya kendim goturecek olmak kulfetine mi? Amazon uyeligimi ilk gunden beri surduruyordum, arada satici sayilmak sacmaliginda bile ayrilmamisken onumuzdeki ay bunlari saygısızlık addedip bagimi kopartacagim. Artik sen de bizden birisin Amazon, hosgeldin ve gule gule.
Veba'yı Jack London'un Kızıl Veba 'sı ve Daniel Defoe'nun Veba Yılı Günlüğü 'nden sonra okudum. Zaten bu son kitaba atıfla, Defoe'dan alıntıyla başlıyor kitap. Fakat bu iki kitap ardı ardına okunduğunda, neredeyse aynı kitabı özetiyle okumuş gibi oluyorsunuz. Farklar var elbet: Defoe kalemini Tanrı için yorarken, Camus vebanın içimizde bizi kemirmekte olan çürümüşlüğün ta kendisi olduğunu sıklıkla dile getiriyor. Benzer görüşlere hakim bir okuyucu iseniz de size yeni bir perspektif sunmuyor. Hatta ben "diğeri varken neden değerli zamanını bu kitap için harcamış?" diye içlendim bol bol, üçlemenin ikincisinden sonra grip kapıp hasta olan bünyem bir an önce yeni ufuklara yelken açmak istiyordu lakin aynı anlatıya dönüp dönüp durmak oldukça yordu.
Biri İngiltere'de biri Fransa'da, farklı zamanlarda peydah olan iki salgına dair bu iki kitapta benzer ifadeler de mevcut. Defoe bu örneklerde çok daha çarpıcı bir anlatıma sahip, bunu yineledikten sonra örneklere geçeyim:
Defoe'nun kitabında bir gece vakti bir kadının vebalı olduğunu söyleyen biri tarafından kıskıvrak yakalanıp öpüldüğü ve kadının yaşadığı şok anlatılıyordu. * Camus'un kitabında 80. sayfaya bakıyoruz:
"Cottard'da vebaya dair doğru yanlış hikayeler pek çoktu. Anlattıklarına göre, şehir içinde bir sabah veba belirtileri taşıyan bir adam, hastalığın sayıklamaları arasında kendini dışarı atmış, vebaya tutulduğunu bağırarak karşısına çıkan ilk kadını kucaklamıştı."
"Ne var, herkesin başına gelebilir", "tek salgına özgü bir vaka olmak zorunda değil" diyebilirsiniz. O halde şunu ileri sürerim: Daha önce anlatılan, salgına yönelik bir tanıklığı, kendi anlatısı için kullanmak özgün bir kalem için kabul edilebilir midir? Üstelik Nobel'i bununla almışsanız. Devam ediyorum,
Defoe'nun kitabında 78. sayfadaki anlatıya
Şehirden yükselen coşkun sevinç seslerini dinlerken, Rieux, bu sevincin her zaman bir tehdit altında bulunacağını düşünüyordu. Çünkü kendini sevince kaptırmış halkın bir şeyden haberi olmadığını ve kitaplarda okunduğu gibi, veba mikrobunun ne öldüğünü ne de kaybolduğunu, sayısız yıllar boyunca mobilyalarda ve çamaşırlarda uykuya dalabileceğini, odalarda, mahzenlerde, sandıklarda, mendillerde, eski kağıtlarda sabırla bekleyebileceğini ve zamanı gelince bir gün insanları yola getirmek ve felaketlerine sebep olmak için vebanın farelerini uykularından kaldırıp, mutlu bir şehre ölmeye gönderebileceğini biliyordu.